Çocuklarımıza iki hayat mı, bir hayat mı öğretmeliyiz? Geleneksel Değerlerin Dijital İhtiyaçlara Uyarlanması

“İki hayat” bakış açısı öğrencilerimizin okulda geleneksel, dijital bağlantısı olmayan bir hayat yaşamaları gerektiğini ve okul dışında dijital bir hayat yaşamaları gerektiğini söylemektedir. Bu bakış açısı çocukların oldukça doğal bir şekilde kullandıkları dijital teknolojinin okulda etkili ve sorumlu bir şekilde kullanılmasının aşırı pahalı, sorunlu veya dikkat dağıtıcı olduğunu ileri sürmektedir. Teknolojik bir hayat tarzının kişisel, sosyal ve çevresel etkilerinin okul müfredatında önemli olmadığını ve çocukların siber güvenlik, teknolojik sorumluluk ve dijital vatandaşlık konularıyla öğretmenlerin veya eğitim sisteminin yardımı olmadan baş etmek zorunda kalacaklarını belirtmektedir.

Should we teach our kids to have two lives, or one?

The “two lives” perspective says that our students should live a traditional, digitally unplugged life at school and a second, digitally infused life outside school. It says that the digital technology that kids use quite naturally is too expensive, problematic, or distracting to use effectively and responsibly at school. It says that issues concerning the personal, social, and environmental effects of a technological lifestyle are not important in a school curriculum, and that kids will have to puzzle through issues of cyber safety, technological responsibility, and digital citizenship without the help of teachers or the education system.

Buna karşın, “bir hayat” bakış açısı bunun tam tersini, yani eğitimciler olarak öğrencileri sadece okuldaki teknolojiyi kullanmaya değil, aynı zamanda teknolojiden topluluk ve toplum bağlamında da bahsetmeye davet ederek öğrencilerin tek ve bütünleştirilmiş bir hayat yaşamalarına yardımcı olmamız gerektiğini ileri sürmektedir.

Başarıyı sadece refah için değil aynı zamanda insanlık için arttıracağımız bir gelecek istiyorsak, dijital çocuklarımızın bireysel dijital teknoloji kullanım yetkisini kişisel, toplumsal ve küresel sorumluluk anlayışıyla kullanmalarını sağlamamız gerekmektedir. Okul, çocukların teknolojiyi sadece etkili ve yaratıcı bir biçimde değil, aynı zamanda sorumluluk anlayışıyla ve akıllıca kullanan dijital vatandaşları olmalarına yardımcı olmak için mükemmel bir yerdir. Ancak bunu ancak çocukların iki hayat değil, bir hayat yaşamalarına yardımcı olarak yapabiliriz.

In contrast, the “one life” perspective says the opposite, that it is precisely our job as educators to help students live one, integrated life, by inviting them to not only use their technology at school, but also talk about it within the greater context of community and society.

If we want to pursue a future that celebrates success not only in terms of abundance but also in terms of humanity, we must help our digital kids balance the individual empowerment of digital technology use with a sense of personal, community, and global responsibility. School is an excellent place to help kids become capable digital citizens who use technology not only effectively and creatively, but also responsibly and wisely. But we can only do that if we help them live one life, not two.

 

Geçmişle Geleceği Bağlamak

Geçmişe bakıldığında, tarih yavaş ilerlemiş görünmektedir. Tarım ve sanayi devrimleri arasında birkaç milenyumluk bir durgunluk dönemi olmuş, bilgi çağından önceki birkaç yüzyıllık ara bizi aşırı hızlanmaya zorlamıştır. Artık, değişiklikler o kadar hızlı yaşanıyor ki çağlardan değil, sadece en uç noktadan sona gelene kadar süren ve bir sonraki, öngörülemeyen ve her şeyi değiştirecek olan gelişmeye yer açan dalgalardan bahsediyoruz.

 

Bir sonraki gelişmenin ne olacağını bilemeyebiliriz ama şunu biliyoruz: gelecek hızlı ve büyük gelişmelere gebe.

Ancak hepimizde, Dertouzo’nun (2001) “eski insan” dediği şeyde, değişen bir şey var. Yani, havada uçuşan ve dünyanın öbür ucundan gelip birilerinin ekranına tamamen yeni bir şey olarak düşen kablosuz bilgi parçacıklarını düşünebilmemize rağmen, bunu geçmişi atalarımıza kadar uzanan temel insan isteklerinden olan başkalarıyla iletişimimizi arttırma isteğini gerçekleştirmek için elimizdeki her aracı kullanmaya yönelik son girişimimiz olarak da görebiliriz. Her iki bakış açısı da insanın dijital çağdaki durumunu tam olarak ortaya koyması bakımından doğru ve önemlidir.

Linking the Past and Future

In retrospect, history seems to have been gentle. We were allowed a few millennia of relative downtime between the agricultural and industrial revolutions, and then a couple of centuries of respite before the information age urged us into overdrive. Now, the changes come so quickly we speak not of ages but of waves, which last only as long as it takes to pass from peak to trough and open up space for the next, unpredictable development that will change everything.

 

We may not know what’s next, but we do know this: The future will be filled with exponential change.

 

But one thing hasn’t changed—what Dertouzos (2001) calls “the ancient human” in each of us. That is, although we can think of wireless bits of information flying through the air and landing on someone else’s screen half a world away as something entirely new, we can also view it simply as our latest effort to use whatever tools are available to expand communication with other people, a basic human desire that dates back to our earliest ancestors. Both perspectives are accurate and important in constructing a complete picture of the human condition in the digital age.

 

Bizi atalarımıza bağlayan bağ hem geçmiş çağlardaki hem de dijital çağdaki insanların topluluk istemeleri – ve topluluğu mümkün kılan her şeyi istemeleridir: hayatta kalma, etkili iletişim, kültürel istikrar, çocuklar için amaca yönelik eğitim ve yaratıcı ifade. Bunları başarmak her zaman bir vatandaşlık anlaşması yapmaya bağlı olmuştur. Ancak günümüzde bu anlaşmanın eskisine göre çok daha kapsamlı bir sosyal çaba alanını kapsaması gerekmektedir. Birçok kültürü, saat dilimini ve online topluluğu kapsamalıdır. Fizikselin ötesine geçen ve sanalı kucaklayan kapsamlı bir davranış kavramına dayalı olması gerekmektedir.

 

Çocuklarımıza bu yeni vatandaşlığı öğretmek için dijital araçlarını okulun genel akışına dâhil etmemiz gerek. Sadece öğrencilerin bu araçları akıllıca, verimli şekillerde kullanmayı öğrenmelerine yardım etmekle kalmayıp aynı zamanda bu araçları topluluk oluşturma, sorumluluk bilinciyle hareket etme ve hem yerel hem de küresel anlamda sağlıklı ve verimli bir gelecek hayal etme bağlamına yerleştirmelerine de yardım etmeliyiz. Okul hayatlarında teknolojiyi yasaklayarak bunu yapamayız.

 

The tie that binds us to our ancestors is that both ancient and digital-age humans crave community—and all the things that make community possible: survival, effective communication, cultural stability, purposeful education for our children, and creative expression. Achieving these things has always depended on developing a citizenship covenant. But today, that covenant needs to cover a much broader area of social endeavor than before. It needs to embrace many cultures, time zones, and online communities. It needs to be built on an expanded notion of behavior that transcends the physical and embraces the virtual.

 

To teach our children this new citizenship, we need to fold their digital tools into the general flow of school. We need to not only help students learn to use these tools in smart, productive ways, but also help them place these tools in the larger context of building community, behaving responsibly, and imagining a healthy and productive future, both locally and globally. We can’t do this if we banish technology from their school lives.

 

Karakter Eğitimi İhtiyacı

K–12 okulları siber zorbalıktan telif hakkı ihlallerine çeşitli dijital çağ davranışlarıyla ilgili endişelere şu iki yoldan biriyle karşılık vermektedir: İnternetin büyük bir kısmını duruma göre veya keyfi olarak engelleyerek ve okul bölgesi tarafından belirlenen dijital sınırları aşan öğrencileri okuldan atarak.

Birinci yaklaşım tüm dijital sorunların birbiriyle bağlantılı olduğunu ve en iyi bu açıdan yaklaşılmaları gerektiğini göz ardı etmektedir.

İkinci yaklaşım öğrencilere dijital vatandaş olma konusunda hiçbir şey öğretmemektedir. Her iki yaklaşım da öğrencilere dijital ilgilerini okul dışına, çevrelerinde yetişkinlerin olmayacağı zamana bırakmaları gerektiği mesajını vermektedir.

Önümüzde üçüncü bir yaklaşım daha vardır: dijital gençliğe uygun, ileriye etkili, agresif karakter eğitimi programları geliştirmek.

Bu gibi programlar dijital faaliyetleri öğrencilerin özel hayatıyla sınırlı tutmak yerine, dijital aktiviteleri toplum bağlamına yerleştirecektir.

Karakter eğitimi örgün veya yaygın olarak bin yıldır bizimledir (DeRoche & Williams, 2001; Likona, 1991; Tatman, Edmonson, & Slate, 2009).

Plato’dan Eisenhower’a kadar, öğretmenlerin çocuklara “ne yapmaları gerektiğini” söylemelerine TAMAM dedik. Sonra, 1960lar civarında birçok Batı toplumu her bireyin kendisi için doğru olanı belirlemek zorunda olduğu bir ahlaki görecelilik ve değerlere açıklık getirme dönemine girdiler.

Bu gelişmeyi nasıl görürsek görelim, ahlaki olarak bilinmeyene yönelik büyük bir adım teşkil etmiştir. Toplum tarafından tanımlanan, geniş çaplı olarak uygulanan değerlerin yokluğunda, hayat daha karmaşık ve daha az öngörülebilir olmuştur.

Okullarda ahlak eğitimine yer verilmesi yönündeki destek 1960lardan beri artıp, azalmaktadır. Fakat sosyal anlamda dikkat dağıtıcı dijital teknolojilerimiz istikrar ve toplum anlayışımızı sonsuza kadar zorlayacağı için artık kararsızlık süresi sona ermiştir.

Sanal gerçekliğin özellikleri olan aşırı özgürlük, anonimlik ve yaygınlık nedeniyle değerler ve karakter eğitimi endişeleri artık çok artmıştır.

 

Okullar öğrenciler için sanal davranış standartları belirleyen kabul edilebilir İnternet kullanımı anlaşmalarıyla dijital karakter eğitimi konusunu gayri resmi olarak çoktan başlatmış durumdadır.  Bunlar önemli olmalarına rağmen, yeterli değildir. Dijital çağda karakter eğitimini derinlemesine, doğrudan ve kapsamlı olarak ele alan resmi dijital vatandaşlık programları geliştirmemiz gerekmektedir.

 

The Need for Character Education

Currently, K–12 schools react to concerns about digital-age behavior, from cyber bullying to copyright infringement, in one of two ways: on a case-by-case basis or by arbitrarily blocking large portions of the Internet and expelling students who cross whatever digital lines the school district draws in the sand.

The first approach fails to acknowledge that all digital issues are connected and are best approached that way.

The second approach does nothing to teach students how to be digital citizens. Both approaches reaffirm to students that they should pursue their digital interests outside school, while adults are not around.

A third approach awaits us: establishing proactive, aggressive character education programs tuned to digital youth.

Such programs will place digital activities within the context of community rather than banish them to our students’ private lives.

Character education has been with us, formally or informally, for millennia (DeRoche & Williams, 2001; Likona, 1991; Tatman, Edmonson, & Slate, 2009).

From Plato to Eisenhower, we assumed it was OK for teachers to tell kids “the right thing to do.” Then, somewhere around the 1960s, many Western societies shifted into a period of moral relativism and values clarification in which each individual got to figure out what was right for him- or herself.

Regardless of how we view this development, it constituted a major step into the ethical unknown. In the absence of community-defined, broadly applied values, life became more complex and less predictable.

Since the 1960s, broad-based public support for integrating moral instruction into schools has waxed and waned. But now that our socially disruptive digital technologies promise to forever challenge our sense of stability and community, the time for vacillation is over.

Because of the extreme freedom, anonymity, and pervasiveness that characterize cyberspace, concerns about values and character education have now shifted into overdrive.

 

Schools have already started unofficially addressing digital character education in the form of acceptable Internet use agreements that specify virtual behavior standards for students. Although these are important, they are not enough. We need to create formal digital citizenship programs that deal with character education in the digital age deeply, directly, and comprehensively.

 

Geleneksel Değerlerin Dijital İhtiyaçlara Uyarlanması

Bir okulun veya okul bölgesinin karakter eğitimi çerçevesinde hangi değerlere yer vermesi gerektiğine yönelik kurallar olmasa da, bazı kuruluşlar tarafından geliştirilen birçok envanter tartışılabilir. Örneğin, Uluslararası Eğitimde Liderlik Merkezi tarafından geliştirilen “12 Üstün Karakter İlkesi” adlı çalışmadaki ilkeler uyumluluk, şefkat, düşüncelilik, cesaret, dürüstlük, inisiyatif, sadakat, iyimserlik, azim, saygı, sorumluluk ve güvenilirliktir.

www.leadered.com/guiding_princ.html

Heartwood Enstitüsü tarafından geliştirilen “Yedi Evrensel Etik Özellik” cesaret, sadakat, adalet, saygı, umut, dürüstlük ve sevgidir.

http://heartwoodethics.org/1-approach/framework.asp

Bu değerler her yaş için kabul edilebilir görünmektedir fakat sanal gerçeklik dünyasına tamamen uyarlanabilmeleri için ince ayara ihtiyaçları vardır. Örneğin, pek çok envanterde rastlanan saygı değeri yerel, küresel ve dijital topluluklarda saygılı olmak şeklinde yeniden ifade edilebilir. Veya Heartwood Enstitüsünün “ilke, amaç ve eylem hususunda şerefli olmak” şeklindeki dürüstlük tanımı şöyle değiştirilebilir: “sanal gerçekliktekiler de dâhil herhangi bir toplulukta ilke, amaç ve eylem hususunda şerefli olmak.”

 

Dijital çağda bazı geleneksel değerler üzerinde daha çok durmak gerekebilir. Örneğin, empati webin bağımsız havası bize iletişimimizin nasıl alındığına ve yorumlandığına dair çok az sosyal ipucu verdiği için giderek önem kazanmıştır. Bu nedenle, farklı beceriler kullanarak başkalarının ne düşündüğünü ve algıladığını düşünmeye daha çok çalışmalıyız. Başka değerlerin de dijital ortama göre ifade edilecek şekilde yeniden tanımlanması gerekebilir. Örneğin, gerçek dünyada çok açık görünen hırsızlık ve güvenlik konuları sanal dünyada o kadar açık değildir.

Traditional Values Adapted for Digital Needs

Although there are no rules for what values a school or school district’s character education framework should include, many inventories created by other organizations can  provide a foundation for discussion. For example,

“The 12 Guiding Principles of Exceptional Character,” developed by the International Center for Leadership in Education, are adaptability, compassion, contemplation, courage, honesty, initiative, loyalty, optimism, perseverance, respect, responsibility, and trust-worthiness

www.leadered.com/guiding_princ.html

 

“The Seven Universal Ethical Attributes,” developed by the Heartwood Institute, are courage, loyalty, justice, respect, hope, honesty, and love

http://heartwoodethics.org/1-approach/framework.asp

These values seem acceptable for any age, but they need fine-tuning to be fully applicable to the world of cyberspace. For example, the value respect, common to many inventories, might be restated respect within local, global, and digital communities. Or the Heartwood Institute’s definition of honesty as “the quality of being honorable in principles, intentions, and actions” might be modified as follows: “the quality of being honorable in principles, intentions, and actions in any community, including those that occur in cyberspace.”

 

Some traditional values might require greater emphasis in the digital age. Empathy, for example, has become increasingly important because the disembodied ether of the web provides few social cues to let us know how our communication is being received and interpreted. Thus we have to try harder, using different skills, to imagine what others are feeling and perceiving. Other values might require refined, specially articulated definitions in the digital milieu. For example, issues of theft and safety, which seem so clear in RL (real life), are not so obvious in VR (virtual reality).

 

Teknolojiyi Daha Kapsamlı Sosyal Bağlama Oturtmak

Öğrencilerimizin iki hayatını birleştirmek, öğrencilerin kendileri için büyük ölçüde görünmez olan teknolojiyi görmelerini ve bu teknolojiyi getirdiği fırsatlar ve sorumluluklar açısından değerlendirmelerini gerektiren hedefler koymamız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, işimizin bir parçası öğrencilerin teknolojiyi sadece kullanmalarına değil, aynı zamanda sorgulamalarına da yardım etmektir.

Teknolojinin rolünü sadece bir araç olmaktan çıkarıp bir inceleme ve araştırma alanına dönüştürmek teknolojiyi basit bir şekilde müfredata ve öğretime entegre etmeye adanmış yirmi yıllık eğitim teknolojisi planlamasına aykırıdır. Ancak öğrencilerimizin hem teknolojiyi ustalıkla kullanmalarını hem de iyi komşular, bilgili seçmenler ve katılımcı vatandaşlar olmalarını istiyorsak, yapmamız gereken şey bu.

 

Putting Technology in a Broader Social Context

Bringing our students’ two lives together means that we need to set goals that require them to see the technology that is largely invisible to them and to evaluate that technology in terms of its opportunities and responsibilities. Thus, part of our job is to help students not only use technology, but also question it.

Expanding technology’s role from mere tool to an area for study and inquiry runs counter to two decades of education technology planning, which has been devoted to simply integrating technology into curriculum and instruction. Yet if we want our students to be not only skillful technology users but also good neighbors, informed voters, and involved citizens, that is what we need to do.

 

 

Dijital Vatandaşlık Hususları

 

Kapsamlı bir dijital vatandaşlık programında değinilmesi gereken bazı hususlar şunlardır:

Denge. Teknolojinin geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki olası etkilerini anlamak. Fırsat kadar sorumluluğu, yetki kadar dikkati, kişisel başarı kadar topluluğu ve küresel refahı da düşünen bir denge anlayışı kazandırmak.

Güvenlik. Online eylemlerin kendine veya başkalarına nasıl zarar verebileceğini anlamak. Kendi mahremiyetini korumayı, başkalarının mahremiyetine saygı göstermeyi ve uygun olmayan online yazışmaları ve siteleri (cinsel materyaller ve yetişkinlere yönelik başka kaynaklar gibi) ayırt etmeyi içerir.

Siber Zorbalık. Siber zorbalığın olası yıkıcı etkilerini ve kişisel bütünlük, merhamet ve sorumlu davranış etik ilkelerini nasıl ihlal ettiğini anlamak.

Cinsel İçerikli Mesajlaşma. Kendisinin veya başkalarının cinsel içerikli resimlerini çekmek veya paylaşmak için cep telefonu kullanmanın doğuracağı negatif sonuçları anlamak.

Telif hakkı ve bilgi hırsızlığı. Başkalarının fikri mülkiyet haklarına saygılı olmak ve izinsiz online materyal kullanmanın hukuki ve etik tarafları üzerine düşünmek (hukukun “adil kullanım” ilkeleriyle sınırlı karmaşık ve anlaşılması zor bir alanı).

 

 

Issues of Digital Citizenship

 

Here are just a few of the issues that a comprehensive digital citizenship curriculum should address.

Balance. Understanding past, present, and possible future effects of technology. Cultivating a sense of balance that considers opportunity as well as responsibility, empowerment as well as caution, personal fulfillment as well as community and global well-being.

Safety and security. Understanding how online actions might lead to harm to yourself or others. Includes protecting your own privacy, respecting that of others, and recognizing inappropriate online communications and sites (such as sexual material and other resources intended for adults).

Cyber-bullying. Understanding the potentially devastating effects of cyber-bullying and how it violates ethical principles of personal integrity, compassion, and responsible behavior.

Sexting. Understanding the negative consequences of using a cell phone to take and transmit pictures of a sexual nature of oneself or others.

Copyright and plagiarism. Respecting others’ intellectual property rights and reflecting on the legality and ethics of using online materials without permission (a complex and murky area of the law, bounded by “fair use” guidelines).

 

http://www.ascd.org/publications/educational-leadership/feb11/vol68/num05/Character-Education-for-the-Digital-Age.aspx

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s