Yakınsak ve Iraksak Öğretim (Convergent and Divergent Teaching)

Öğretim yaklaşımları öğretim stratejilerini etkileyen başlıca eğitim hedefleri olarak kategorize edilebilir. Bir tarafta, eğitim hedefi bilginin öğretmenlerden öğrencilere aktarılması olarak görülmektedir. Diğer taraftan, eğitimin amacı öğrencilerin otonom olarak öğrenmelerini ve kendilerini ifade etmelerini kolaylaştırmak olarak görülmektedir. Uzmanlık konusunun öğretilmesine yönelik ilk yaklaşım ‘yakınsak’ öğretim olarak adlandırılabilir. Açık uçlu öz yönetimli ikinci yaklaşım ise ‘ıraksak’ öğretim olarak tanımlanabilir. Yakınsak öğretim yaklaşımı çok yapılandırılmıştır ve öğretmen merkezlidir; öğrenciler kendilerine aktarılan bilginin pasif alıcılarıdır ve öğrenme başarıları standart testlerle ölçülür. Öğrencilerin öğrenme sürecine aktif olarak katıldıkları ve öğrenci başarısının öğretmen değerlendirmesine paralel olarak öz değerlendirme gibi çeşitli değerlendirme araçlarıyla, portfolyolarla ve özel projelerle değerlendirildiği ıraksak öğretim yaklaşımı ise esnek ve öğrenci merkezlidir.

Çok karmaşık eğitim sisteminde muhtemelen ‘sadece’ yakınsak veya ıraksak öğretime değil, farklı öğretim yaklaşımlarının çeşitli kombinasyonlarına yer verilebilir. Yine de, günümüz eğitim sistemindeki eğilim yakınsak yaklaşıma doğrudur. Aslında, eğitim sistemindeki önemli sorunları ele almaya yönelik eğitim reformlarını uygulamaya dönük mevcut öneriler arasında bir özelliği de geniş kapsamlı standart testlerin kullanılması olan yakınsak hedefler belirlemenin üzerinde durulmaktadır. Sınav yapma genellikle öğretim ve öğrenim sürecinin başarısını belirlemenin ölçülü bir yolu olarak görülmektedir. Uygulama ve yorumlama bakımından daha karmaşık ve zor olan diğer değerlendirme yolları nispeten daha sınırlı kullanılmaktadır.

Educational Goals

The approaches to teaching can be categorized according to major educational goals that affect teaching strategies. On one hand the goal of education is viewed as the transmission of knowledge by the teachers to the students. On the other hand the goal of education is viewed as facilitating students’ autonomous learning and self expression. The former approach which converges toward the teaching of specified subject matter, may be termed ‘convergent’ teaching and the latter approach which stresses open ended self-directed learning may be termed ‘divergent’ teaching. The convergent approach is highly structured and teacher-centered; the students are passive recipients of knowledge transmitted to them and learning achievements are measured by standardized tests. The divergent approach is flexible, student-centered, where the students are active participants in the learning process and learning achievements are assessed by a variety of evaluation tools such as self-evaluation in parallel to teacher evaluation; documentation portfolios; and special projects.

In the highly complex education system there may be various combinations of the different approaches to teaching and probably no ‘pure’ convergent or divergent teaching. Still, the tendency in the education system of today is toward the convergent approach. In fact, among the current suggestions for implementing educational reforms to deal with the considerable problems of the education system, there has been a strong emphasis on setting convergent goals, an aspect of which is the use of across-the-board standardized testing. Testing has been commonly viewed as a prudent way to determine the success or failure of the teaching and learning process. There has been a relatively limited use of other means of evaluation which are more complicated and more demanding in terms of application and interpretation.

Eğitimciler günümüzün hızlı değişim ve giderek artan karmaşıklık dünyasında eğitim sisteminin önündeki talepleri karşılamanın yollarını ararken, hem yakınsak hem de ıraksak öğretim ve öğrenim yaklaşımlarına ihtiyaç olduğunu kabul etmek faydalı olabilir. Öğrencileri gelecekte verimli çalışmaya hazırlama yolu olarak belirli bilgilerin kazanılmasının önemi üzerinde duran eğitimcilerin sırf bu amaç için bile günümüzde farklı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunun farkına varmaları gerekmektedir. Birçok yeni alanın ortaya çıkması kadar çoğu alandaki büyük bilgi artışı ve hızlı değişikliklerle birlikte, öğrencilerin bağımsız öğrenme ve kendini geliştirme kapasitesini geliştirmek son derece önemlidir. Diğer yandan, otonom gelişmenin ve kendini yaratıcı bir şekilde ifade etmenin önemini vurgulayanların öğrencilerin kendilerini verimli bir şekilde ifade etmenin önkoşulu olarak akademik becerilere (okuma, yazma, hesap yapma, vb. gibi) ihtiyaç duyduğunu fark etmeleri gerekmektedir. Yaratıcı süreç mevcut bilgiyi kullanmanın yeni yollarını içerdiği için öğrencilere bu gibi (yakınsak öğretimle edinilebilecek) bilgileri edinme fırsatları sunmak önemlidir. Bu nedenle, yakınsak ve ıraksak öğretim stratejilerinin her ikisi de gereklidir ve zor olan öğretim ve öğrenim sürecinin karmaşıklığı içinde bu ikisini dengelemenin bir yolunu bulmaktır. İki yaklaşımın birbirini dışlayan değil, birbiriyle ilişkili ve birbiriyle bağlantılı yaklaşımlar olması olasıdır.

Öğretimi öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre uyarlamanın akademik başarıyı arttırabileceği yönündeki farkındalık artışı önemli bir gelişmedir. Bu farkındalık kendini en çok eğitim sisteminin özel gereksinimi olan öğrencilerle baş etme girişimlerinde göstermektedir. Bununla birlikte, öğrencilerin bireysel farklılıklarına uyarlamanın diğer yanları çok daha az dikkat çekmektedir.

As educators seek ways to meet the demands put upon the education system in today’s world of rapid changes and ever increasing complexity, it may be helpful to recognize that there is a need for both convergent and divergent approaches to teaching and learning. Educators who stress the importance of the acquisition of specific knowledge as a useful way to prepare the students for productive future functioning, must come to realize that even for the purpose of this goal alone, a divergent approach is needed today. With the great proliferation of knowledge and rapid changes in most fields as well as the appearance of many new fields, it is critical to develop students’ capacity for self-directed learning and self growth. On the other hand, those who emphasize the importance of autonomous growth and creative self-expression, must realize that the students need academic skills (such as reading, writing, calculating, etc.) as prerequisites for productive self expression. Since the creative process involves new ways of using existing knowledge, it is important to provide opportunities for students to acquire such knowledge (which can be acquired by convergent teaching). Hence, convergent and divergent teaching strategies are both needed and the challenging question is how to find the balance between them within the complexity of the process of teaching and learning. It is likely that the two approaches may increasingly become not mutually exclusive but interrelated and interdependent.

An important development is the growing awareness that academic achievement could improve by adapting teaching to students individual differences. This awareness is finding its most distinct expression in the education system’s attempts to deal with the issues of students with special needs. However, other aspects of adaptation to students’ individual differences get far less attention.

Genel olarak, yakınsak öğretim yaklaşımında bireysel farklılıklara uyarlama sınırlı olma eğilimindedir. Öğrencilerin hepsinin belirli gereken bilgileri edinme hedefine doğru çaba sarf etmeleri beklenmektedir; bazıları bu hedefi gerçekleştirebilir, bazıları ise yarı yolda kalabilir veya bu öğrencilere sonuçta sınırlı sonuçlar doğuracak bazı takviyeler verilebilir. Bununla birlikte, yakınsak öğretimde bireysel farklılıklara uyarlamanın çeşitli etkili yolları vardır. Her öğrencinin kendi temposunda çalışmasına izin verilen öğrenme hızındaki uyarlamanın yanı sıra, çeşitli öğretim yöntemlerinin kullanımıyla birçok uyarlama olanağı mevcuttur. Tüm öğrencilere aynı materyal öğretildiğinde bile, öğretmenler beceri veya kişisel özellikler bakımından bireysel farklılıklara hitap etmek için farklı yöntemler, farklı teknikler veya farklı araçlar kullanabilirler. Böyle ‘çoklu yakınsak’ bir yaklaşım öğrencilere öğrenme becerilerini ve eğilimlerini kullanmaları ve başarı hedeflerini gerçekleştirmeleri için fırsatlar sunmada daha etkili olabilir. Öğrenciler başarıyı ve bunun neticesinde yeterlilik duygusunu deneyimleyince, daha çok öğrenmeyi isterler. Böyle bir yaklaşımın başarı potansiyeli bir yetersizlik duygusuyla ve şevk kırıcı başarısızlık deneyimleriyle sık sık takviye derslerle uğraşan, öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin yaygın gerçeğinden daha yüksektir.

Iraksak öğretimde bireysel farklılıklara uyarlamanın öğrencilerin bağımsız, aktif ve özerk bir şekilde öğrenmeleri üzerinde durulduğu için verimli olması beklenmektedir. Ancak, rehberliğe, yönlendirmeye ve yapılandırmaya çok ihtiyaç duydukları için farklı koşullar altında iyi çalışamayacak öğrenciler vardır. Iraksak öğretim sürekli değerlendirme ve bunun neticesinde yapılacak değişikliklerle ve bireysel rehberlikle bu gibi ihtiyaçlara hizmet edebilir. Bu, açık ıraksak öğretimden daha yapılandırılmış ve daha az esnek olan ama yakınsak öğretim kadar dar ve kısıtlayıcı olmayan ‘yönlendirmeli-ıraksak’ yaklaşımdır.

In general, adaptation to individual differences under convergent teaching tends to be limited. The students are all expected to strive toward one goal of learning specified required knowledge; some may attain it and others may fall by the wayside or be given some remediation with limited results. Nevertheless, there are various possibilities of effective adaptation to individual differences under convergent teaching. In addition to adaptation in the rate of learning, where each student can be allowed to work at his/her own pace, there are many possibilities of adaptation through the use of diverse methods of teaching. Even when all the students are taught the same material, teachers can use different methods, different techniques or different media, to cater to individual differences in abilities and personality characteristics. Such a ‘multi-convergent’ approach can be more effective in giving the students opportunities to use their aptitudes and inclinations for learning and attaining higher achievements. As the students experience success and consequently a sense of competence, their motivation is enhanced to pursue further learning. Such an approach has a better potential for success than the common reality of students with learning difficulties, who often struggle through remediation with a sense of inadequacy and discouraging experiences of failure.

Adaptation to individual differences under divergent teaching may be expected to be productive because of its emphasis on student autonomous, active, self-reliant learning. Yet, there are students who may not function well under divergent conditions because of their strong need for guidance, direction, and structure. Divergent teaching can cater to such needs by individual guidance, along with ongoing assessment and subsequent modifications. This is a ‘guided-divergent’ approach which is more structured and less flexible than the open divergent teaching but less narrow and limiting than convergent teaching.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s