“Y” jenerasyonundakiler yaratıcı ve ilerici, değişime ayak uydurabilen ve iyi arabulucu bireylerken, “Z” jenerasyonundakiler sosyal anlamda çekingendirler

Z Jenerasyonu, tam bir teknolojiyle doğan ilk kuşaktır. Z Jenerasyonu bilgisayarlar, cep telefonları, oyun cihazları, MP3 çalarlar ve her yerde var olan İnternetle doğmuştur. Teknolojisiz bir hayatı bilmemektedirler. Bu yüzden, bu jenerasyona dijital yerliler de denmektedir ve bu jenerasyon teknolojiyi son derece rahat kullanmaktadır. Hiçbir sorun yaşamadan e-posta ve mesaj gönderebilmekte ve bilgisayar kullanabilmektedirler. Ayrıca, Z Jenerasyonundakiler teknolojik gelişmeleri anlayabilir  ve teknoloji alanında uzmanlaşabilirler. Ne yazık ki, teknolojiye ve cihazlara olan bu bağlılığın bu kuşaktaki bireyler üzerinde olumsuz bir etkisi vardır. Dışarıda oyun oynamak ve aktif olmak yerine evde oturup elektronik cihazlarını kullanmayı tercih etmektedirler. İleride sağlık sorunlarına neden olabilecek hareketsiz bir yaşam sürmektedirler.

Z Jenerasyonu üyeleri çoklu görevler konusunda yeteneklidir. Eş zamanlı olarak mesaj gönderebilir, okuyabilir, izleyebilir, konuşabilir ve hatta yemek yiyebilirler. Ancak, bu da psikologların dikkat eksikliği bozukluğu dedikleri dikkat süresinde kısalmaya neden olmuştur. Bu nesil çok uzun süre bir şeye odaklanamadıkları için karmaşık verileri ve bilgileri analiz edememektedir.

Z Jenerasyonu için sosyal medya platformları dış dünya ile iletişim kurmanın bir yoludur. Gizlilik endişeleri yoktur ve hiç tanımadıkları insanlarla kendileri hakkında özel detayları paylaşmak istmektedirler. Konuşmak yerine mesajlaşmayı tercih ederler. Online iletişimi tercih ederler – çoğunlukla daha önce hiç tanışmadıkları arkadaşlarla. Sanal arkadaşları vardır ve onlar için arkadaşlarla takılmak arkadaşlarıyla cep telefonu, e-mail veya mesajlarla konuşmak anlamına gelmektedir. Yetişkinler onlar için aktivite düzenlemedikçe dışarıda vakit geçirmezler. Bilgisayarı kitaplara tercih ederler ve anında sonuç isterler. Bununla birlikte, bu nesil aynı zamanda çok yaratıcı ve işbirlikçidir ve işgücüne katıldıklarında şirketlerin çalışma biçimleri üzerinde önemli etkileri olacaktır. İş yerini çalışma stili ve beklentileri anlamında ciddi ölçüde değiştieceklerdir.

Her neslin imajını, dönemini ve yaşam tarzını belirleyen bazı kelime tercihleri ve argo terimleri vardır. Z Jenerasyonunun dijital yerlileri bu aşamayı tamamen yeni bir kısaltılmış dilin oluşmasına neden olacak biçimde SMS ve e-mailin bir birleşimi ile bir adım öteye taşımaktadırlar.

Bu nesil tempoya ve hızlı değişmlere alışık olduğu için, anında ödül ve tatmin beklemektedirler. İçedönük ve soğuk kişilerdir ve yüksek bir konsantrasyon veya dikkat süreleri yoktur. Dikkatleri kolay dağılır, çabuk rahatsız olrular, fevri ve huzursuzdurlar. Sürekli dijital uyarıya alıştıkları için, uyaran olmadığında sıkılabilirler.

Birçok sosyal medya platformundaki simüle oyunlar nedeniyle, Z Jenerasyonu iş zekası kazanmıştır. Hangi risklerin alınacağını, hangilerinin faydalı olabileceğini ve hesaplnabileceğini bilirler.

Soldan sağa veya baştan sona okumaya gerek duymazlar. Görsel simgelere karşı kendilerinen büyük insanlardan daha duyarlıdırlar ve bilgi doğrudan metin olarak değil de görsel imgelerle sunulduğunda daha çok bilgi edinirler. Bu nitelik daha iyi tarayıcılar olmalarını sağlayabilir ki bu  beceri yüklü miktarada online bilgi ile karşılaşıldığında faydalı bir beceridir.

Arkaplandaki sesi bloke etme konusunda daha iyidirler. Müzik eşliğinde etkili çalışabilirler. İşe odaklanırken sosyal ağlarını takip edebilirler. Bilgi bombardımanına maruz kaldıkları bir dünyada yaşamaktadırlar, böylece ellerindeki işe odaklandıklarında TV veya başka dikkat dağıtıcı unsurları bloke edebilirler. Çoklu bilgi akışıyla dolu dijital bir ortamda bu kuvvetli bir avantajdır.

Bu nesil hıza doğruluktan daha çok değer verir.

Y Jenerasyonu azim ve iş etiğinden yoksundur. Z Jenerasyonu farklıdır. Geçmiş yılların yaygın materyalizm anlayışından, sosyal adalete daha çok önem veren ve iyi eğitimli, teknolojiden anlayan ve yenilikçi düşünürlerine doğru bir gidişat söz konusudur.

Düzenli olarak online olan çocukların çoğu kendilerini sanal gerçeklikte temsil etmek için bir çeşit avatar (kendi dijital benzerleri) kullanmakatdır. Bu “ikinci hayat” dünyasında alışverişten çalışmaya, oyun oynamaya, sosyalleşmeye ve hatta gayrimenkul alıp satmaya kadar gerçekleşen herşey ile Z Jenerasyonunun neden sanal gerçeklikte gittikçe daha çok zaman harcadığını anlamak kolaydır.

Bazı sosyologlar bu nesli, çocukların kendilerini eğlendirmek için video oyunları, müzik çalarlar ve bilgisayar programları gibi her çeşit ürünü tüketmek istedikleri eğlence kültürü jenerasyonu anlamında “I” jenerasyonu diye adlandırmaktadır. Teknolojiyle ilişkileri sezgisel ve doğaldır ve hatta bazı durumlarda bağımlılık seviyesindedir.

Bu çocuklar anne babalarının birçok yerde hissedilen işsizlik krizleri nedeniyle veya senelerce çalıştıktan sonra işten çıkarıldıkları için iş bulmakta zorlandıklarını gördüler. Bu yüzden, bu neslin başlıca özelliklerinden biri de şirketlere güvenmemektir. Bu nesil, çalışanları güvenlerini kazanmak için yeni yollar bulmaya zorlayacak tek bir proje yerine çeşitli iş projelerine güvenecek daha dikkatli bir nesil olacaktır.

“Y” jenerasyonundakiler yaratıcı ve ilerici, değişime ayak uydurabilen ve iyi arabulucu bireylerken, “Z” jenerasyonundakiler sosyal anlamda çekingendirler ve yüksek hızın herşeye neredeyse anında sahip olmayı beklemelerine neden olduğu ve böylece orta ve uzun vadeli hedefleri ele alrıken sabırsız olmalarına neden olan ağa bağlıdırlar. Analitik ve araştırmacı kapasiteleri de şüphelidir. Halihazırda okul seviyesindeki en önemli iki kaynak olan Google ve başlangıç noktası olarak referansları içerse de Wikipedia çocukları daha fazla araştırma yapmadan gösterilen ilk bilgi parçasına tutunmaya itmektedir.

“Z” jenerasyonu için eğitim artık bir hayatta kalma yöntemini temsil etmediği için o kadar da önemli değildir. Bu nesil teknolojik bilgilerini ve zekalarını geliştrirmeye çalışmaktadır.

Daha iyi el-göz koordinasyonuna sahiptirler. Yani, birçok çocuk işitsel öğrenme stili veya diğer öğrenme sitillerinden ziyade görsel öğrenme stilini tercih edebilir. Oyun oynar gibi öğrenmeyi tercih edebilirler.

Araştırmalar günümüz çocuklarının yetişkin olana kadar internet başında ve video oyunları oynayarak 30,000 saat geçirmiş olacaklarını göstermektedir. Bu muazzam medya tüketimi miktarı bilgisayar oyunu oynamada iyi olmak için gereken becerilerle birleşerek genç neslin beyinlerini yapısal olarak değiştirmiştir.

Günümüzün çocukları artık bizim kurallarımızla oynamak istememektedir.

Okulların neden saat 3.30’da ve hafta sonları kapalı olduğunu anlamamaktadırlar.

Bilgisayar laboratuarlarının neden evde (ve arabada) kullandıkları ile kıyaslandığında yetersiz kalan ekipmanlarla donatıldığını anlamamaktadırlar.

Neden sürekli daha fazla okumaları gerektiğinin söylendiğini ama kütüphanelerin yazın üç ay kullanılamadığını anlamamaktadırlar.

Onların eğitimi bir zil programına veya tatillere bağlı değil.

Eğitimlerinin çalışma kağıtları, ezber veya sınavlarla daha iyi olmayacağını biliyorlar.

Ve onlar için öğrenme süreci 8. sınıftan, liseden veya üniversiteden sonra bitmeyecek.

Şeffaflık, özgüven, esneklik ve kişisel özgürlük Z Jenerasyonu çalışma etiğinin değişmez taraflarıdır.   Bunları göz ardı etmek veya geleneksel bir iş ortamında zorla uygulamaya çalışmak çalışanlar arasında öfkeye, verim düşüklüğüne, moral bozukluğuna ve çalışan katılımı eksikliğine neden olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s