Eleştirel Düşünmek Neden Zor?

Eğitimciler uzun zamandır okula devam etmenin ve hatta akademik başarının bir öğrencinin her durumda etkili düşünebilen biri olarak mezun olacağını garanti etmediğini ifade etmektedir. Dikkatli düşünmenin belli problem örneklerine veya türlerine ait olması yönünde garip bir eğilim söz konusu. Bu yüzden, bir öğrenci cevabının doğruluğunu kontrol etmek için hesap yapmaya başlamadan bir matematik probleminin cevabını tahmin etmeyi öğrenmiş olabilir ama aynı öğrenci kimya laboratuvarında bir bileşiğin bileşenlerini tahminlerinin yüzde 100’den daha fazlasına karşılık geldiğini fark etmeden hesaplamaktadır. Ve Amerikan Devriminin nedenlerini hem Amerikan hem de İngiliz bakış açısından dikkatlice tartışmayı öğrenen bir öğrenci Almanların 2.Dünya Savaşını nasıl gördüklerini sorgulamayı aklına bile getirmemektedir. Neden öğrenciler bir durumda eleştirel düşünebiliyorken, başka bir durumda düşünemiyorlar? Bu sorunun kısa cevabı şu: Düşünme süreçleri, üzerine düşünülen şeyle bağlantılıdır. Bu hususu, kapsamlı olarak incelenen bir eleştirel düşünme türü olan problem çözmeyi derinlemesine ele alarak değerlendirelim.

Dört işlem problemlerinin işlendiği bir yedinci sınıf matematik dersi düşünelim. Öğrenciler matematiksel olarak her iki dört işlem probleminin de aynı olmasına, yani aynı matematiksel içeriğe sahip olmalarına rağmen, nasıl olur da bir problemi çözerken başka bir problemi çözemezler?  Genel olarak, öğrenciler problemi çözmek için gereken matematik (problemin derin yapısı) yerine, problemde anlatılan senaryoya (problemin yüzeysel yapısına) odaklanmaktadırlar. Bu yüzden, öğrencilere belli bir dört işlem probleminin nasıl çözüleceğinin öğretilmesine rağmen, öğretmen veya ders kitabı senaryoyu değiştirince öğrenciler çözümü uygulamakta yine zorlanmaktadırlar çünkü problemlerin matematiksel olarak aynı olduğunu fark etmemektedirler.

Düşünme Bir Problemin “Yüzeysel Yapısına” Odaklanma Eğilimindedir  

Bir problemin yüzeysel yapısının neden çok dikkat dağıtıcı olduğunu, yeni gibi görünen problemlere aşina olunan çözümleri uygulamanın neden bu kadar zor olduğunu anlamak için önce size bir problem verildiği zaman ne sorulduğunu nasıl anladığınıza bakalım.

Duyduğunuz veya okuduğunuz her şey benzer konularla ilgili bildiğiniz şeyler ışığında otomatik olarak yorumlanır.

Örneğin, şu iki cümleyi okuduğunuzu farz edin:

“Yıllarca film ve televizyon endüstrisinin baskısına maruz kaldıktan sonra Bush, Çin’e karşı Amerikan ordularının telif hakkı ihlali dedikleri şeyle ilgili resmi bir şikâyette bulunmuştur. Bu şirketler Amerikan filmlerini ve televizyon programlarını taklit eden ve bunları  korsan olarak satan Çin şirketlerini görmezden gelen Çin hükümetinin Amerikan eğlence ürünlerine karşı katı ticari kısıtlamalar uyguladığını iddia etmektedirler.”

Arka plan bilgisi sadece cümleleri anlamanızı sağlamaz, aynı zamanda okumaya devam ettikçe güçlü bir etkisi de vardır çünkü yeni metnin dikkate alacağınız yorumlarını daraltacaktır.

Örneğin, “Bush” kelimesini  okursanız, aklınıza bush’un kelime anlamı olan küçük çalılık gelmez, Bush ile eski Başkan Bush’un mu, rock grubunun mu yoksa kırsal arazinin mi kastedildiğini de merak etmezsiniz. “Korsanlıkla” ilgili bir şey okuyorsanız, tek gözü kapalı adamlar düşünmezsiniz.

Bilişsel sistem gelen bilginin düşündüğünüz şeyle ilgili olacağını tahmin eder. Böylece, kelimelerin, cümlelerin ve fikirlerin olası yorumlarının kapsamını önemli ölçüde daraltır. Bunun faydası anlamanın daha hızlı ve düzgün ilerlemesi, zararı ise bir problemin derin yapısının fark edilmesinin daha zor olmasıdır.  Okurken veya dinlerken ortaya çıkan fikirlerin daraltılması problemin alt yapısı yerine yüzeysel yapısına odaklanma eğiliminde olduğunuz anlamına gelir.

Örneğin, bir deneyde 4 deneğe aşağıdaki gibi bir problem gösterilir:

West Lisesi Bandosunun üyeleri yıllık Mezunlar Günü Yürüyüşü için hazırlanıyorlardı. Önce, 12 kişilik sıralar halinde yürüdüler ama Andrew en arkada yalnız kalıyordu. Sonra, direktör bando üyelerine sekiz kişilik sıralar halinde yürümelerini söyledi ama Andrew yine yalnız kalıyordu. Bando üçer kişilik sıralar halinde yürüdüğünde bile Andrew tek kalıyordu. En sonunda sinirlenen Andrew, bando direktörüne her sıranın tam dolu olması için beşer kişilik sıralar halinde yürümeleri gerektiğini söyledi. Andrew haklıydı. Sahada en az 45 ve toplamda 200’den az müzisyen olduğu düşünülürse, West Lisesi Bandosunda kaç öğrenci vardı?

Deneyin başında denekler her birinin nasıl çözüleceği ayrıntılı olarak açıklanan dört problem okumuşlardı. Problemlerden biri bir bahçe için alınacak sebze sayısıyla ilgiliydi ve bando problemi ile aynı şekilde çözülüyordu – en küçük ortak katın hesaplanması.

Ancak, az sayıda öğrenci – sadece yüzde 19 – bando probleminin bahçe problemine benzediğini ve aynı problem çözme yöntemini uygulayabileceklerini anladı.

Neden?

Bir öğrenci bir dört işlem problemini okuduğunda aklı problemi önceden bildikleri ışığında yorumlar, telif hakları ve Çin ile ilgili iki cümlede olduğu gibi. Zor olan, ilgili görünen bilginin yüzeysel yapıyla ilgili olmasıdır – bu problemde, okuyucu bandolar, lise, müzisyenler, vb. ile ilgili bilgilerini kurcalar. Öğrenci problemi derin yapısına göre –en küçük ortak katı kullanarak- okuyamaz ve düşünemez.  Problemin yüzeysel yapısı açıktır ama derin yapısı açık değildir. Bu yüzden, insanlar ilk problemi ikinci problemi çözmelerine yardımcı olacak şekilde kullanamamaktadır: Deneklere göre, ilk problem bir bahçedeki sebzelerle, ikinci problem de bandocuların yürüyüş sırasıyla ilgilidir.

Derin Bilgiyle Düşünme Yüzeysel Yapının Ötesine Geçebilir

Bir problemin nasıl çözüleceği bilgisi yeni yüzeysel yapıları olan problemlere hiç transfer edilmediyse, eğitim yetersiz ve hatta anlamsızdır.

Ne zaman ve neden gerçekleşeceği karmaşıktır ama iki faktör eğitimcileri özellikle ilgilendirmektedir. Kişi problemin derin yapısına aşina olduğu zaman, problemin nasıl çözüleceği bilgisi iyi transfer edilir. Bu aşinalık bir problemi uzun süre, tekrar tekrar deneyimlemekle veya bir tür problemin (yani, farklı yüzeysel yapıları olan ama derin yapısı aynı olan birçok problemin) farklı şekillerde gösterilmesiyle kazanılır. Birine veya her ikisine defalarca maruz kaldıktan sonra, denek derin yapıyı problem tanımının bir parçası olarak kolayca algılar.

İşte bir örnek:

Bir define avcısı plajın yakınındaki bir tepedeki bir mağarayı araştıracak. Mağaranın içinde çok yol olabileceğinden şüpheleniyor ve kaybolmaktan korkuyor. Belli ki elinde mağaranın bir haritası yok; sadece el feneri ve bir çanta gibi birkaç malzemesi var.

Daha sonra mağaradan çıkarken kaybolmamak için ne yapabilir?

Çözüm çantada biraz kum bulundurmak ve giderken kumdan iz bırakmak ve dönüşte de mağaradan çıkmak için kum izlerini takip etmek.

Amerikalı üniversite öğrencilerinin yaklaşık yüzde 75’i bu çözümü düşünmüştür – Çinli öğrencilerin ise sadece yüzde 25’i çözebilmiştir.

Deneyler Amerikalıların çoğunun problemi bilmediğiniz bir yere giderken dönüş yolunu bulabilmek için bir iz bırakma fikrini içeren Hansel ve Gretel’in hikâyesini duyarak büyüdükleri için çözebildiğini ileri sürmektedir.

Deneyciler deneklere bilinen bir Çin masalına dayalı bir problem daha vermiştir ve her kültürden problemi çözenlerin yüzdesi tersine dönmüştür.

Amerikalıların Hansel ve Gretel probleminde yaptığı gibi, öğrenciler bir problem türünün derin yapısını yüzeysel yapı nasıl olursa olsun hemen fark edecek hale gelmeden önce bir problem türüyle alıştırma yapmak gerekmektedir. Amerikalı denekler problemi kum, mağara ve define olarak düşünmediler; problemi iz bırakacak bir şey bulmakla ilgili gördüler. Problemin derin yapısı hafızalarında o kadar iyi yer etmiş ki, problemi okur okumaz yapıyı hemen gördüler.

Derin Yapıyı Aramak İşe Yarar ama Sizi Ancak Bir Yere Kadar Götürür

Bando problemi üzerinde çalışan bir öğrenciye “bu problem bahçe problemine benziyor” dediğimi düşünün. Öğrenci problemlerin ortak bir derin yapısı olmak zorunda olduğunu anlar ve bu yapının ne olduğunu bulmaya çalışırdı. Öğrenciler benzer bir şeyi ipucu almadan da yapabilirler.

Bu, psikologların üst biliş veya kişinin düşüncelerinin düzenlenmesi diye adlandırdığı şeye bir örnektir. Öğrencilere nasıl düşünmeleri gerektiğiyle ilgili prensipler verebilirsiniz.

Bilişsel bilimciler bu prensiplere üstbilişsel stratejiler diyorlar. Bunlar öğrencilerin öğrenip daha sonra düşüncelerini daha verimli şekillerde yönlendirmek için kullanabilecekleri küçük bilgi öbekleridir – “problemin derin yapısına bakın” veya “bir konuyu her iki açıdan da düşünün” gibi.

Öğrencilerin düşüncelerini düzenleme konusunda daha iyi olmalarına yardımcı olmak 20 yıl önce popüler olan eleştirel düşünme derslerinin hedeflerinden biriydi. Bu programlar çok etkili olmamıştır. Bu programların az miktardaki faydası öğrencilere üstbilişsel stratejileri etkili bir biçimde kullanmayı öğretmelerinden kaynaklanmaktadır. Öğrenciler çoğumuzun düşünürken kendini kaptırdığı mantıklı görünen ilk sonuca karar vermek, sadece kendi düşüncelerini doğrulayan delilleri aramak, kendi görüşüne karşı delilleri göz ardı etmek, aşırı güvenmek vb. önyargılardan kaçınmayı öğrenmektedir. Böylece, mesela bir konuyu her iki tarafa göre de değerlendirmeye birçok kez teşvik edilen bir öğrencinin bir problem üzerinde çalışırken kendiliğinden “bu problemin her iki açıdan da düşünmeliyim” deme olasılığı daha yüksektir.

Ne yazık ki, üstbilişsel stratejiler sizi ancak belli bir yere kadar götürebilir. Ne yapmanız gerektiğini ileri sürmelerine rağmen, stratejiyi uygulamak için gereken bilgiyi vermezler. Örneğin, deneyciler deneklere bando probleminin bahçe problemine benzediğini söylediklerinde, problemi daha çok denek çözebilmiştir (ipucu almadan önce yüzde 19’u çözerken ipucundan sonra yüzde 35’i çözmüştür) ama çoğu denek ne yapmaları gerektiği söylenince de problemi çözememiştir. Benzer şekilde, bir problemi çözmek için ilk mantıklı gelen çözümü kabul etmeniz gerektiğini bilebilirsiniz ama bu alternatif çözümleri nasıl bulacağınızı bildiğiniz veya her çözümün ne kadar mantıklı olduğunu değerlendirebileceğiniz anlamına gelmemektedir. Bunun için alan bilgisi ve bu bilgiyi devreye sokma alıştırması yapmak gerekmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s