Projelerde Gerçekçi Olun

Get real with projects

Günümüzde, gittikçe artan sayıda genç konu çerçevesinde araştırma yapmalarını, pek çok taslak yapmayı gerektiren profesyonel kalitede ürünler ortaya koymalarını ve çalışmalarını akranlarına, velilere ve dünyaya sunmalarını gerektiren proje çalışmaları yaparak öğrenmektedir.

Today, a growing number of young people are learning by carrying out projects that require them to carry out research across subject boundaries, create a professional quality product that demands multiple drafts, and publicly present their work to their peers, their parents and the wider world.

Bunun çarpıcı örneklerinden biri tasarım ve mimariyle ilgilenen çocuklar için yarım günlük bir  lise programı olan San Francisco’yu İnşa Et Enstitüsüdür. Enstitüdeki bir grup öğrenci San Francisco Limanının yeni 14 numaralı iskelesini dekore etmek için bir grup çini tasarladıkları bir kent sanatı projesinde çalıştılar. Öğrencilerin çinileri hazırlamak için kavram aşamasından nihai kurma aşamasına kadar sadece 10 haftalık bir süresi vardı.

A particularly striking example of this is the Build San Francisco Institute, a half-day high school programme for students interested in design and architecture. One cohort of students at the institute worked on a civic art project to design a set of tiles to decorate the Port of San Francisco’s new Pier 14. They were given just 10 weeks to create the tiles, from concept to final installation.

Bu süreçte öğrenciler çeşitli yeni beceriler öğrendiler: gerçek teslim tarihlerine uymak için gereken disiplini, bir takım olarak en iyisini yapmak için gereken organizasyonu ve esnekliğin önemini öğrendiler  – çalışma önce bir kentsel tasarımcı tarafından eleştirildi ve deniz temasının çok “belirsiz” olduğu gerekçesiyle reddedildi, bu yüzden öğrenciler başa dönüp daha iyi bir fikir bulmak zorunda kaldılar. Bugün öğrencilerin çalışmasını 14 numaralı iskelenin duvarlarında görebilirsiniz.

The process taught them a range of new skills: they learnt about the kind of discipline needed in order to meet real deadlines, the organisation required to get the best out of a team, and the importance of resilience – their work was initially rejected by the urban designer who critiqued it, on the basis that their maritime theme was too ‘vague’, and they had to go away and come up with a better idea. Today, you can see their final versions embedded in the walls at Pier 14.

Bu gibi projeler öğrencilere takım halinde çalışma, kendi zamanlarını yönetme ve çalışmalarını karma bir hedef kitlesine sunma –hepsi iş yerinde önemli olacak beceriler- deneyimini yaşatmaktadır. Bu gibi projeler bundan daha fazlasını da yapmaktadır. Okulları topluma açmaktadırlar çünkü öğrenciler okul sınırları dışında araştırma yapmakta ve yerel işletmeler (San Francisco Limanı gibi) kendi projelerini öğrencilere vermektedir.

Projects like this give students an experience of working in teams, managing their own time, and presenting their work to a mixed audience – all skills that will be valuable in the workplace. But they also do more. They open schools up to their communities, because students conduct research beyond the school walls, and local businesses (like Port of San Francisco) start commissioning projects of their own.

Bu gibi projeler öğrenmeyi gerçekleştirme koşullarını oluşturarak ve bilgi sağlayan kişiler olarak öğretmenlere tasarımcı olma fırsatı vermektedir. En önemlisi, öğrencilere öğrenmenin önemli olduğu mesajını vermektedirler – sadece öğretmenlere değil, projede birlikte çalıştıkları insanlara da; sadece gençlere değil, herkese; sadece okulda değil, her zaman ve her yerde.

They give teachers the opportunity to be designers, creating the conditions for learning to take place, as well as being purveyors of knowledge. And, most importantly, they send a message to students that learning is important – not just to their teachers, but to the host of people they work with on their projects; not just for young people, but for everybody; not just in school, but all the time, and everywhere.

Projeler öğrencilerin yaşam boyu öğrenenler olarak yetişmelerine yardımcı olmaktadır ve bu hızla değişen, dijital dünyada öğrenme konusunda iyi insanlara ihtiyacımız var. En etkili projelerin üç ortak özelliği vardır: öğrenciler nihai ürünü ortaya koymadan önce birçok taslak yaparlar, birbirlerinin çalışmasını eleştirmek için çok fırsat verilir ve biten çalışma herkese sunulur. Bu üç özellik – yeniden taslak yapma, eleştiri ve sergileme- hem öğrencilere hem de çalışanlara yüksek kaliteli çalışma ruhunu aşıladıkları için son derece önemlidir.

Projects help students develop into lifelong learners and in this rapidly changing, digital age, we need people who are good at learning. The most effective projects share three characteristics: students create numerous drafts before producing a final product, there are frequent opportunities to critique each others’ work, and the finished product is exhibited publicly. These three things – redrafting, critique, exhibition – are critical, because they instill an ethos of high-quality work in both students and staff.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s