Öğrencilere Söz Hakkı Vermek

 

‘Öğrencinin sesi’ – yani, öğrencilere kendilerini etkileyen konularda söz hakkı vermek 1970’lerde birkaç radikal okulun denemelerinden beri çok yol katetmiştir. Mesela, artık birçok okulda öğrencilerin yönettiği Okul Konseyleri vardır ve öğrencilerin eğitimleri üzerinde hiç olmadığı kadar kontrol sahibi oldukları iddia edilebilir. Bununla birlikte, okullardaki kilit stratejik karar alma durumlarına çok az sayıda öğrenci dâhil olmaktadır; bölge veya ulusal seviyede bu katılım daha da azdır. Ancak eğitimciler öğrenci katılımının hem öğrencilerin deneyimini hem de tüm eğitim sistemini değiştirme potansiyelini gittikçe daha iyi anlamaktadırlar.

‘Student voice’ – that is, giving students the opportunity to have a say in issues that affect them, has come a long way since the experiments of a few radical schools in the 1970s. Many schools now boast student-led School Councils, for example, and one might argue that students have more control over their education than ever before. However, it remains the case that very few students are involved in key strategic decision making in their school, and fewer still at a regional or national level. But increasingly, educators are cottoning on to the potential this has to change both the experiences of students, and the entire education system.

Öğrencilerin kendi eğitimleri üzerinde kontrol sahibi olmasına izin vermek kendilerini önemli hissetmelerine, okullarıyla ilgilenmelerine ve öğrenimlerine sahip çıkmalarına yardımcı olur. Bunun aynı zamanda katılımı ve başarıyı arttırabileceğine dair artan sayıda delil vardır.

Allowing students to have control over their education helps them to feel valued, to have a stake in their school and to take ownership of their learning. There is growing evidence that it can also improve engagement and attainment.

İskandinav ülkelerinin eğitim sistemlerinin merkezinde uzun zamandır katılım kültürü bulunmaktadır. Örneğin; okulun yönetim organlarında temsil edilmek öğrenciler için çoğu zaman zorunludur. Uluslararası öğrenci performansı ligi tablolarında başı çeken Finlandiya’da öğrenciler sadece okul seviyesinde stratejik kararlar almamakta, aynı zamanda politika belirleyicilerin danışmanlığıyla seslerini ulusal karar alma organlarının zirvesine de duyurmaktadırlar.

Scandinavian countries have long had a culture of participation at the heart of their education systems. It is often mandatory for students to be represented on governing bodies of their schools, for example. Finland, top of the international student performance league tables, has students not only making strategic decisions at a school level but, via consultations with policy makers, also taking their voice right to the top to influence national decision making.

Üst düzey strateji belirlemeye ve karar almaya katılım öğrencilerin 21. yüzyılda daha çok aranan özellikleri kazanmalarına da yardımcı olmaktadır.  Sosyal sorumluluk, kültürlerarası duyarlılık ve duygusal zekâ gibi özelliklerin hepsi aktif öğrenci katılımıyla desteklenmektedir. Demoktratik yapılardaki roller bireysel ihtiyaçları akranların bireysel ihtiyaçlarıyla dengeleme ve karar verirken büyük resmi görme deneyimi yaşatır ve bunların her ikisi de iş dünyasına girecek olan öğrenciler için faydalıdır.

Participation in high-level strategising and decision-making also helps students to gain the attributes that are more in demand in the 21st century. Attributes such as social responsibility, cross-cultural sensitivity and emotional intelligence are all fostered by actively engaging in student participation. Roles in democratic structures give experience of balancing individual needs with those of your peers and considering the bigger picture when making decisions, both of which are beneficial to students entering the world of work.

Okuldaki yönetime katılmak öğrencilerin vatandaş katılımının faydalarını görmelerine de yardımcı olur ve gençlerin yetişkin olduklarında daha ilgili ve aktif vatandaşlar olmalarını sağlayabilir. Bu ikisi özellikle birbiriyle ilgilidir çünkü birçok ülke sadece okulda katılımsızlık değil, tüm ülkede katılımsızlık sorunu yaşamaktadır; bu sorun en çok genç seçmenlerin oy kullanma oranlarındaki düşüşte kendini belli etmektedir.

Getting involved in governance at school also helps students to see the benefits of citizenship, and may help young people be more interested and active citizens as adults. This is particularly relevant because many countries are experiencing not just disengagement in school, but disengagement in society as a whole, manifested most obviously in declining voting turnouts from young people.

Bahsettiğimiz şey yapmacık bir katılım değildir. Öğrencilerin kılık-kıyafet kuralları veya yemek menüleri hakkında söz sahibi olması gibi küçük şeylerle ilgili değildir. Esas olarak, katılım öğrencilere her seviyede stratejik karar alma yetkisi vermekle ilgilidir. Öğrencilerin sadece pasif eğitim alıcılar olmadığını, potansiyel öğrenme ortakları olduğunu kabul etmemiz gerek. Bunu başarabilirsek, herkesin eğitime ve öğrenime katıldığı okul kültürlerini teşvik etmiş oluruz.

What we are talking about is not tokenistic involvement. It’s not about students having a say in minor decisions, such as dress codes or dinner menus. Fundamentally, this is about giving students real power over strategic decision making at all levels. We need to recognise that students aren’t just passive recipients in their education, but potential partners in learning. If we do this we will foster school cultures where everyone participates in education and learning.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s