Öğrenci Katılımı

Eğitimde, öğrenci katılımı öğrencilerin öğrenirken veya eğitim alırken gösterdikleri ve eğitimlerinde öğrenmek ve ilerlemek zorunda oldukları motivasyon seviyesine uzanan dikkat, merak, ilgi, iyimserlik ve tutku derecesini ifade etmektedir. Genel olarak, “öğrenci katılımı” kavramı öğrenmenin öğrenciler sorguladıkları, ilgili oldukları veya etkilendiklerinde geliştiği ve öğrenmenin öğrenciler sıkıldıklarında, etkilenmediklerinde veya “katılmadıklarında” olumsuz etkilenebileceği inancına dayalıdır.

In education, student engagement refers to the degree of attention, curiosity, interest, optimism, and passion that students show when they are learning or being taught, which extends to the level of motivation they have to learn and progress in their education. Generally speaking, the concept of “student engagement” is predicated on the belief that learning improves when students are inquisitive, interested, or inspired, and that learning tends to suffer when students are bored, dispassionate, disaffected, or otherwise “disengaged.” 

 

Eğitimde, öğrenci katılımı teriminin popülaritesi son yıllarda muhtemelen belli zihinsel, duygusal, fiziksel ve sosyal faktörlerin öğrenme sürecinde oynadığı rolün anlaşılmasından dolayı artmıştır. Öğrenmeyle ilgili çeşitli araştırmalar “ bilişsel olmayan faktörlerle” veya “bilişsel olmayan becerilerle” (motivasyon, ilgi, merak, sorumluluk, kararlılık, azim, tutum, çalışma alışkanlıkları, kendini düzenleme, sosyal beceriler, vs.) “bilişsel” öğrenme sonuçları (akademik performansta, test skorlarında, bilgiyi hatırlamada, beceri kazanımında vs. artış) arasında bağlantılar olduğunu ortaya koymuştur.

 

In education, the term student engagement has grown in popularity in recent decades, most likely resulting from an increased understanding of the role that certain intellectual, emotional, behavioral, physical, and social factors play in the learning process. For example, a wide variety of research studies on learning have revealed connections between so-called “non-cognitive factors” or “non-cognitive skills” (e.g., motivation, interest, curiosity, responsibility, determination, perseverance, attitude, work habits, self-regulation, social skills, etc.) and “cognitive” learning results (e.g., improved academic performance, test scores, information recall, skill acquisition, etc.).

 

Eğitimcilerin öğrenci katılımıyla ilgili farklı görüşleri olabilir ve öğrenci katılımını farklı farklı tanımlanayabilirler veya yorumlayabilirler. Mesela, bir okuldaki devamlılık, dikkatli dinleme, tartışmalara katılma, ödevleri zamanında teslim etme ve kurallara ve yönergelere uyma gibi gözlemlenebilir davranışlar “katılım” türleri olarak algılanabilirken başka bir okulda “katılım” kavramı daha çok heyecan, merak, iyimserlik, motivasyon veya ilgi gibi içsel durumlarla ilgili olarak anlaşılabilir. Öğrenci katılımı kavramı açık görünmektedir ama uygulamada oldukça karmaşık hale gelebilir. Aşağıdaki örnekler öğrenci katılımının okullarda nasıl tartışılabileceğini veya ele alınabileceğini göstermektedir:

 

Educators may hold different views on student engagement, and it may be defined or interpreted differently from place to place. For example, in one school observable behaviors such as attending class, listening attentively, participating in discussions, turning in work on time, and following rules and directions may be perceived as forms of “engagement,” while in another school the concept of “engagement” may be largely understood in terms of internal states such as enthusiasm, curiosity, optimism, motivation, or interest. While the concept of student engagement seems straightforward, it can take fairly complex forms in practice. The following examples illustrate a few ways in which student engagement may be discussed or addressed in schools:

 

Zihinsel katılım:

Bir dersteki öğrenci katılımını arttırmak için öğretmenler öğrencilerin ilgi alanlarına hitap eden veya onlarda merak uyandıran dersler, ödevler veya projeler hazırlayabilirler. Örneğin; öğretmenler öğrencilere hakkında yazı yazmaları için daha çok konu verebilirler (böylece öğrenciler özellikle ilgilendikleri bir konuyu seçebilirler) veya öğrencilerin bir konuyu nasıl araştıracaklarına veya öğrendiklerini nasıl göstereceklerine kendilerinin karar vermesine izin verebilirler (bazı öğrenciler makale yazmayı, bazıları kısa bir video belgeseli hazırlamayı, bazıları da bir multimedya sunumu yapmayı seçebilir). Öğretmenler öğrencilerin çözmeleri gereken bir problem veya soru içeren bir çalışma ünitesi de sunabilirler. Mesela, öğrencilerden yerel bir çevre sorununun nedenlerini araştırmaları, fiziksel özelikleri ve davranışlarına dair çok kısa bir tanımla bilinmeyen bir hayvanın türünü belirlemeleri veya belli bir işi yapabilen bir robot yapmaları istenebilir. Bu örneklerde, öğrencilerin merakını uyandırmak öğrenme sürecine “katılımı” arttırabilir.

 

Intellectual engagement:

To increase student engagement in a course or subject, teachers may create lessons, assignments, or projects that appeal to student interests or that stimulate their curiosity. For example, teachers may give students more choice over the topics they are asked to write about (so students can choose a topic that specifically interests them) or they may let students choose the way they will investigate a topic or demonstrate what they have learned (some students may choose to write a paper, others may produce short video or audio documentary, and still others may create a multimedia presentation). Teachers may also introduce a unit of study with a problem or question that students need to solve. For example, students might be asked to investigate the causes of a local environmental problem, determine the species of an unknown animal from a few short descriptions of its physical characteristics and behaviors, or build a robot that can accomplish a specific task. In these cases, sparking student curiosity can increase “engagement” in the learning process.

 

Duygusal katılım:

Eğitimciler öğrencilerde öğrenme sürecini kolaylaştıracak, olumsuz davranışları en aza indirecek veya öğrencilerin okula devamsızlığını azaltacak olumlu duyguları desteklemek için çeşitli stratejiler kullanabilirler. Örneğin; sınıflar öğrenmeye daha uygun hale gelecek şekilde yeniden düzenlenebilir, öğretmenler öğrencilerin ruh halini izlemeye önem verip nasıl hissettiklerini sorabilirler veya okul programları genellikle öğrencilere akademik anlamda başarılı olmaları ve okul ve öğrenme hakkında pozitif, iyimser hissetmeleri veya heyecan duymaları için ihtiyaç duydukları desteği vermeye çalışan rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini veya diğer hizmetleri sunabilirler. Örneğin, danışmanlık gibi stratejiler bir okuldaki öğrencilerle yetişkinler arasında daha kuvvetli ilişkiler kurmaya yöneliktir.  Buradaki temel teori, okuldan en az bir yetişkin bir öğrenciyle düzenli olarak görüşüyorsa, akademik olan ve olmayan konular hakkında konuşuyorsa, öğrenciye tavsiyelerde bulunuyorsa ve okul dışındaki hayatıyla, kişisel tutkularıyla, geleceğe dair istekleriyle ve öğrenme güçlükleri ve gereksinimleriyle ilgileniyorsa, öğrencinin başarılı olma ihtimalinin daha yüksek olacağıdır.

 

Emotional engagement:

Educators may use a wide variety of strategies to promote positive emotions in students that will facilitate the learning process, minimize negative behaviors, or keep students from dropping out. For example, classrooms may be redesigned to make them more conducive to learning, teachers may make a point of monitoring student moods and asking them how they are feeling, or school programs may provide counseling, peer mentoring, or other services that generally seek to give students the support they need to succeed academically and feel positive, optimistic, or excited about school and learning. Strategies such as advisories, for example, are intended to build stronger relationships between students and adults in a school. The basic theory is that students will be more likely to succeed if at least one adult in the school is meeting with a student regularly, inquiring about academic and non-academic issues, giving her advice, and taking an interest in her out-of-school life, personal passions, future aspirations, and distinct learning challenges and needs.

 

Davranışsal katılım:

Öğretmenler sınıf kuralları belirleyebilir, belli ipuçları kullanabilir veya öğrencilere öğrenmeye daha uygun davranışlara teşvik eden roller verebilirler. Örneğin; ilkokul öğretmenleri küçük öğrencilerin dikkatleri dağıldığında veya gürültü olduğunda derse yeniden odaklanmalarına yardımcı olacak işaretler veya el hareketleri kullanabilirler. Mesela, öğretmen öğrencilere konuşmamalarını, yerlerine oturmalarını veya yeni bir aktiviteye başlamalarını üç kez el çırparak ifade edebilir. Öğretmenler öğrencilerin çalışmaya odaklanmalarına veya ders boyunca katılmalarına yardımcı olacak belli kurallar da belirleyebilirler. Mesela, sınıf düzenli olarak küçük gruplara ayrılabilir veya grup tartışması için sıralarını çember halinde düzenleyebilirler. Öğretmenler sınıf rutinlerini çeşitlendirerek monotonluğu ve öğrenciler uzun süre aynı sırada oturduklarında veya benzer çalışmaları yaptıklarında ortaya çıkabilecek olası anlaşmazlıkları azaltabilirler. Beyin temelli öğrenme üzerine yapılan araştırmalar çeşitlendirme, yenilik ve fiziksel aktivitenin öğrenmeye teşvik edebileceğine ve öğrenmeyi geliştirebileceğine dair deliller sunmaktadır.

 

Behavioral engagement:

Teachers may establish classroom routines, use consistent cues, or assign students roles that foster behaviors more conducive to learning. For example, elementary school teachers may use cues or gestures that help young students refocus on a lesson if they get distracted or boisterous. The teacher may clap three times or raise a hand, for example, which signals to students that it’s time to stop talking, return to their seats, or begin a new activity. Teachers may also establish consistent routines that help students stay on task or remain engaged during a class. For example, the class may regularly break up into small groups or move their seats into a circle for a group discussion. By introducing variation into a classroom routine, teachers can reduce the monotony and potential disengagement that may occur when students sit in the same seat, doing similar tasks, for extended periods of time. Research on brain-based learning has also provided evidence that variation, novelty, and physical activity can stimulate and improve learning.

 

Fiziksel katılım:

Öğretmenler öğrenmeyi desteklemek veya ilgi çekmek için fiziksel aktivitelerden veya rutinlerden faydalanabilirler. Örneğin, “kinestetik öğrenme” öğrenme sürecinde fiziksel hareketlerin ve aktivitelerin kullanılmasını ifade etmektedir. Öğretmen, öğrencilerden soruları sesli olarak cevaplamak yerine tahtaya çıkıp cevap vermelerini ve cevabı tahtaya yazarken bir yandan da sözlü olarak anlatmalarını isteyebilir (bu örnekteki teori, öğrencilerin beynin birden fazla bölümünü – yani, konuşma, yazma, fiziksel aktivite, vs. ile ilgili bölümlerini- aynı anda kullandıklarında öğrencilerin bilgiyi hatırlama olasılıklarının daha fazla olacağıdır). Öğretmenler özellikle ilkokul yıllarında sabırsızlık, yerinde duramama veya dikkat dağınıklığı gibi davranışları azaltmak için kısa süreli fiziksel aktiviteler veya hızlı egzersizler de yaptırabilirler.

 

Physical engagement:

Teachers may use physical activities or routines to stimulate learning or interest. For example, “kinesthetic learning” refers to the use of physical motions and activities during the learning process. Instead of asking students to answer questions aloud, a teacher might ask students to walk up to the chalkboard and answer the question verbally while also writing the answer on the board (in this case, the theory is that students are more likely to remember information when they are using multiple parts of the brain at the same time—i.e., the various parts dedicated to speaking, writing, physical activity, etc.). Teachers may also introduce short periods of physical activity or quick exercises, particularly during the elementary years, to reduce antsy, fidgety, or distracted behaviors.

 

Sosyal katılım:  

Öğretmenler sosyal etkileşimlerle katılımı desteklemek için çeşitli stratejiler kullanabilirler. Örneğin; öğrenciler projeler üzerinde grup halinde veya ikili olarak çalışabilirler veya öğretmenler öğrencilerin yarışacağı akademik yarışmalar – öğrencilerin en kısa sürede belli bir işi yapacak bir robot yapmak için takım halinde yarışacakları eğlenceli yarışmalar gibi- düzenleyebilirler. Münazara takımları, robot kulüpleri ve fen fuarları gibi akademik ve müfredat dışı aktivitelerde de öğrenme deneyimleriyle sosyal etkileşimler bir araya gelmektedir. Bunun yanı sıra, öğrendiğini gösterme veya bitirme projeleri gibi stratejiler öğrencilerin çalışmalarını genellikle yerel topluluktan katılımcıların yer aldığı panellerde başkalarına sunmalarını gerektirirken topluluk temelli öğrenme veya hizmet ederek öğrenme (gönüllülük faaliyetleriyle öğrenme) gibi stratejilerle şehirle ilgili veya sosyal sorunlar öğrenme sürecine dâhil edilebilir. Bu örneklerde, toplumsal sorunları öğrenme veya sosyal çalışmalarda aktif olarak yer alma katılımı arttırabilir.

 

Social engagement: 

Teachers may use a variety of strategies to stimulate engagement through social interactions. For example, students may be paired or grouped to work collaboratively on projects, or teachers may create academic contests that students compete in—e.g., a friendly competition in which teams of students build robots to complete a specific task in the shortest amount of time. Academic and co-curricular activities such as debate teams, robotics clubs, and science fairs also bring together learning experiences and social interactions. In addition, strategies such as demonstrations of learning or capstone projects may require students to give public presentations of their work, often to panels of experts from the local community, while strategies such as community-based learning or service learning (learning through volunteerism) can introduce civic and social issues into the learning process. In these cases, learning about societal problems, or participating actively in social causes, can improve engagement.

 

http://edglossary.org/student-engagement/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s