GRANT WIGGINS ve Büyük Fikir

 

Bir fikir pek çok karmaşık deneyimi ve görünürde izole olguları anlamlandırmamıza yardım ediyorsa “büyüktür.” Büyük fikir noktaların birleştirilmesiyle oluşan bir resim gibidir. Örneğin: “su döngüsü” görünürde ayrı ve tek yönlü olaylar arasında bağlantı kurmaya yarayan büyük bir fikirdir (su buharlaşırken sadece kayboluyor gibi görünür).  “İki düşün, bir söyle” deyimi bir şey yaparken sonradan üzülmemeyi ve yaptığımız şeyin boşa gitmesini önlemeyi hatırlatır.

An idea is “big” if it helps us make sense of lots of confusing experiences and seemingly isolated facts. It’s like the picture that connects the dots. For example: “the water cycle” is a big idea for connecting seemingly discrete and one-way events (the water seems to just disappear as it evaporates).  “Measure twice, cut once” is a profound reminder about how to avoid heartache and inefficiency in building anything.

Öyleyse, büyük fikir daha iyi görme ve daha akıllıca çalışma yoludur, sadece belirsiz bir kavram veya başka bir bilgi parçası değil. Büyük fikir daha çok görünen başka bir nesneden çok, bakılacak bir objektif gibidir; bir anlatının ayrıntılarından çok, tema gibidir; belli bir beceriden çok, en sevdiğiniz spor dalındaki aktif bir strateji veya okuma gibidir. Büyük fikir bir teoridir, ayrıntı değil.

A big idea is thus a way of seeing better and working smarter, not just a vague notion or another piece of knowledge. It is more like a lens for looking than another object seen; more like a theme than the details of a narrative; more like an active strategy in your favorite sport or reading than a specific skill. It is a theory, not a detail.

Bir fikir “büyükse,” kavramları anlamamızı sağlar. Yani, bir fikir sadece çok miktarda içeriği kategorize ettiği için “büyük” değildir. “Değişim,” “ilişkiler” ve “sayı sistemi” kavramları elbette çok fazla miktarda bilgi ve anlama kapsamaktadır, ancak bu kavramlar tanımlarının ötesinde çok da kavrayış veya açıklama içermemektedir. Bunlar kendi başına birer kavram olarak özellikle güçlü veya aydınlatıcı değildir. Diğer yandan, “Her etkiye eşit bir tepki vardır” fikri değişimle ilgili güçlü bir fikirdir: bu fikri olguları incelemek, düzenlemek ve anlamlandırmak ve hareketteki değişiklikleri öngörmek için kullanabiliriz

If an idea is “big” it helps us make sense of things. So, an idea is not “big” merely because it categorizes a lot of content. “Change,” “relationships,” and “number system” certainly encompass an enormous amount of knowledge and understanding, but these concepts don’t contain much insight or direction beyond their definition. They aren’t particularly powerful or illuminating on their own as concepts.  On the other hand, “For every action there is an equal reaction” is a powerful idea about change: we can use it to study, organize, make sense of phenomena, and predict changes in motion.

Öyleyse, özgün bir fikir “sadece” fikir değildir. Kötü anlamda soyut değildir; somuttur;  faydalı bir teoridir; gerçek etkiye sahiptir. Örneğin, anlamları ve ilişkileri belli olmayan birçok kafa karşıtırıcı ipucunu anlamaya çalışan bir dedektifi düşünün.  Herhangi bir “polisiye” teorisi bu dedektifin amacıyla ilgili olacaktır. İyi bir dedektifin bizlere tuhaf, münferit ve kendine özgü gibi görünen küçük vakalara anlam katmak için amacı hakkında bazı büyük fikirleri vardır. Bu nedenle, (ister “aşk üçgenlerini aramak” ister “skandalı açığa çıkarmak” olsun) “büyük fikir” oldukça pratiktir: ipuçlarını önemsiz bilgilerden ayırt etmeye yardımcı olur ve daha çok bilgiye –ve ikna edici anlatıma- hangi yoldan ulaşılabileceğini gösterir.

A genuine idea is thus not a “mere” idea. It is not abstract in the bad sense, it is concrete; it is a useful theory; it has real impact. For example, consider a detective trying to make sense of many puzzling clues whose meaning and relationship are unclear. Any theory as to “whodunit” will relate to motive.  A good detective has some big ideas about motive to bring meaning to what might otherwise seem like odd, isolated and unique little facts to the rest of us. The “big idea” (whether it is “Look for love triangles” or “Follow the money”) is thus quite practical: it helps distinguish clues from unimportant facts, and shows the way toward more facts – and a persuasive narrative.

Fen bilimlerindeki en aydınlatıcı hipotezler bilimin büyük fikirleridir. Hepimizin canlılara ve cansızlara ait bir “besin zincirinin” bir parçası olduğumuz fikri büyük bir fikirdir çünkü farklı (ve izole) görünen hayvanları ve bitkileri daha büyük ve kapsamlı bir enerji alışverişi “ekosistemine” bağlar. Böylece, yırtıcı hayvanların, atıkların ve kendimizin doğa ile olan ilişkisinin rolünü tamamen yeni ve hiç olmadığı kadar faydalı bir şekilde görürüz. Newton’un hareket yasaları ileri sürülen en büyük fikirlerden üç tanesidir: birdenbire, binlerce ilgisiz görünen bilgi ve olgu –kaşığın düşmesi, gelgit, ayın yörüngesi- sadece anlamlı bir açıklamaya kavuşmakla kalmamıştır; aynı zamanda sonsuz bir tahmin ve bağlantı kurma gücüne sahip çok büyük tutarlı bir sistemin parçası olarak da görülebilir.

In science, the most illuminating hypotheses are the big ideas of science. So, the idea that we are all part of a “food chain” of living and nonliving things is big because it links seemingly different (and isolated) animals and plant matter into a bigger comprehensible “ecosystem” of energy exchange. We then see the role of predators, garbage, and our relationship to nature in a completely new and helpful way than before. Newton’s laws of motion are three of the biggest ideas ever posed: suddenly, thousands of seemingly unrelated facts and phenomena – spoons dropping, the tides, the moon’s orbit – had not only a meaningful explanation but could be seen as part of a huge coherent system with endless predictive and connective power.

Öyleyse, fikiler bir problemi çözme eğilimli bir incelemede araç olmadıkça özgün fikir değillerdir. Öğrencinin dünyanın yuvarlaklığı fikrini anlamasını sağlamaya çalıştığınızı düşünün. Bu, öğrenciye dünyanın yuvarlak olduğunu bir bilgi olarak öğretmekten farklıdır. Öğrenciye bir top veya küre gösterilebilir (veya hatırlatılabilir) ve dünyanın da bunlar gibi yuvarlak olduğu söylenebilir; sonra da dünyanın şekliyle topun şekli öğrencinin aklında iyice eşleşene kadar dünyanın yuvarlak olduğu ifadesi öğrenciye her gün tekrar ettirilebilir. Fakat öğrenci bu şekilde dünyanın yuvarlaklığı hakkında hiçbir fikir edinmemiş olabilir; olsa olsa küre şeklini anlar ve dünyayı top benzetmesinden sonra gözünde canlandırabilir. Yuvarlaklığı bir fikir olarak anlamak için öğrencinin önce gözlemlenen belli karışıklıkları veya kafa karıştırıcı özellikleri fark etmesi ve kendisine önerilen yuvarlak şeklinin söz konusu olguları açıklayabilecek bir yol olduğu fikrini edinmesi gerekmektedir. Yuvarlaklık ancak öğrencilerin tamamen anlayabilmesi için bir veri yorumlama yöntemi olarak kullanılırsa özgün bir fikir olur. Canlı bir görüntü olup da fikir olmayabilir veya görüntü gözlemi ve olgular arasında ilişki kurmayı teşvik etme işlevini yerine getiriyorsa, anlık, belirsiz bir görüntü varken de fikir olabilir.

– John Dewey (1910) – How We Think

Ideas are not then genuine ideas unless they are tools in an examination which tends to solve a problem. Suppose it is a question of having the pupil grasp the idea of the sphericity of the earth. This is different from teaching him its sphericity as a fact. He may be shown (or reminded of) a ball or a globe, and be told that the earth is round like those things; he may then be made to repeat that statement day after day till the shape of the earth and the shape of the ball are welded together in his mind. But he has not thereby acquired any idea of the earth’s sphericity; at most, he has had a certain image of a sphere and has finally managed to image the earth after the analogy of his ball image. To grasp sphericity as an idea, the pupil must first have realized certain perplexities or confusing features in observed facts and have had the idea of spherical shape suggested to him as a possible way of accounting for the phenomena in question. Only by use as a method of interpreting data so as to give them fuller meaning does sphericity become a genuine idea. There may be a vivid image and no idea; or there may be a fleeting, obscure image and yet an idea, if that image performs the function of instigating and directing the observation and relation of facts.

– John Dewey (1910) – How We Think.
Bu yüzden, “büyük fikri” bir bilgi veya tanım olarak öğretilen bir kavramla eş tutmamalıyız. Ancak öğrencinin bir fikrin bir çıkarım olduğunu ve bu çıkarımların anlam ve aktarım sağlama gücüne sahip olduğunu birinci elden görmesine yardımcı olursak, bu fikir “büyük fikir” olur.

Önemli fikirle kuvvetli fikir ve ölü bir bilimsel kavram arasındaki fark Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynmann tarafından fen bilimleri öğretimini tartışırken güzelce açıklanmıştır:

Birinci sınıfın birinci dersinde fen bilgisi öğretmek için talihsiz bir başlangıç yapan bir birinci sınıf fen bilgisi kitabı var. Talihsiz diyorum çünkü bilimin ne olduğuna dair yanlış bir fikirle başlıyor. Bir köpek resmi var – kurmalı bir oyuncak köpek—bir el oyuncağı kuruyor ve köpek de hareket edebiliyor. Son resmin altında “Köpeği hareket ettiren nedir?” diye bir soru var. Sonra da bir motorsiklet resmi var, altında da “Motorsikleti ne hareket ettiriyor?” sorusu var ve böyle devam ediyor.
Önce fen bilimlerinin ne hakkında olduğunu – fizik, biyoloji, kimya- anlatmaya hazırlandıklarını düşündüm ama öyle değildi. Sorunun cevabı öğretmen kitabındaydı: öğrenmeye çalıştığım cevap “enerji hareket ettiriyordu.”

Bu sadece enerjinin tanımı; tersine çevrilmesi gerek. Bir şey hareket edebiliyorsa içinde enerji var diyebliriz, onu hareket ettiren şeyin enerji olduğunusöyleyemeyiz. Bu çok ince [ama önemli] bir fark.

So, we musn’t equate “big idea” with a concept taught as a fact or definition.  Only when we help the learner see firsthand that an idea is an inference, and one with power to provide meaning and transfer, does it become a “big idea.”

The difference between a vital idea with power and a lifeless scientific notion was beautifully clarified by Nobel Physicist Richard Feynmann in discussing science instruction:
There is a first grade science book which, in the first lesson of the first grade, begins in an unfortunate manner to teach science, because it starts off with the wrong idea of what science is. There is a picture of a dog–a windable toy dog–and a hand comes to the winder, and then the dog is able to move. Under the last picture, it says “What makes it move?” Later on, there is a picture of a real dog and the question, “What makes it move?” Then there is a picture of a motorbike and the question, “What makes it move?” and so on.

I thought at first they were getting ready to tell what science was going to be about–physics, biology, chemistry- but that wasn’t it. The answer was in the teacher’s edition of the book: the answer I was trying to learn is that “energy makes it move.”
That’s only the definition of energy; it should be reversed. We might say when something can move that it has energy in it, but not what makes it move is energy. This is a very subtle [but important] difference.

Belki aradaki farkı şu şekilde biraz daha netleştirebilirim: bir çocuğa oyuncak köpeği neyin hareket ettirdiğini sorarsanız, sıradan bir insanın vereceği cevabı düşünmelisiniz. Cevap: yayı kurarsınız, çözülmeye çalışırken dişliyi iter.

Fen bilgisi dersine başlamak için ne kadar da iyi bir yol! Oyuncağı parçalarına ayırın; nasıl çalıştığını görün. Dişlilerin zekâsını görün; çark mandallarını görün. Oyuncakla ilgili birşeyler öğrenin, nasıl birleştirildiğini öğrenin, makaraları ve başka şeyleri icat eden insanların dehasını öğrenin. [Veya] bir öğrencinin “Bence köpeği enerji hareket ettirmiyor” dediğini düşünün. Tartışma buradan nerelere gider?

Sonunda bir fikir mi yoksa bir tanım mı öğrettiğinizi test etmenin bir yolunu buldum.
Şöyle test edebilirsiniz: şöyle deyin: “Yeni öğrendiğiniz kelimeyi kullanmadan, yeni öğrendiğiniz şeyi kendi dilinizle yeniden ifade etmeye çalışın.” “Enerji” kelimesini kullanmadan köpeğin hareketi hakkında bildiklerinizi söyleyin.” Söyleyemezsiniz, öyleyse fen bilgisiyle ilgili hiçbir şey öğrenmediniz.  Yani, bir ifade canlı bir yaklaşımdan ziyade sadece teknik bir terimse, büyük fikir değildir.

Perhaps I can make the difference a little clearer this way: If you ask a child what makes the toy dog move, you should think about what an ordinary human being would answer. The answer is that you wound up the spring; it tries to unwind and pushes the gear around.

What a good way to begin a science course! Take apart the toy; see how it works. See the cleverness of the gears; see the ratchets. Learn something about the toy, the way the toy is put together, the ingenuity of people devising the ratchets and other things. [Otherwise,] suppose a student would say, “I don’t think energy makes it move.” Where does the discussion go from there?

I finally figured out a way to test whether you have taught an idea or you have only taught a definition. Test it this way: you say, “Without using the new word which you have just learned, try to rephrase what you have just learned in your own language.” Without using the word “energy,” tell me what you know now about the dog’s motion.” You cannot. So you learned nothing about science. In short, if the word is just a technical term rather than a vital approach, it isn’t a big idea.

Öğretmenler farkında olmadan terimlerle fikirleri birleştirirler. Daha etkili öğretmek isterken Feynmann’ın örneğinde olduğu gibi, çoğu zaman bir teoriye veya stratejiye bir tanımla ilgili bilgi muamelesi yaparlar. Sonuçta anlaşılır bir çıkarımı, düşünmeyi sona erdiren bir sözcüğe dünüştürürler. Bu isteğin bedelini tüm fikirlere kullanarak doğrulanacak ve analiz edilecek çıkarımlar yerine öğrenilmesi gereken bilgiler olarak davranarak farkında olmadan anlamı ve aktarımı engelliyoruz. Öğrenciler de sonuç olarak anlamsız sözcük alışverişi yapıyorlar; fen bilimlerine bir bilgi ve anlama bütününden ziyade yabancı dil gibi davranılıyor.

But teachers often unwittingly conflate terms with ideas. In their desire to make teaching more efficient, they often treat the theory or strategy as a fact related to a definition, as in Feynmann’s example. They end up turning an insightful inference into a thought-ending word. We pay for this desire to cover things ever more quickly: by treating all ideas as facts to be learned instead of inferences to be validated and analyzed through use, we unwittingly end up inhibiting meaning and transfer. Students end up just trafficking in meaningless words; science gets treated as a foreign language rather than a body of knowledge and understanding.

Şimdi, şu yeterli olma, etkili olma meselesini anlamaya çalışan çaylaklar, yani öğrenciler açısından ele alalım. Yeni bir öğrenci olarak sınıfınızda birkaç gün geçirdikten sonra, kendimi bilgiye boğulmuş hissederim; bana öğrettiklerinizi ve okuduklarımızı anlamlandırmaya başlamak için kullanabileceğim bir örüntü veya zihinsel düzenleyici görmemişimdir. Bana yardımcı olacak bir şemaya, çerçeveye, mihenktaşına, işarete, öğrendiğim herşeyi anlamak için bir stratejiye ihtiyacım var. Başka bir deyişle, yeni içeriğim için bir çerçeveye ihtiyacım var: Öğrendiklerimi sıralamak, kategorize etmek ve önceliklendirmek için bir yola ihtiyacım var.

Şimdi, şunu sorduğumuzu varsayın: öğretmen olarak öğrencinin dikkatini öğrendiğini anlamasını ve ilerletmesini sağlayacak kilit bir hatırlatıcı fikire çekecek olsanız, bu fikir ne olurdu? Öğrencinin çalışmaları daha iyi anlamasını ve dersinizde sene boyunca başarılı olmasını sağlayacak söz, emir ve/veya kural ne olurdu? İşte büyük fikir dediğimiz şey bu.

Let’s put this issue of efficiency vs. effectiveness in terms of the learner, the novice struggling to understand. After a few days in your room as a new student, I will likely feel overwhelmed with information; I don’t yet see a pattern or a mental organizer by which I can begin to make sense of all that you are teaching me and that we are reading about. I need a helpful schema, a framework, a touchstone, a guidepost, a strategy for making sense of everything I am learning.  In other words, I need a framework for my new content: I need a way to order, categorize and prioritize what I am learning. Now, suppose we ask: if you could as teacher alert the student to a key recurring idea that can make sense of the learning as well as further it, what would it be? What aphorism, imperative, and/or rules of thumb would permit the student to make more and more sense of their work and how to be successful all year in your course? That’s what we’re calling a big idea.

Jay McTighe ile beraber Educational Leadership için en son yazdığımız “Anlayışa Öncelik Verin” başlıklı makale bu konuyu farklı bir şekilde ele alıyor: öğretmenlerin de öğrencilerin de daima farklı eğitim hedeflerinin oyunda olduğunu anlamaları gerek: kazanım, anlam oluşturma ve transfer veya önceki öğrenim. Makaleden kısa bir alıntıyı aşağıda görebilirsiniz (High School Reform, Mayıs 2008 sayısı):

Programın nasıl olması gerektiğini daha iyi açıklamak için lisenin üç farklı fakat birbiriyle ilgili akademik hedefini belirlemenin faydalı olacağı fikrindeyiz – öğrencilere şu hususlarda yardım edilmeli: 1) önemli bilgi ve becerileri kazanma, 2) içeriği anlamlandırma (yani, önemli fikirleri anlama) ve 3) öğrendiklerini yeni durumlara etkili bir şekilde transfer etme. Bu makalede kazanım, anlamlandırma ve transfer etmek olarak sıralanan temel öğrenme hedeflerinden K-A-T diye bahsedilecektir. Kazanım araç, anlamlandırma ve transfer etme amaçtır.

The article Jay McTighe and I recently wrote for Educational Leadership called ‘Put Understanding First’ makes the point in a different way: both teachers and students need to understand that there are three different educational goals always at play: Acquisition, meaning-making, and transfer or prior learning. Here is a brief excerpt from the article (which was in the May 2008 issue, on High School Reform):

To better explain what curriculum needs to be, we think it is helpful to distinguish what are in fact three different yet interrelated academic goals of high school — students should be helped to:   1) acquire important information and skills, 2) make meaning of that content (i.e., come to understand important ideas), and 3) transfer their learning to new situations, effectively. In this paper, we will refer to these three key learning goals as A-M-T. Acquisition is a means; meaning making and transfer are the ends.

” Öyleyse, bir fikri büyük yapan nedir? Bir fikir başka türlü anlamsız, izole, etkisiz veya kafa karıştırıcı pek çok bilgiyi anlamlandırmamıza yardımcı oluyorsa büyüktür. Büyük fikir sadece başka bir bilgiyi değil, bağlantları faydalı bir şekilde görme yoludur. Fazladan görülen birşeyden çok, daha iyi bakılabilecek bir objektif gibidir; hikâyedeki olgulardan çok tema gibidir. UbD dilinde, büyük fikir daha spesifik ve faydalı anlayışlar ve bilgiler çıkarabileceğimiz güçlü, düşünsel bir araçtır. Gerçek bir fikir düşünceyi sonlandırmaz, harekete geçirir. Akla sorular getirme ve öğrenmeyi gerçekleştirme gücü vardır. Bu yüzden, ünitenizi güçlü bir fikir etrafında yapılandırın.

So, what makes an idea big? An idea is big if it helps us make sense of lots of otherwise meaningless, isolated, inert, or confusing facts. A big idea is a way of usefully seeing connections, not just another piece of knowledge. It is more like a lens for better looking than something additionally seen; more like a theme than the facts of the story.In the language of UbD, a big idea is a powerful intellectual tool, from which we can derive more specific and helpful understandings and facts.

A true idea doesn’t end thought, it activates it. It has the power to raise questions and generate learning.  So, build your unit around one idea with power.

www.authenticeducation.org/ae_bigideas/article.lasso?artid=99

http://www.sausd.us/cms/lib5/CA01000471/Centricity/Domain/5397/PRINCIPAL%20PRESENTATION%20BIG%20IDEA%20AND%20ESSENTIAL%20QUESTIONS.pdf

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s