“Phenomenon Based Learning”Olguya Dayalı Öğrenme Nedir?

Olguya Dayalı Öğrenme (PhenoBL) ve öğretimde bütüncül gerçek olgular öğrenmenin başlangıç noktasını teşkil eder. Olgular gerçek bağlamda, tam varlık olarak incelenir ve bu varlıklarla ilgili bilgi ve beceriler özneler arasındaki sınırlar geçilerek incelenir. Olgular insan, Avrupa Birliği, medya ve teknoloji, su veya enerji gibi bütüncül konulardır. Başlangıç noktası derslere bölünmüş ve işlenen konuların sıklıkla nispeten küçük, ayrı parçalara bölündüğü (bağlamında ayrıldığı) geleneksel okul kültüründen farklıdır.


In Phenomenon Based Learning (PhenoBL) and teaching, holistic real-world phenomena provide the starting point for learning. The phenomena are studied as complete entities, in their real context, and the information and skills related to them are studied by crossing the boundaries between subjects. Phenomena are holistic topics like human, European Union, media and technology, water or energy. The starting point differs from the traditional school culture divided into subjects, where the things studied are often split into relatively small, separate parts (decontextualisation).
Bir müfredattaki olguya dayalı yapı farklı konuları ve temaları entegre etmek ve sorgulamaya dayalı öğrenme, probleme dayalı öğrenme, proje tabanlı öğrenme ve portfolyo gibi pedagojik olarak anlamlı yöntemlerin sistematik olarak kullanılması için de aktif olarak daha iyi fırsatlar yaratmaktadır. Olguya dayalı yaklaşım farklı öğrenme ortamlarının çok yönlü kullanılması açısından da önemlidir (e-öğrenme ortamlarını kullanırken öğrenmeyi çeşitlendirme ve zenginleştirme gibi).
Phenomenon-based structure in a curriculum also actively creates better opportunities for integrating different subjects and themes as well as the systematic use of pedagogically meaningful methods, such as inquiry learning, problem-based learning, project learning and portfolios. The phenomenon-based approach is also key in the versatile utilisation of different learning environments (e.g. in diversifying and enriching learning while using eLearning environments).
Olguya dayalı öğrenmenin hedefleri derinlemesine öğrenme ve anlamadır

Olguya dayalı öğrenme, bütüncül, gerçek olguların öğrenme topluluğunda birlikte gözlemlenmesiyle başlar. Gözlem sadece bir bakış açısıyla sınırlı değildir; dersler arasındaki sınırlar doğal olarak geçilmekte ve farklı dersler ve temalar entegre edilmektedir.
Olguya dayalı öğretimde, olguları birlikte anlamak ve incelemek sorular sormakla veya problemler ileri sürmekle başlar (örneğin; Uçak neden uçar ve havada kalır? gibi). Olguya dayalı öğrenme öğrenenlerin onları ilgilendiren bir olguyla ilgili sorulan sorulara veya problemlere birlikte cevap buldukları probleme dayalı öğrenmedir. Öğrenciler problemleri ve soruları birlikte ileri sürmüşlerdir – bunlar öğrenenlerin gerçekten ilgilendikleri şeylerdir.

Deep learning and understanding are the goals of phenomenon based learning

Phenomenon based learning starts from the shared observation of holistic, genuine real-world phenomena in the learning community. The observation is not limited to one single point of view; the phenomena are instead studied holistically from different points of view, crossing the boundaries between subjects naturally and integrating different subjects and themes.

In phenomenon based teaching, understanding and studying the phenomenon together starts from asking questions or posing problems (e.g. Why does an aeroplane fly and stay up in the air?). At its best, phenomenon-based learning is problem-based learning, where the learners build answers together to questions or problems posed concerning a phenomenon that interests them. The problems and questions have been posed by the learners together – they are things the learners are genuinely interested in.

Olguya dayalı yaklaşım sorulan soruların ve öğrenilecek konuların gerçek olgulara dayalı olduğu ve öğrenilecek bilgi ve becerilerin, bu bilgi ve becerilerin uygulandığı dersler ve sınıf dışındaki durumlar arasındaki sınırlara doğrudan uygulanabildiği (doğal transfer) bağlaşık öğrenmedir.
Öğrenme sürecinde, yeni bilgi daima bir olguya veya bir problemi çözmeye uygulanır; bu da teorilerin ve bilgilerin öğrenme durumunda zaten açık olan anında fayda değerinin olduğu anlamına gelmektedir. Yeni bilgiyi almak ve derinlemesine öğrenmek için öğrenenlerin öğrenme durumu sırasında bilgiyi uygulaması ve kullanması çok önemlidir. Sadece okuma veya teori seviyesinde öğrenilen bilgi (gerçek bir bağlam veya ilgili problemler olmadan ezberlenen fizik formülleri ve hesaplama kuralları gibi) öğrenenler için sıklıkla yüzeysel ve ayrı detaylar olarak kalır ve bilgiyi kapsamlı bir şekilde anlayamamış veya anlamını içselleştirememiş olurlar.
The phenomenon-based approach is anchored learning, where the questions asked and issues to be learned are naturally anchored in real-world phenomena, and the information and skills to be learned can be directly applied across borders between subjects and outside the classroom in situations where the information and skills are used (natural transfer).

In the learning process, new information is always applied to the phenomenon or solving a problem, which means that the theories and information have immediate utility value that is already evident in the learning situation. For absorbing new information and deep learning, it is very important that the learners apply and use the information during the learning situation. Information learned only at the level of reading or theory (such as memorised physics formulas and calculation rules without real context or related problems) often remain superficial and separate details for the learners, without their gaining a comprehensive understanding of the  information (and the real-world phenomenon behind it) or internalising its meaning.
Olguya dayalı yaklaşım öğrenmenin gerçeğe uygunluğunu önemli derecede arttırabilir. Bu bağlamda, gerçeğe uygunluk öğrenenin bilişsel süreçlerinin (düşünme süreçlerinin) gerçek olmasıyla sonuçlanır – böylece, bir öğrenme durumunda, öğrenenin bilişsel süreçleri bilginin/becerilerin kullanıldığı gerçek durumda istenen bilişsel süreçlere karşılık gelmektedir. Gerçeğe uygunluk bilginin transfer edilmesi ve pratikte uygulanması için temel gerekliliklerdendir. “Araba kullanmayı kâğıt kalemle öğrenemezsin” veya “o cümle tamamlama testleri sadece cümleyi tamamlamayı öğretir – gerçek hayatta veya iş hayatında cümle tamamlama testleri yoktur, bilginin uygulanmasını gerektiren ve mesajların başka bir kişiye ayrıntılı ve anlaşılır bir biçimde aktarılmasını gerektiren gerçek iletişim durumları vardır” gibi cümleler sıklıkla söylenir. Otantik öğrenmede amaç gerçek iş hayatı uygulamalarının ve süreçlerinin öğrenme durumlarına pedagojik olarak yapılandırılmış bir şekilde, mümkünse öğrenenin alanda ve uygulamalarında gerçek uzman kültürüne girmesini sağlayan bir yapılanmada (uygulama topluluğu gibi) dâhil olmasını sağlamaktır.

The phenomenon-based approach can significantly increase the authenticity of learning. In this context, the authenticity culminates in the learner’s cognitive processes (thinking processes) being authentic – in a learning situation, the learner’s cognitive processes therefore correspond to the cognitive processes required in the actual situation where the information/skills are used. Authenticity is a key requirement for the transfer and practical application of information. Often, it has been said that “you cannot learn to drive a car just by using pen and paper” or that “cloze tests only teach answering cloze tests – there are no cloze tests in real life or working life, there are only real communication situations where information must be applied and messages must be transmitted comprehensively and understandably to another person”. In authentic learning, the aim is to bring genuine working life practices and processes into learning situations in a pedagogically structured way, when applicable, which allows the learner to participate in the real expert culture in the field and its practices (c.f. community of practice).

Olguya dayalı öğrenmenin arkasındaki öğrenme kuramları ve pedagojik modeller

Olguya dayalı öğretimin başlangıç noktası, öğrenenlerin aktif bilgi oluşturucular olarak görüldüğü ve bilginin de problem çözme sonucunda ‘küçük parçalardan’ içinde bulunduğu duruma uygun bir bütüne dönüştüğü kabul edilen oluşturmacı yaklaşımdır. Olguya dayalı öğrenme işbirlikçi bir ortamda gerçekleştiği zaman (örneğin, öğrenenlerin takım olarak çalıştığı bir ortamda), bilginin sadece bir bireyin içsel bir unsuru olarak görülmediği, bunun yerine, sosyal bir bağlamda oluşturulduğunun kabul edildiği sosyo-oluşturmacı ve sosyokültürel öğrenme kuramlarını desteklemektedir. Sosyokültürel öğrenme kuramlarının ele aldığı başlıca hususlar kültürel olgulardır (dil gibi sembol sistemleri, matematik kuralları ve farklı düşünme aracı türleri gibi) – her öğrenenin Amerika’yı yeninden keşfetmesine gerek yoktur, kültürlerle aktarılan bilgileri ve araçları kullanabilirler.

Müfredatta, olguya dayalı yaklaşım eğitim kurumlarında özellikle sorgulamaya dayalı öğrenmeyi, probleme dayalı öğrenmeyi ve proje ve portfolyo tabanlı öğrenmeyi ve bunların pratikte uygulanmasını desteklemektedir.

The learning theories and pedagogical models behind the phenomenon based learning

The starting point of phenomenon-based teaching is constructivism, in which learners are seen as active knowledge builders and information is seen as being constructed as a result of problem-solving, constructed out of ‘little pieces’ into a whole that suits the situation in which it is used at the time. When phenomenon based learning occurs in a collaborative setting (the learners work in teams, for example), it supports the socio-constructivist and sociocultural learning theories, in which information is not seen only as an internal element of an individual; instead, information is seen as being formed in a social context. Central issues in the sociocultural learning theories include cultural artifacts (e.g. systems of symbols such as language, mathematical calculation rules and different kinds of thinking tools) – not every learner needs to reinvent the wheel, they can use the information and tools transmitted by cultures.

In curricula, the phenomenon-based approach supports, in particular, learning in accordance with inquiry learning, problem-based learning and project and portfolio learning in educational institutions as well as their the practical implementation.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s