Eğitimin Geleceğini Değiştiren 10 Trend

Uzaydaki yenilikler tamamen yeni bir manzara yaratmayacak belki ama önemli derecede farklı olacak

Eğitim dünyasının içinde olmak için heyecan verici bir dönem. Hem yüksek eğitime hem de K-12 eğitimine yönelik uzun zamandır kullanılmakta olan uygulama modelleri değişim halindedir ve yenilenme talepleri tamamen yeni bir manzara ortaya koymayacak olsa da sonuçta ortaya çıkan devamlı değişiklikler son birkaç on yıldır ortaya çıkan değişikliklere kıyasla bambaşka olacaktır. Bazı zorluklar ve değişiklikler bir sektöre özelken, K-12 ve lise sonrası öğrenim arasında bazı örtüşmeler vardır.

İşte alternatif akreditasyon ve değişen demografilerden sınavlarla ilgili endişelere ve STEM’in (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) ortaya çıkışına kadar eğitimin geleceğini şekillendiren 10 trend.

  1. Alternatif akreditasyonun ortaya çıkması işletme modelinde değişiklikler yapmayı gerektirmektedir.

Sadece birkaç yıl öncesine kadar MOOClar (Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler) birçok kişi tarafından yüksek eğitimi sekteye uğratacak, kitlesel, açık çevrimiçi öğrenme çağında geleneksel yüksek okulların ve üniversitelerin sonunu getirecek bir kuvvet olarak görülüyordu. Gerçekte meydana gelen tam olarak böyle olmasa da, MOOCların alan üzerindeki etkisi küçümsenemez. Coursera ve Udacity gibi bu modeli kâr amaçlı olarak ilk kez ileri sürenler modele talep olduğunu keşfetmiştir – gerçi model ilk önerildiğinde talep yoktu.

Ders tamamlama oranlarının ve yetersiz hizmet alan öğrencilerin yüksek eğitime olan erişimlerini arttırmaya çalışırken pek iç açıcı olmayan kurumsal denemelerin (Udacity’nin San Jose State University ile ortaklığı gibi) yetersiz kalmasının ardından, Udacity ve Coursera gittikçe profesyonel öğrenme mikro alanlarına odaklanmışlardır. Udacity’nin nano derece programları büyük ölçüde teknoloji becerilerinin öğretilmesine odaklıdır ve Google, Facebook ve AT&T beğenilerine göre hazırlanan dersler içermektedir. Coursera’nın Uzmanlık Alanları ise birçoğu Instagram, Google ve Snapdeal gibi şirketlerle ortaklaşa yürütülen kapsamlı projelerle eşleştirilen dijital pazarlamadan siber güvenliğe kadar değişen bir dizi derse katılım sonrasında sertifika vermektedir.

Bunun yanı sıra, MOOCların dışında alternatif akreditasyon modelleri, Galvanize, Skill Distillery gibi daha kısa sürede ve makul ücretlerle kodlama gibi temel becerileri öğreten eğitim programları ve başka benzer programlar ilgi çekmektedir. Bu modeller sadece geleneksel yükseköğretim programlarının gerisinde kalmamakta, aynı zamanda yüksek talep gören teknoloji alanlarına girmek isteyen kız öğrencilere de özellikle cazip gelmektedirler.

 

  1. Değişen demografinin yükseköğretimde daha çok baskıya neden olması

Üniversite kayıtları Büyük Durgunluğun başlangıcında çok artmıştır ancak bu rakamlar ekonominin düzelmesiyle birlikte artık gerilemektedir. Bu arada, milenyum sonrası neslin önceki nesilden daha az olacağı tahmin edilmektedir. Basit bir ifadeyle, Amerika’daki 629 dört yıllık kurum, 1845 özel dört yıllık kurum, 1070 iki yıllık kurum ve 596 özel iki yıllık kurum kısa bir süre içinde daha az sayıda aday öğrenci için rekabet eder hale gelecektir.

Tabii bu rekabet ancak geleneksel yüksek eğitim hakkında muallakta kalanlar için yukarıda bahsedilen alternatiflerin artan rekabetiyle azalacaktır.

  1. Yönetmelikler, kayıt meseleleriyle uğraşan kâr amaçlı kurumlar

Geleneksel yüksekokulların ve üniversitelerin uzun zamandır rakibi olan kâr amaçlı yükseköğretim sektörünün yıldızı, eyalet ve federal politika belirleyicilerin artan denetimleri nedeniyle sönmektedir. Son birkaç yıl içinde birçok küçük işletme kepenk kapatmıştır ama yakın geçmişteki en dikkat çeken darbe Corinthian Colleges’ın  federal öğrenci yardımına erişimini kısıtlayan Amerikan Eğitim Bakanlığı’nın baskısı altında kapanması olmuştur.

Kâr amaçlı kurumların faaliyetlerini sürdürmek için bu yardıma bağımlı oluşu kanun koyucular için büyük bir inceleme kaynağı olmuştur, özellikle de bu alandaki belirli kurumların verdiği derecelerin değeri sorgulanmıştır. Bazı işletmeciler pazarlama taktikleri konusunda soruşturmaya maruz kalmış, askeriyede GI Bill fonundan yararlananlar gibi belirli öğrenci popülasyonlarını agresif olarak hedeflemekle ve hatta yanlış yönlendirmekle suçlanmışlardır.

Bu senaryoların yarattığı olumsuz izlenimler ve durgunluk döneminin ardından ekonomide meydana gelen düzelme, alanda kayıt sıkıntılarına da yol açmıştır. Birçok işletmecinin düşüşü çift haneli rakamlarla gerçekleşmiştir. Örneğin; DeVry’nin kayıt yüzdesi 2014 ilkbahar döneminden 2015’e kadar %20 oranında azalmıştır.   Yine de, bazıları bu şirketler için alandaki düzenlemelerin Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Meclis’te hafifletilmesiyle kolaylaştırılabilecek bir geri dönüş olacağını öngörmektedir.

Bununla birlikte, Nisan ayında alana daha yakından bir bakışla detaylandırıldığı gibi, bazı kâr amaçlı kurumların kâr amacı gütmeyen veya fayda şirketi statüsüne geçmesi beklenmektedir. Herzing Üniversitesi, Keiser Üniversitesi, Stevens-Henager, CollegeAmerica, California College ve Remington College kurumlarının hepsi kâr amacı gütmeyen kurumlardır ve Grand Canyon Üniversitesi — tek kâr amaçlı Division I spor programı- de aynı doğrultuda ilerlemektedir. Kaplan Inc. ve Phoenix Apollo Group’s University gibi diğer kurumlar yukarıda bahsedilen kodlama eğitimlerinde başarının tadını çıkarmakta ve bu tür programlara yatırım yapmaktadır.

  1. Kendi Cihazını Getir, Kendi Uygulamanı Getir ve kampüste cihaz yönetiminin artan önemi

Ortalama geleneksel üniversite öğrencisi kampüse dizüstü bilgisayar, akıllı telefon, tablet veya e-kitap okuyucu ve belki de bir oyun sistemi gibi bir avuç cihazla gelmektedir. Bu cihaz akını üniversitelerin (ve hatta bazı K-12 okullarının) yeterli bant genişliği ve WİFİ erişimi sağlamasını ve çeşitli platformlara yönelik ağ güvenliği önlemlerinin alınmasını gerektirmiştir.

En önemlisi ise, bu durumun kurumların belirli cihazlar için ne kadar destek vereceklerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan Kendi Cihazını Getir (KCG) politikaları geliştirmelerini gerektirmektedir. Ancak bu yaklaşım da aşırı genel olabilir.

Görünen o ki, “Kendi Uygulamanı Getir” yaklaşımı kullanılan uygulamalar güvenlik ve bant genişliği gibi temel faktörler açısından kullanıldıkları platformlara göre çok daha önemli sonuçlar doğulabilecekleri için daha etkili olabilirler. Bu cihazlarda kullanılan uygulamalar cihazların ağa girmesinden daha önemlidir. Teksas’ta kurulu SolarWinds adlı bir IT yönetim yazılımı geliştirme şirketinde ürün yönetimi başkan yardımcısı olan Chris LaPoint bu ay eCampus News’e verdiği röportajda “sorun genel olarak bu” demiştir.

Çalışmaları cihazla da yönetseniz uygulamayla da yönetseniz, artık önemli olan konuyu iyi kavramaktır – akıllı saatler, termostatlar, kilitler, buzdolapları ve diğer web bağlantılı aletler kampüs hayatına girmeye başladıkça “Şeylerin İnterneti” işleri kampüste sadece daha da karmaşık hale getirecektir.

  1. Ders kitabı fiyatları yükseldikçe açık eğitim kaynakları popülerlik kazanıyor

Ders kitabı fiyatları çok yükseliyor, Inside Higher Ed 400-seviye kimya dersi kitaplarında 400$’lık fiyat etiketi gördüğüne dikkat çekiyor. Bu konu son zamanlarda artan okul ücreti fiyatları ve ülkenin ağır öğrenci borcu yükü nedeniyle özellikle dikkat çekmektedir. Konu sadece yükseköğretimle de sınırlı değil – K-12 okulları da uzun süredir bazı durumlarda kısa sürede güncelliklerini kaybetmeleri riskini göze alarak bir seferde yıllarca kullanılacak güncellenmiş ders kitaplarına yatırım yapma meselesiyle uğraşmaktadır.

Dijital ders kitapları ortalama daha düşük ücretli olarak ve güncellenmiş içeriği alabilecek kapasiteleriyle bu sorunların bir kısmını bir ölçüde çözmüştür. Ancak yükseköğretim ve K-12 alanlarındaki birçok kişi geleneksel-ders kitapları dijital olduğu gerçeğinin ötesine bakmaktadır ve özel yayınevleri de aslında daha az sayıda öğrencinin ihtiyaç duyduğu üst düzey üniversite ders kitaplarını dijitalleştirmeyi pek istememektedir.  Birçoğu sorunu çözmek için açık eğitim kaynaklarına başvurmaktadır.

Açık eğitim kaynaklarıyla, eğitimciler işbirliğine teşvik edebilir ve öğrencilere kişiye özel kaynaklar sunabilirler. Bununla birlikte, eğitimcilerin yine de telif hakkı hususunu dikkate almaları gerekmektedir. Ancak, K-12’de eğitimciler geleneksel kaynak veri bankalarını derlemektedir. 15 Virginia üniversitesi açık eğitim kaynaklarını ilk yılında 50,000 öğrenciden 5 milyon dolar tasarruf sağlaması beklenen “sıfır ders kitabı maliyeti” adlı bir pilot proje için kullanmaktadır. eCampus News’e göre, Rice Üniversitesi’ndeki açık eğitim kaynakları yayıncısı OpenStax College kataloğunun önümüzdeki eğitim öğretim yılında öğrencilere 25 milyon dolar tasarruf ettireceği tahmin edilmektedir. Amerikan Eğitim Bakanlığının  da desteğini alan açık eğitim kaynakları, maliyet tasarrufu açısından kesinlikle takip edilmesi gereken bir alandır.

  1. K-12’de devam eden yenilikçi okul modellerini sürdürmek

Yakın geçmişte yapılan bir sıralamada Amerika matematik ve fen bilimlerinde Singapur, Güney Kore, Japonya, Finlandiya, İsviçre ve Kanada gibi ülkelerden sonra 28. sırayı almıştır. Uluslararası sıralamalarda alt sıralarda yer almak Amerika’yı K-12 okullarında yenilik ve reform yapmaya çağıran önemli bir endişe olmuştur.

En dikkat çekici olan da, çocukların eğitimi konusunda farklı yaklaşımlar benimseyen sözleşmeli okulların ve mıknatıs okulların geleneksel okul modeline meydan okumalarıdır. Bazıları sadece klasik eğitime, sanata veya fen bilimlerine odaklanırken, bazıları da İngilizce öğrenenleri veya kodlama, açık alanda öğrenme  veya at yetiştiriciliği programlarını bile hedeflemektedir. Bununla birlikte, sözleşmeli okullar, bazılarının Ohio’da son zamanlarda yaşanan olaylardan da görüldüğü gibi özel iş çıkarlarını öğrencilerin eğitiminin önünde tutması yönünde endişeler doğurmasıyla tartışmalı hale gelmiştir.

Yine de, bu okulların hepsi kötü değildir ve birçoğu kişiye özel eğitim deneyimleri sunma konusunda önemli başarı yakalamıştır – bu konu alanda büyük ilgi görmektedir ve Amerikan Eğitim Bakanlığı yetkilileri de konuyla özel olarak ilgilenmektedir. Ancak, finansman endişeleri nedeniyle bunu yapmak her zaman kolay değildir. Örneğin, geleneksel devlet okulları çoğu zaman kalabalık sınıflar sorunuyla uğraşmaktadır. Bunun neticesinde, teknoloji ülkenin her yerinde daha büyük bir rol oynamaktadır; dijital öğrenme materyalleriyle donatılmış tabletler ve Chromebooklar birçok bölgede kullanılmakta ve öğrencilerin dersleri evde videodan izledikleri ve sınıf çalışmalarını okula geldiklerinde tamamladıkları ve bireysel destek aldıkları “tersine” sınıf gibi modeller uygulanmaktadır.

Tabii, teknoloji akımı beraberinde bazı endişeleri de getirmiştir. Birçok okul, özellikle de yeterli hizmet almayan kırsal veya kentsel bölgelerdeki okullar, bu uygulamaları destekleyecek güncel olmayan ve hatta var olmayan geniş bantlı ve kablosuz internet altyapısına sahiptir  – ve öğretmenler için gereken eğitim desteği söz konusu bile değildir. Neyse ki, Federal İletişim Komisyonu’nun E-değerlendirme programı modernleştirilmiş ve bu okulların birçoğuna güvenli ve daha hızlı bağlantı sunma maliyetine destek olmak için bu programa ekstra kaynak sağlanmıştır (yine de birçok öğrenci hala  evde internet bağlantısına sahip değildir). Okul yenileme konusunda süregelen mücadeleler, ülke çoğu öğrenciyi fabrikada çalışmaya hazırlamak üzere tasarlanmış bir modelden üniversite eğitimine ve kariyere odaklı bir modele geçerken amacına ulaşmaktan uzaktır.

  1. Standart testlerden vazgeçme hareketleri olarak çevrimiçi testler güç kazanıyor

Yukarıda bahsedilen altyapı endişeleri son zamanlarda birçok eyaletin standart testlerden  online bir formata geçmesiyle gündeme gelmiştir. Nevada, Montana, Oklahoma, Indiana, Florida, Kansas ve Ohio ilkbahar dönemindeki çevrimiçi sınavlar esnasında kesinti yaşanan eyaletlerden. Tüm bu sorunların tek nedeni vasatın altında altyapı olmamakla beraber (bazı eyaletlerdeki bağlantı sağlayıcılar şanslıydı), Minnesota gibi bazı eyaletler sınava giren öğrenci sayısına göre yetersiz kalan bant genişliği nedeniyle sorun yaşamıştır.

Arızalar zorunlu standart sınavları engelleyen tek şey değil elbette. Sınavların bir öğrencinin eğitimine ait büyük resimdeki faydası uzun süredir sorgulanmaktadır, sonuçları çok önemli olan sınavlara hazırlanmak için çok fazla zaman ve enerji harcanması ve bunun eleştirel düşünme becerilerinden sanat ve beden eğitimine ayrılan zamana kadar her şeyi etkilemesi eleştiriler arasındadır.  Öğrencilerin sınav performansını öğretmen değerlendirmelerine bağlama çabaları işleri daha da karmaşık hale getirmiş eğitimcilerin işlerini kurtarmak için sınavlarda oynama yapmaları gibi skandallara yol açmıştır.

Son eğitim-öğretim yılında, birçok eyalet velilerin çocuklarının sınav sürecine girmesine izin vermeyi reddederek standart sınavlardan vazgeçmeleri hareketindeki artışla uğraşmak zorunda kalmıştır. New York’ta öğrencilerin %20’si sınavlara girmemiştir ve buna karşı alternatif bir plan üzerinde çalıştıklarını bildirmişlerdir. Colorado’daki benzer sınava girmeme hareketlerinin ardından Amerikan Eğitim Bakanlığı özellikle öğrenci sayısı yüksek okulların sorumlu tutulmasını istemiştirKentucky gibi bazı eyaletler öğrencilerin sınavlara girmemesine izin vermeyi reddetmiştir ancak bu eyaletler de bu hareketi uzun süre görmezden gelemeyeceklerdir – özellikle de hareketin destekleyicileri eyaletlere Hiçbir Çocuk Geride Kalmasın yasasının yeniden yazılması önerisiyle eyaletlere verilen daha fazla sınav kurumundan memnun kalmazlarsa. Zorunlu katılım ise bu harekete katılanlara pek uygun olmayabilir.

  1. Öğrenci verilerinin kullanımı konusu tartışmalı

Testler kadar tartışmalı bir diğer konu da K-12’de öğrenci verilerinin kullanılması konusudur. Bu konudaki endişeler bağlantı sağlayıcıların kişisel verileri ticari amaçla kullanmaları, federal hükümetin ulusal bir veri tabanı oluşturması ve FERPA ve COPPA gibi mevcut yasaların federal hükümet tarafından bu senaryoların gerçekleşmesine izin verecek şekilde zayıflatılmasıdır. Bu korkular büyük ölçüde yersizdir, ancak bazı eyaletler federal düzeyde bazı önerilerin ve Amerikan Eğitim Bakanlığından alınan ilave yönlendirmenin yanı sıra kendi gizlilik önlemlerini alarak bu korkuları azaltmaya çalışmaktadır.

Tabii bu velilerin okul bölgelerinin veya üçüncü kişi tedarikçilerin bu verilerin vazgeçilen girişimlere veya Gates-funded InBloom olayında olduğu gibi tamamen kapanmaya yol açmaktan koruyabileceklerine dair güvenlerini arttırmamıştır. Öğrenci verilerinin kullanılmasından yana olanlar ise bunun aksinin, verilerin nasıl kullanılabileceğini ve kullanılamayacağını belirleyen yasaların da, bu uygulamanın anlamından ve sorumluluğundan faydalanabilecek olan öğrencilere zarar verebileceğini  iddia etmektedirler. Verilerin nasıl kullanılabileceği ve kullanılması gerektiği konusundaki bu gelgit kısa sürede geçeceğe benzememektedir.

  1. Teknoloji alanındaki talep artışının STEM odak noktasını harekete geçirmesi

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematikle ilgili alanlardaki daha fazla sayıda becerikli çalışan ihtiyacı K-12 ve yüksek eğitimde bu alanlar üzerinde daha fazla durulmasına neden olmuştur. STEM işleri Amerikan ekonomisinin daha büyük dayanaklarından oldukça bu alanlara daha da fazla ağırlık verilecektir.

Matematik ve bilim sırasıyla Ortak Temel ve Gelecek Nesil Fen Standartları gibi yeni standart sistemlerinin özellikle odaklandığı alanlardır. Bilgisayar bilimlerine de K-12 eğitim sisteminin ilk yıllarında gittikçe daha fazla yer verilmektedir, artık 25 eyalet lise mezuniyeti için bilgisayar derslerini almış olma koşulunu getirmiştir. STEM öğretiminin disleksi gibi öğrenme zorlukları olan öğrenciler için  faydalı olduğu tespit edilmiştir.

Yani, STEM’i izah eden ilave eleştirel düşünme bileşenlerine rağmen, sanatı da içeren kapsamlı bir eğitimden uzaklaşmaya daha çok odaklanılması potansiyeliyle ilgili endişelerin de ele alınması beklenmektedir. Bazı okullar STEM kısaltmasına sanatın İngilizcedeki baş harfi olan “A” harfini de ekleyerek kısaltmayı “STEAM” şeklinde kullanmakta ve sanatla fen ve matematik arasındaki bağlantıları vurgulayıp birçok şirketin teknik becerilere sahip olmanın yanı sıra yaratıcı düşünebilen çalışanlar işe almak istediğini de vurgulamaktadırlar.

  1. Okul bölgeleri sıfır toleranslı disiplin cezalarından uzaklaşıyor

Son zamanlarda Amerika’da yeniden alevlenen ırk söylemleri birçok okulun ve okul bölgesinin birçok öğrenciyi çocuk adalet sistemine iten “sıfır toleranslı” disiplin cezalarından kaynaklanan bir olgu olan okuldan hapishaneye kanalı konusunu ele almaya itmiştir. Disiplin cezaları nedeniyle derslere giremeyen öğrenciler neticede okulu bırakmak zorunda kalmakta ve okulu bırakanların önemli bir yüzdesi de cezai yargılamaya maruz kalmaktadır. Son çalışmalar disiplin cezalarının azınlık ve özel eğitim öğrencileri üzerinde orantısız bir etkisi olduğunu göstermektedir.

Western State Üniversitesi hukuk profesörlerinden Tracie R. Porter’ın Arkansas Law Review için yazdığı bir makaleye göre, okuldan hapishaneye kanalı öğrencileri okuldan uzaklaştıran veya daha kötüsü kılık kıyafet kurallarına uymamak ya da öğretmenler odasından bir şişe maden suyu çalmak gibi küçük suçlar işledikleri için uygulanan sıfır toleranslı disiplin politikalarını savunmak için kaynak akıtan hapishane lobileri tarafından körüklenmektedir. Bununla birlikte, bu konunun üzerinde durulması sayesinde birçok okul bölgesi bu gibi disiplin politikalarını kaldırarak ve daha hafif cezalandırıcı alternatifler benimseyerek sıfır toleranslı disiplin cezalarına karşı koymaya başlamıştır. Okuldan hapishaneye kanalı henüz kaldırılmaktan uzaktır, ancak bu gibi hareketler uzun ve meşakkatli olacağı kesin olan bir sürecin başlangıcıdır.

http://www.educationdive.com/news/these-10-trends-are-shaping-the-future-of-education/404406/

 

Çeviren/Translated by: Aslı KARABULUT AŞCI

These 10 trends are shaping the future of education

Innovation in the space likely won’t create an all-new landscape, but it will be markedly different

It’s an exciting time to be in education. The longstanding operating models for both higher ed and K-12 are both in a state of flux, and while demands for innovation probably won’t create an all-new landscape, the resulting product of ongoing changes is likely to be unrecognizable compared to that of the last several decades. And while some challenges and changes are exclusive to one sector, a few see some overlap between K-12 and postsecondary learning.

From alternative credentialing and changing demographics to testing concerns and the rise of STEM, here are 10 trends currently shaping the future of education.

  1. The rise of alternative credentialing necessitates shifts in business model

Just a few years ago, MOOCs were heralded by many as a force that would disrupt higher ed, upending traditional colleges and universities in a new age of massive, open online learning. Though that’s not quite what happened, their impact on the space can’t be understated. As early for-profit providers like Coursera and Udacityhave discovered, there is a demand for the model — though not as it was originally proposed.

Following lackluster completion rates and underwhelming institutional pilots (such asUdacity’s partnership with San Jose State University) in their attempts to expand higher ed access to underserved students, Udacity and Coursera have increasingly shifted focus to professional learning microdegrees. Udacity’s nanodegree programs focus largely on tech skills and feature courses built by the likes of Google, Facebook, and AT&T. Coursera’s Specializations, meanwhile, offer certification following a series of courses on topics ranging from digital marketing to cybersecurity, pairing many with capstone projects in partnership with companies like Instagram, Google, and Snapdeal.

Additionally, alternative credentialing models are gaining traction beyond MOOCs, with bootcamps like Galvanize, Skill Distillery, and other similar programs, offering key skills like coding in shorter time frames and at an affordable price. Not only are these models giving traditional higher ed’s continuing education programs a run for their money, but they’re proving particularly attractive to female students wanting to enter high-demand tech fields.

  1. Changing demographics causing further strain in higher ed

College enrollment saw a spike during the onset of the Great Recession, but those numbers are now retracting as the economy improves. Meanwhile, the post-Millennial generation is projected to be smaller than the one preceding it. Simply put,America’s 629 public four-year institutions, 1,845 private four-year institutions, 1,070 public two-year institutions, and 596 private two-year institutions will soon be competing over a smaller pipeline of potential incoming students.

Of course, that competition will only be tempered by increasing competition from the aforementioned alternative credentials for those on the fence about traditional higher ed.

  1. For-profits coping with regulation, enrollment issues

A longstanding rival to traditional colleges and universities, the for-profit higher education sector has seen its star on the wane due to increasing scrutiny from state and federal policymakers. Several smaller operators have shuttered in the last few years, but the most notable blow in recent memory is the shutdown of Corinthian Colleges under the pressure of U.S. Department of Education regulations that restricted its access to federal student aid.

The reliance of for-profits on that aid for continued operations has been a major source of scrutiny from lawmakers, particularly as the value of degrees from certain institutions in that space has been called into question. Several operators have also faced investigations over their marketing tactics, accused of aggressively targeting and even misleading specific student populations, like those in the military who receive GI Bill funding.

Negative impressions created by these scenarios, as well as the economy’s improvement since the recession, have also led to enrollment woes for the space. Declines for several operators have been in the double digits, with DeVry, for example, seeing its enrollment fall 20% year-over-year from spring 2014 to 2015. Still, some predict a comeback for these companies, potentially facilitated by an easing of regulations in the space by the Republican-controlled Congress.

Nevertheless, as detailed in April with a closer look at the space, expect to see a number of for-profits make the transition to nonprofit or benefit corporation status. Herzing University, Keiser University, Stevens-Henager, CollegeAmerica, California College, and Remington College have all gone nonprofit so far, and Grand Canyon University — the only for-profit with a Division I athletic program — has looked into doing so. Others, like Kaplan Inc. and the Apollo Group’s University of Phoenix, are looking to ride the wave of success among the aforementioned coding bootcamps and invest in those types of programs.

  1. BYOD, BYOA, and the growing importance of campus device management

The average traditional college student brings a handful of devices to campus, including a laptop, a smartphone, a tablet or e-reader, and perhaps a gaming system. That influx of devices has necessitated that colleges and universities (and even some K-12 schools) prepare accordingly by providing adequate bandwidth and access to WiFi, and ensuring that network security measures are in place for a variety of platforms.

Most importantly, though, it has required institutions to institute Bring-Your-Own-Device (BYOD) policies detailing the amount of support they’ll provide for specific devices. But that approach may be too macro.

As it turns out, a “Bring-Your-Own-Application” approach may be more effective, as the apps in use could have greater implications for key factors like security and bandwidth than the platforms they’re being used on. “The applications that run on those devices are potentially more important than the fact that these devices are showing up on the network. That’s the landscape of the problem,” Chris LaPoint, vice president of product management at Texas-based IT management software developer SolarWinds, told eCampus News earlier this month.

Regardless of whether you’re managing things by the device or application, getting a good grip on the issue now is critical — the “Internet of Things” is only going to make the issue more complex as smart watches, thermostats, locks, refrigerators, and other Web-connected gadgets find their ways on-campus.

  1. Open educational resources gaining popularity as textbook prices rise

Textbook prices are ballooning, with Inside Higher Ed recently calling attention to a $400 pricetag on 400-level chemistry course’s text. The topic has received particular attention as of late due in part to additional attention on the rising cost of tuition and the nation’s massive student debt load. The issue isn’t exclusive to higher ed, though — K-12 schools have long grappled with the issue of investing in updated textbooks that have to last for years at a time, at the risk in some cases that they could become quickly outdated.

Digital textbooks have solved some of those issues to an extent, carrying a lower price point on average and being capable of receiving updated content. But many in higher ed and K-12 are looking beyond the traditional-textbook-gone-digital, and private publishers have lower incentive to digitize upper-level college textbooks that fewer students actually need. Many are looking to open educational resources (OER) to solve the problem.

With OER, educators can promote collaboration and provide customized resources to students. Educators must still, however, take copyright concerns into consideration. But in K-12, educators are compiling custom resource databanks. And 15 Virginia community colleges are using OER to pilot a “zero textbook cost” program that isexpected to save 50,000 students $5 million in its first year. According to eCampus News, OER publisher OpenStax College at Rice University estimates its catalog will save students $25 million in the upcoming academic year. With the U.S. Department of Education also backing OER, it’s definitely an area to watch for cost savings in the space.

  1. Push for innovative school models continuing in K-12

A recent ranking placed the U.S. at No. 28 in math and science, bested by nations including Singapore, South Korea, Japan, Finland, Switzerland, and Canada. Low standing in international rankings have been a chief concern leading to calls for innovation and reform in America’s K-12 schools.

Most notably, the traditional school model has been challenged by charters and magnet schools that take varying approaches to educating children. Some focus specifically on classical education, the arts, or science, while others target English language learners or those interested in, say, coding, learning outdoors, or even equine programs. Charters, however, have also been contentious, with some bad actors in the space breeding concerns of private business interests taking precedent over students’ educations, as highlighted recently by ongoing issues in Ohio.

Still, not all are bad, and many have seen significant success in providing personalized educational experiences — something that’s in high demand across the space at large and of particular interest to U.S. Department of Education officials. Due to funding concerns, however, doing so isn’t always easy. Traditional public schools, for example, often struggle with large class sizes. As a result, technology is playing a bigger role across the board, with many districts deploying tablets and Chromebooks, equipped with digitized learning materials, and implementing “flipped” classroom models that see students engage with video lectures at home while completing classwork and receiving individual help during class time.

Of course, the influx of tech has come with concerns. Many schools, particularly those in underserved urban or rural districts, face outdated or even nonexistent broadband and wireless Internet infrastructure to adequately support these rollouts — and that’s not even including the additional training needed for teachers. Thankfully, the FCC’s E-rate program has been modernized and given extra funding to help with the cost of bringing reliable high-speed connections to many of these schools (though many students still lack connections at home). The ongoing struggles with school innovation are far from over as the nation moves from a model designed to preparing most students for factory work to one focused on college and career.

  1. Testing moving online as opt-out movements gain steam

The aforementioned infrastructure concerns have been highlighted recently by issues with the moves of many states’ standardized tests to an online format. Nevada, Montana, Oklahoma, Indiana, Florida, Kansas, and Ohio have been among statesexperiencing disruptions during online testing in the spring. While not all of the issues were solely due to sub-par infrastructure (some landed at the feet of vendors), several,like Minnesota, were certainly exacerbated by a lack of bandwidth to handle the number of students taking tests.

Of course, glitches aren’t the only thing impeding mandated standardized exams. The usefulness of the exams in the larger picture of a student’s education has long been questioned, with critics decrying the massive amount of time and energy now placed on preparing for high-stakes assessments and its impact on everything from critical thinking skills to time for the arts and physical education. Efforts to tie student performance on the exams to teacher evaluations have only complicated things further, leading to scandals where educators have doctored tests to save their jobs.

In the most recent school year, several states had to contend with a growing opt-out movement that has seen parents refuse to allow their students to participate in the testing process. New York notably saw 20% of students statewide opt out and is now reportedly working on a response plan. Following similar opt-outs in Colorado, the U.S. Department of Education demanded that schools with particularly large numbersbe held accountable. Some states, like Kentucky, refused to allow students to opt out, but they may not be able to ignore the movement for long — especially if its supporters aren’t satisfied by the greater testing agency given to states by a proposed rewrite of No Child Left Behind. Forced participation, however, may not sit well with those involved.

  1. Student data use remains controversial

As controversial as testing, if not more so, is the use of student data in K-12.Concerns include vendors using personal data for commercial uses, the federal government assembling a national database, and a weakening of existing laws like FERPA or COPPA by the federal government to allow these scenarios to occur. While these fears are largely unfounded, a number of states have still made moves to abate them by passing their own privacy measures, in addition to a number of proposals at the federal level and further guidance from the U.S. Department of Education.

That hasn’t, of course, stopped parents’ lack of trust in the ability of districts or third-party vendors to protect that data from leading to abandoned initiatives or, in the case of Gates-funded InBloom, total closure. Those in support of using student data argue, however, that the opposition, including laws further restricting how data can and can’t be used, could harm students who would benefit most from its insight and accountability. The back-and-forth over how data could and should be used isn’t likely to die down anytime soon.

  1. Increased demand in tech field driving STEM focus

Calls for more skilled workers in science, technology, engineering, and math-related fields have driven an increased focus in those areas across K-12 and higher ed. That drive will only increase as STEM jobs become a larger pillar of the U.S. economy.

Math and science are particular focuses of new systems of standards like the Common Core and Next Generation Science Standards, respectively. And computer science isincreasingly finding its way into earlier grades in K-12, with 25 states now requiring it for high school graduation. STEM instruction has even been found to be beneficialto students with learning disabilities like dyslexia.

That said, despite the additional critical thinking components accounted for with STEM, expect concerns to also be addressed regarding the potential for the expanded focus to detract from a well-rounded education including the arts. It’s an issue that some schools and districts have already addressed by expanding the acronym to “STEAM” and emphasizing the connections between the arts and science and math, as well as many companies’ desires to hire workers who can think creatively in addition to being technically skilled.

  1. Districts moving away from zero-tolerance disciplinary measures 

The recently reignited conversation around race in America has many schools and districts moving to address the school-to-prison pipeline, a phenomenon resulting from harsh “zero-tolerance” disciplinary measures that push many students into the juvenile justice system. The ensuing loss of class time ultimately leads many of these students to drop out, with a significant number ultimately ending up in the criminal justice system. Recent studies show a disproportionate impact on minority and special education students.

According to an essay for the Arkansas Law Review from Western State University law professor Tracie R. Porter, the pipeline is exacerbated by prison lobbies pouring funding into advocacy efforts for zero-tolerance discipline policies that see students suspended or worse for committing minor infractions like dress code violations or stealing a soda from a teacher lounge. The attention to the issue, however, is leading many districts to fight back by doing away with such policies and adopting less-punitive alternatives. Though the school-to-prison pipeline is far from being dismantled, such moves are a start in what’s sure to be a long and arduous process.

http://www.educationdive.com/news/these-10-trends-are-shaping-the-future-of-education/404406/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s