Zihin Alışkanlıkları

Habits Of Mind

Grant Wiggins

“Zihin Alışkanlıkları zeki insanların çözümü hemen görünmeyen problemlerle karşılaştıkları zaman yaptıkları şeylerin özellikleridir.” (Costa)

Zihin alışkanlığı nedir ve öğretmenler bu alışkanlıklarla nasıl çalışmalıdır?

“Habits of Mind are the characteristics of what intelligent people do when they are confronted with problems, the resolutions of which are not immediately apparent.” (Costa)

What is a habit of mind and how should teachers work with them?

Belirsizlik karşısında pes etmeme veya sorular sorma cesareti gibi eğilimler geliştirmeden anlayarak öğrenemezsiniz. (Bena Kallick ve Arthur Costa’nın Habits of Mind (Zihin Alışkanlıkları) adlı 4 kitapçığına bakın. Bu kitapçıklarda konuyla ilgili son otuz veya kırk yıllık çalışmalar özetlenmekte ve on altı zihin alışkanlığı sıralanmaktadır.)

You cannot learn for understanding without developing such dispositions as the ability to persist in ambiguity or the courage to ask questions. (Have a look at the4 nice booklets by Bena Kallick and Arthur Costa on Habits of Mind.  They summarized the last thirty or forty years of work on the subject and came up with a list of sixteen habits of mind.)

Bir zihin alışkanlığını derinlemesine düşünmenin önündeki doğal engelleri aşma öz disiplini olarak düşünün: Açık görüşlü olma, güvensizlikten kaçınma, belirsizlik ve karmaşıklık karşısında sebat etme. Birini ele alalım: sebat. Matematik ve fen bilgisi öğrencilerinin bir problem başlangıçta kafa karıştırıcı olduğunda nadiren 10 saniyeden fazla sebat ettiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Burada sorulacak soru şu: ne yapmanız gerektiğini bilmediğiniz zaman ne yaparsınız? En azından sebat eder ve farklı stratejiler denersiniz (okuryazarlık geliştirmedeki okuma stratejisi gibi). Sebat etmek için takıldığınızda kullanabileceğiniz bir stratejiye ihtiyaç var – sizi kurtaracak ve sebat etmeyi öğrenmenize yardımcı olacak olan şey bu strateji.

Think of a habit of mind as the self-discipline to overcome natural inhibitions to deep thought: A disposition to be open-minded, to suspend disbelief, to persevere in the face of ambiguity and complexity. So let’s take one: persistence.  There’s a lot of research to show that math and science students rarely persist beyond 10 seconds if the problem is too initially puzzling. So, the question becomes: what do you do when you don’t know what to do?  You at least persist, and you try out strategies (hence, the reading strategy approach in literacy development). To persist, you need a strategy when you are stuck – that’s what will get you unstuck and help you learn to persist.

Öğrencilerin ilk cevabı çoğu zaman “Ben bunu yapamam” oluyor. “Ben bunu yapamam!”  “Bırakıyorum.”

Bu konu yeni bir endişe konusu değil: filozoflar bu konuyu iki bin yıldır yazmaktadır. Plato, Aristo ve Dewey’in çalışmalarına bakarsanız, üzerinde düşündükleri ve tartıştıkları konunun bu olduğunu görürsünüz. Ancak eğitimin uzun vadede olgunluk alışkanlıkları geliştirmekle ilgili olduğunu fark etmek için felsefe okumaya gerek yok.

The students’ first response is so often, “I can’t do it.””I can’t do it!”  “I give up.”

This is not a new concern: philosophers have written about this for two-thousand years.  You can go back to Plato and Aristotle and Dewey, and this is what they pondered and discussed.  But it doesn’t take philosophy coursees to realize that developing mature habits is what an education is all about in the long run.

Örneğin, açık fikirliliği ele alalım: insanlar tuhaf gelen yeni bir fikri önemsememekte ne kadar da aceleci davranıyorlar. “Bir dakika, bunun neresinin gerçek olduğunu merak ediyorum” veya “Bu fikrin beni rahatsız ettiğini biliyorum ama belki de doğru bir tarafı vardır” demek yerine, refleks olarak olumsuz bir yorum yaparız.

Take open-mindedness as an example: how quickly people are not dismissive of a new idea that sounds weird.  Rather than saying, “Wait a minute, I wonder what the truth in this is?” or “I know it makes me feel uncomfortable, but maybe there’s some wisdom in it” we often make a knee-jerk negative comment.

  1. Polya’nın 60 yıl önce yazdığı ünlü kitabı Nasıl Çözmeli?’de problem çözme yeteneğinin geliştirilmesinden bahsedilmektedir. Bu girişimin en önemli bölümü insanlara sadece problemler vermeyi ve beceri öğretmeyi boş vermesidir: önemli olan, lisedeki matematik derslerinde – öğrendiklerini YENİ problemlere aktaracak şekilde- daha iyi problem çözücüler olmayı öğrenmelerine nasıl yardımcı olduğunuzdur? Polya belki bir düşüncenin verilere uymayabileceğini kabul etme entelektüel dürüstlüğüne sahip olup düşünceyi reddetmeme veya kendi kendini kandırmama anlamına gelen bilimsel tutum olarak adlandırdığı şeyden bahsetmektedir. Polya’nın ileri sürdüğü önemli fikirlerden bir diğeri de hemen sonuç çıkarmaya atlamayıp karar vermek için biraz beklemek ve “Bir dakika, bu fikir gerçekten destekleniyor mu, gerçekten doğrulanmış mı ve bunu kanıtlayabilir miyim?” demektir. Bunların hepsi birer zihin alışkanlığıdır.

In a very famous book called How to Solve It G. Polya wrote 60 years ago about developing problem solving ability. A key part of his whole attempt was to say, never mind merely giving people problems and teaching skills: how do you help them learn to be better problem-solvers – to transfer their learning to NEW problems – in high school and college math?  Polya talks about what he calls the scientific attitude, which means having the intellectual honesty to admit that perhaps a belief doesn’t fit with the data, and not dismissing it or being self-deceiving.  Another key idea he offers is not to jump to conclusions but to suspend judgment and say, “Wait a minute, is it really supported, is it really justified, and can I prove it?”  All of these qualify as habits of mind.

Eğitimcilerin öğrencilerde zihin alışkanlıkları geliştirmek için ne yapması gerek?

What do educators need to be doing to develop habits of mind in students?

Zihin alışkanlığı ifadesinin güzelliği yapmamız gereken şeyin genellikle yapamadığımız şeye karşı olduğuna vurgu yapmasıdır. Bir alışkanlığı doğrudan öğretimle veya öğrencilere alışkanlığın önemi hakkında bilgi vererek geliştirmezsiniz, bir alışkanlığı sadece sizden talep ettirerek de geliştirmezsiniz (Tüm ihtiyacımız olan bu olsaydı, kimse aşırı kilolu olmazdı, kimse sigara içmezdi.) Daha iyi alışkanlıklardan bahsetmek “ikinci” doğa haline gelen bir şeyden bahsetmektir. Teşviklere, pekiştirmeye ve modellemeye bağlıdır. Eski alışkanlığın ne zaman devreye girdiğini, yeni bir alışkanlığı ne zaman deneyeceğinizi fark etmeniz gerektiği ve yeni alışkanlığın alıştırmasını yapıp değerini anlamanız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu zaman, tekrarlama, yeni alışkanlığı ödüllendiren durumlar ile akıllı, kavratıcı ve planlı öğretim gerektirir. Ne yazık ki, işlerinin insanların bir şeyler bilmesini ve bunları yapmasını sağlamak kadar kısa vadeli olduğunu zanneden çok fazla öğretmen var.

Well, the beauty of the phrase is that it underscores what we need to do versus what we typically fail to do.  You don’t develop a habit by direct instruction or informing students of the value of the habit, and you don’t develop a habit by having it merely demanded of you.  (If that were all we needed, no one would be overweight; no one would smoke.)  To talk of better habits is to talk about something becoming “second” nature.  It depends upon incentives, reinforcement, modeling.  It means that you have to recognize when the old habit is acting, when to try a new habit, and practice in using the new habit and seeing its value.  That takes time, repetition, situations which reward the new habit; and it takes wise, savvy, tactful teaching.  Alas, we have too many teachers who think that their job is to get people to know stuff and to do stuff.  It’s all too exclusively short-term.

Kısa vadeli derken ne kastediyorsunuz?

What do you mean by short-term?

Öğretmenler genellikle kısa vadeli hedeflere odaklanırlar. Bunu bil, şunu yap gibi. Ancak anlamak transfer etmekle ilgili bir şeydir: kendi başınıza yeni güçlüklerle baş edebilmekle ilgilidir. Bu da sadece bilgi ve beceri değil, aynı zamanda sağduyu ve iyi alışkanlıklar da gerektirmektedir. Neticede, okulun amacı bilgi ve becerilerin gerçek durumlarda etkili kullanılmasını sağlamaktır. İçerik bilgisi bir araçtır, amaç değil. Kendinize şunu sorun: içeriği yeni, zor ve problemli ortamlarda kullanmak için gereken alışkanlıklara ve tutumlara sahip değilseniz, çok miktarda içerik bilmenin ne anlamı var? Tabii, velilerin ve öğretmenlerin çoğu zaman bu temel alışkanlıkları çocuklarında geliştirmek için gerekli olan alışkanlıklara –sabır, sebat, yeniliğe açıklık- vs.- kendilerinin sahip olmaması ironik bir durumdur.

Teachers tend to focus on short-term goals.  Know this, do that. But understanding is baout transfer: being able, on your own, to handle new challenges. That requires not just knowledge and skill but good judgment and  good habits. After all, the point of school is effective use of knowledge and skill in real situations. Content knowledge is a means, not the end. Ask yourself: what’s the point of knowing a lot of content if you lack the habits and attitudes needed to use the content in new, challenging or problematic settings? An irony, of course, is that often teachers as well as parents fail to have the requisite habits of mind to develop those very habits in their kids – patience, persistence, openness to novelty, etc.

Peki, Zihin Alışkanlıkları Tasarımla Anlamanın neresinde?

So, where do Habits of Mind go in UbD?

Tasarımla Anlama Şablonunun revize edilmiş versiyonunda, zihin alışkanlıkları uzun vadeli veya yerleşik hedefler bölümüne girmektedir. Misyonla ilgili hedeflerde olduğu gibi, zihin alışkanlıkları da uzun vadelidir ve konu sınırlarının ötesindedir, bu yüzden de Hedefler kutusuna girerler.

In the revised version of the Template, they go in the box called Long-term or Established Goals. Like Mission-related goals, they are long-term and beyond subject-area boundaries, so they go in the Goals box.

Bu konu öğretim tasarımının temel hususlarındandır. Alışkanlığın öneminin ve bu alışkanlığın olmaması halinde yaşanacak kötü sonuçların anlaşılmasını sağlayacak fırsatlar tasarlamanız gerekmektedir. Anlamak için öğrenmeye Entelektüel Açık Alan Programı (Intellectual Outward Program) dememin nedeni bu.   Bu benzetmenin mantığı şu: dışarıda, doğanın içindesiniz ve ne yapacağınızı söyleyen veya sizi izleyen kimse yok: doğru şeyleri içselleştirdiniz mi? Kendi başınıza ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

This is a key issue of instructional design. You have to design opportunities to see the value of the habit and  the bad consequences of its absence. That’s why I like to call teaching for understanding Intellectual Outward Bound.  The idea of that analogy is, you’re out in the wilderness, and nobody’s telling you what to do and nobody’s really watching: have you internalized the right things?  Do you know what to do, on your own?

Öğretmenlerin bu koşulları hazırlaması gerek.

So teachers need to create those conditions.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s