Öğrenme Hakkında Yanlış Beş Varsayım

Birçok okulda öğrenme durumunu etkisiz hale getiren şey öğrenme hakkındaki yanlış varsayımlara dayalı olmalarıdır.

  1. İnsanların öğrendiklerini bir durumdan başka bir duruma aktardığı varsayımı.

Eğitimin nihai amacı öğrencileri okul dışındaki ortamlarda etkili olmaya hazırlamaktır. Ancak on yıllardır süren kapsamlı araştırmalar insanların bilgi aktarmanın gerçekleşmesi gereken yeni durumlara bilgileri tahmin edildiği gibi aktarmadıklarını göstermektedir:

  • Okul bilgilerini günlük uygulamalara aktarma
  • Günlük uygulamaları okul çalışmalarına aktarma
  • Okulda bir disiplinden başka bir disipline aktarma.

Five Assumptions About Learning—All Wrong

What makes many school learning situations so ineffective is that they are based on mistaken assumptions about learning.

  1. That people predictably transfer learning from one situation to another.

The ultimate point of education is to prepare students for effective functioning in non school settings. Yet research, extensive and spanning decades, shows that individuals do not predictably transfer knowledge to new situations where transfer should occur:

  • From school knowledge to everyday practice
  • From everyday practice to school endeavors
  • From one discipline to another within school.
  1. Öğrenenlerin içine bilgi akıtılan bilgelik damarlarının pasif alıcıları oldukları varsayımı.

Bu varsayım eğitimin amacının toplumsal bilgiyi bir nesilden bir sonraki nesle aktarmak olduğu fikrinden doğmaktadır ve bu varsayım öğrenme sürecinin öğretmenin kontrolünde olduğu ders anlatımına dayalı öğretmeyi teşvik etmektedir.

Öğrenmenin kontrolünün öğretmenin elinde olması öğrencilerin hedef belirleme, stratejik planlama, izleme, değerlendirme ve gözden geçirme gibi etkili öğrenme için önemli olan bilişsel yönetim becerilerini geliştirmelerine engel olmaktadır. Öğrenciler kendi öğrenme yeteneklerine veya kendi anlamlandırma becerilerine güven geliştiremezler ve deneyerek öğrenme fırsatları çok kısıtlıdır.

Pasif öğrenmenin bir diğer sonucu da öğrencilerin kendilerini öğrenme sürecine kaptırmadıkları öğrenme sürecine asgari dikkat vererek ve asgari seviyede katılarak bir “erteleme” tutumu benimsemeleridir. Erteleme sıklıkla disiplin ve kalabalık kontrolü sorunlarına dönüşmektedir. Ayrıca, pasif öğrenmede öğretmenlerin sorduğu veya sınavlarda sorulan sorulara “doğru cevaplar” vermek çok önem kazanır. Böylelikle, pasif öğrenme davranışta değil, konuşma şekillerindeki değişiklikleri “başarı maskeleri” olarak teşvik etmektedir.

  1. That learners are passive receivers of wisdom vessels into which knowledge is poured.

This assumption arises from a notion that the purpose of education is to transmit society’s knowledge and culture from one generation to the next an assumption that encourages a lecture mode of teaching, with the teacher as controller of the learning process.

Control over learning in the hands of the teacher undercuts the student’s development of cognitive management skills, including goal-setting, strategic planning, monitoring, evaluating, and revising capabilities critical for effective learning. Students develop no confidence in their own ability to learn or in their own sense-making abilities, and their opportunities to learn from experience are highly constrained.

Another consequence of passive learning is that since students are not drawn into the learning process, they adopt a “waiting-it-out” attitude, investing minimal attention and involvement in the learning process. Waiting-it-out often translates into discipline and crowd-control problems. Further, passive learning places a premium on reproducing the “right answers” to teachers’ or test questions, but often without real learning. Passive learning thus encourages “veneers of accomplishment” changes in ways of talking, but not in behavior.

  1. Öğrenmenin uyaranlar ve doğru tepkiler arasındaki bağlantıları güçlendirdiği varsayımı.

Bu varsayıma dayalı öğretim davranışsal bir öğrenme kuramından kaynaklanmakta ve birbiriyle bağlantısı olmayan, hangi bağlama uydukları anlaşılmayan maddelerle, alt görevlerle ve alt becerilerle sonuçlanmaktadır. Bu yaklaşım insanların doğaları gereği anlamlandıran, problem çözen hayvanlar olduğu hususunu atlamaktadır. Parçalara ayrılmış ve bağlam dışındaki bir öğretim insanların bu güçlü özelliğini harekete geçiremez. Farnham-Diggory’nin (1990) de söylediği gibi, “Günümüzün okul programları bir çocuğun doğal öğrenme sisteminin işlemesini önlemek için bundan daha iyi tasarlanamazdı.”

  1. That learning is the strengthening of bonds between stimuli and correct responses.

Instruction based on this assumption arises out of a behavioral theory of learning and results in a curriculum of disconnected items, subtasks, and subskills, without an understanding of the context in which they fit. This approach misses the point that human beings are quintessentially sense-making, problem-solving animals. Instruction that is fractionated and out of context fails to mobilize this powerful property of human beings. As Farnham-Diggory (1990) says, “Today’s school programs could hardly have been better designed to prevent a child’s natural learning system from operating.”

  1. Öğrenenlerin üzerine bilgi yazılabilecek boş birer sayfa olduğu varsayımı.

Deliller öğrenenlerin başka yerlerde edindikleri fikirleri ve yapıları her duruma taşıdıklarını göstermektedir. Bunlar okulda tamamen incelenmezse, öğrenciler okul dışındaki durumlarda karşılarına çıktığında eski fikirlerine dönme eğiliminde olurlar.

  1. That learners are blank slates on which knowledge is inscribed.

Yet the evidence is that learners carry into every situation ideas and constructs that they have acquired elsewhere. If these are not fully examined in school, students tend to revert to their old ideas when confronted with out-of-school situations.

  1. Yeni durumlara aktarılabilecek becerilerin ve bilgilerin kullanıldıkları bağlamdan bağımsız edinilmesi gerektiği varsayımı.

Ancak bağlam anlamak için son derece önemlidir, dolayısıyla öğrenmek için de son derece önemlidir. Aslında, bağlam öğrenime anlam katar. Okul uygulamaları bu yanlış varsayımlara dayalı olduğu için, yeni durumlara tahmin edilebilir bir aktarım bulamamamız şaşırtıcı değildir. İyi öğrenilmeyen veya anlaşılmayan bilgiler ve prosedürler uygun aktarılamayacaktır.

  1. That skills and knowledge, to be transferable to new situations, should be acquired independent of their contexts of use.

Context, however, is critical for understanding and thus for learning. Context, in fact, gives meaning to learning. Since school practice is based on these mistaken assumptions, it is not surprising that we find no predictable transfer to new situations. Knowledge and procedures not well learned or understood will not transfer appropriately.

http://www.tc.columbia.edu/iee/BRIEFS/Brief01.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s