Transfer/Öğrenilenlerin Aktarılması Nedir?

Grant Wiggins

Futbol hocasıyken transferin ne olduğunu zor yoldan öğrenmiştim.  Her gün antrenmanlarda yaptığımız iş maçlara esnek ve akıcı performans olarak aktarılıyor gibi görünmüyordu. Yavaş yavaş aslında gerçek maç durumlarının hazırlandığımızdan “daha karmaşık” olduğunu ve “hızlı değişiklik yapmayı gerektiren” durumlar olduğunu görmeye başladım. Antrenmanlarımın gerçekçi ve faydalı olduğunu düşünüyordum ama aldığımız sonuçlar rahatsız edici derecede kötüydü. Aslında, oyuncular ortalıkla amaçsız koşuştukça veya sadece en açık ve önemli durumlara tepki verdiklerinde antrenmanlarda yaptığımız çalışmaların hepsi boşunaymış gibi görünüyordu.

Bir oyunda benim takımımın ikinci kaptanının söylediği bir şeyle birden aklımda bir şimşek çaktı. Gittikçe sinirlenerek, yüksek sesle şöyle bağırıyordum “Ver-git, 2’ye 3, antrenmanlarda hepsini yaptık!” İkinci kaptan sahanın rotasında top sürmeyi bıraktı ve bana “Antrenmanlarda yaptıklarımızı şu an burada GÖREMİYORUM;  bizim antrenmanda yaptığımız gibi sıraya girmiyorlar!”

Bu cümle sorunu açıkça ortaya koyuyor ve çözümü de gösteriyordu. Sorun, çok sayıda “rahat” yan çizgi alıştırması yapıp “karmaşık” oyunu akıllıca oynamayı öğrenme alıştırması yapmamaktı. (Basitleştirilmiş) antrenmanda “öğretilenle” karmaşık performansın oyuncuların öğrenmesini gerektirdiği şey arasında büyük fark vardı. Antrenmanımızla oyun durumu arasındaki teorik bağlantılar benim için açıktı – ama oyunun karmaşıklığı ve hızı düşünülünce bu bağlantılar oyuncular için açık değildi; yeterince gerçek olmayan bir prova şeklimiz vardı.

Benim futbol sorunum tek değil. Bu sorun bir ikinci sınıf öğretmeninin öğrencilerine kendi başlarına anlayarak okumayı öğretmesi veya üniversite hocasının öğrencilerinin bağlam içindeki fiziği anlamalarına yardım etmeye çalışması gibi bir sorun. Öğrencilere düzinelerce okuma stratejisi veya fizik problemi öğretebilirsiniz (alıştırmalarla), onlara yardımcı olacak sözlü ipuçları verebilirsiniz, vs. ama yine de kendi başlarına okumalarını istediğinizde öğrettiğiniz stratejileri kendi kendilerine kullanamayabilir ve aşina olmadıkları materyali anlayarak okuyamayabilirler:

Yakınlardaki bir üniversitede hayal kırıklığına uğramış bir fizik profesörü bize “öğrenimi aktarmanın” hem anlamını hem de zorluğunu anlatan bir hikâye anlatmıştı. Fizik dersinde inceledikleri problemlerden biri şuydu: “Üç kilogram ağırlığındaki bir top yüz metrelik bir kulenin tepesinden aşağı atılıyor. Top yere kaç saniyede ulaşır?” (Fizikle ilgilenenler topun ağırlığının problemle hiçbir ilgisinin olmadığını bileceklerdir; bu bir çeldiricidir. Sorunun cevabı sadece yerçekimi ivmesine bağlıdır.)

Profesör final sınavında şöyle bir soru sormuş: “Yerde yüz metrelik bir delik vardır. Üç kilogram ağırlığında bir top kenardan deliğin içine yuvarlanır. Top deliğin dibine ne kadar sürede ulaşır?” Bazı öğrenciler “kule” problemiyle “delik” problemi arasındaki bağlantıyı fark edememiş.  Hatta bir öğrenci sınavdan sonra profesöre gidip “Bence bu sınav adil değil. Daha önce hiç delik problemi çözmedik.” deyip şikâyetçi olmuş.”

Öğrenimin aktarılmasıyla ilgili araştırmalar, bu “bildiğimizi” akıllıca kullanamama ve uyarlayamama durumunun üzücü bir şekilde yaygın olduğunu göstermektedir: öğrenciler kendilerine hatırlatmada bulunmayı ve basit egzersizler yapmadıkça ve öğretmenin öğrenme desteklerini bırakmalarını sağlayacak eğitimi almadıkça ve bununla ilgili alıştırmalar yapmadıkça genellikle önceden öğrendikleri her şeyi kullanmayı hatırlamayacak veya “yeni” durumun önceden öğrendiklerini nasıl yansıttığını fark edemeyeceklerdir: “Ne yazık ki, öğrenimin başarıyla aktarılmasını sağlamanın zor bir iş olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzyılın başlarına dönecek olursak, öğrenimin aktarılmasıyla ilgili araştırma literatürünün başarısızlık örnekleriyle dolu olduğunu görürüz.”

Ders ne kadar zor olursa olsun, transfer sadece tipik bir öğretme ve test etme sistemi sonucunda gerçekleşmemektedir. Transfer ancak durumlarda uygulanan anlayışları öğrettiğimizde ve test ettiğimizde gerçekleşir. How People Learn –İnsanlar Nasıl Öğrenir-in yazarının da ifade ettiği gibi:

Öğrenme ve transfer literatüründeki önemli bulgulardan biri bilgilerin kavramsal bir çerçevede düzenlenmesinin daha çok “transferi” mümkün kıldığıdır; yani, öğrencinin öğrenilenleri yeni durumlarda uygulamasını ve ilgili bilgileri daha hızlı öğrenmesini sağlamaktadır… Transfer insanların sadece bilgi öbeklerini ezberleyerek veya belli sabit prosedürleri takip ederek öğrenmekten ziyade ne kadar anlayarak öğrendiklerinden etkilenmektedir; araştırmalar “kullanılabilen bilginin” birbirinden bağımsız bilgiler listesiyle aynı şey olmadığını da göstermektedir.

Transfer için öğretme

Aşağıda transferin şans eseri değil de tasarımla gerçekleşmesini sağlamak için bazı planlama, öğretim ve değerlendirme ipuçları sunulmaktadır:

Açık transfer hedefleri belirleyin ve bunlara sürekli vurgu yapın. Öğrenenlerin dikkatini transfer hedefine açıkça ve düzenli olarak çekin. Neden? Çünkü çoğu öğrenci okuldaki öğrenimin hedefinin bu olduğunu fark etmemektedir. Öğrenciler –önceki deneyimlerine ve özellikle de sınav sonuçlarına dayanarak- amacın önceden öğretilenleri hatırlamak ve bunlardan bahsetmek olduğunu düşünmektedirler. “Transferin” “hatırlamaktan” ve “bahsetmekten” çok farklı olduğunu izah edin.

Bunu önce sesli düşünerek yapın ve şimdi ne yaptığınız ve ne amaçla yaptığınız hakkında açık hatırlatıcılar vererek yapın. Ünite/ders sonuna kadar sergileyebiliyor olmaları gereken transfer performansı türlerinin üzerinden geçmeye zaman ayırın. Örneğin: “Ünite sonunda bu çalışmayı hatırlatıcı veya ipucu olmadan kendi başınıza yapacaksınız. Bunlar geçen yılki öğrencilerin yaptığı bazı örnekler ve nihai hedefi tanımlayan yönergeler.” Veya “Önce size öğrettiğim bazı yaklaşımları sadece taklit edeceksiniz. Ama sonra, yeni görev için kendi yaklaşımınızı bulacak veya öğrendiklerinizden birini yeni göreve uyarlayacaksınız.” vb.

Ünitelerde ve genel olarak derste daima Kademeli Sorumluluk Aktarımı Modeli sıralamasına göre çalışın. Kademeli Sorumluluk Aktarımı Modeli (KSAM) ilk olarak Pearson (1983) tarafından okuma derslerinde kullanılmıştır: Ben yapacağım, siz izleyeceksiniz; ben yapacağım, siz yardım edeceksiniz; siz yapacaksınız, ben yardım edeceğim; siz yapacaksınız, ben izleyeceğim. Bu model daha resmi olarak şöyle tanımlanmaktadır: Model, Yönlendirmeli Uygulama, Bağımsız Uygulama, tüm Stratejilerin Bağımsız kullanımı. Ancak KSAM spor antrenmanında kullanılan genel sıralama gibi de düşünülebilir: basit alıştırma, maç durumu, maç gibi koşullar, maç. Her iki durumda da –okuma çalışması ve spor antrenmanı- öz yönlendirmeli karmaşık performansın son aşamasına geçişin her bir çalışma biriminde yapıldığına dikkat edin. Bağımsız ve öz yönlendirmeli davranış sürekli uygulanmaktadır, birkaç ders münferit “yan çizgi” çalışması yapıldıktan sonraya ertelenmemektedir. Öğrenimi aktarmayı iyice öğrenmek için transfer alıştırması yapmak zorundasınız!

Öğrencilerin sene boyunca kurmak zorunda kalacağı bağlantı türlerini ileri süren Temel Soruları vurgulayın. Temel Soruların üniteler arasındaki bağlantıları incelemek için kullanılacağını bilmek öğrencilerin bağlantıları kendi kendilerine kurma olasılığını arttıracaktır – özellikle de değerlendirmelerde sorulara düzenli olarak yer verilirse. Örneğin: Matematik veya fen dersinde problem çözerken “Bu verilerin modeli nasıl çıkarılmalı?” diye sorulabilir. Amerikan tarihindeki belli başlı konuları düşünürken “Amerikalı kimdir?” Sağlık dersinde “Neler yemeliyiz?” İngilizce veya edebiyat derslerinde “Yazarın açıkça belirtmeden söylediği şey nedir?” vs.

Öğrenenlere sadece becerilerin değil, değerlendirmenin de alıştırmasını yaptırın. Öğrenmeyi aktarma hangi bilgi ve becerinin ne zaman kullanılacağına karar vermekle ilgilidir. Öğrenim aktarımı sadece bir “beceri” kazandırmakla değil, beceri repertuvarını kullanırken akıllı bir strateji olan “değerlendirmeyi” de kazandırmaktır. (Psikologlar buna “bildirime dayalı” ve “yöntemsel” bilgiye karşılık “koşullu” bilgi demektedir.) Öğrenenler sizi problem çözerken sesli düşünürken veya metin yorumlarken duysunlar. Öğrencilere alıştırmalar yaptırın ve verdiğiniz durumda hangi bilginin veya becerinin en uygun olduğunu değerlendirme çalışmalarıyla ilgili onlardan geri bildirim alın. Öğrencilere sesli düşünme ve yaptıkları şeyi ne zaman ve neden yaptıklarını raporlama olanakları tanıyın. Bu şekilde kendini izlemeyi öğrenmek, kendini değerlendirme ve kendini ayarlama becerilerini geliştirir.

Öğrencileri kendi başlarına kendine hatırlatma, bilgileri geri çağırma, kendini değerlendirme ve kendini ayarlama çalışmaları yaparken değerlendirin (not vermeden). Bu çalışmalar sırasında öğretmen ipuçları vermeyin. Spor ve bağımsız okuma çalışmalarında olduğu gibi, öğrencilerin kendilerine hatırlatma yapmak,  kendilerini değerlendirmek ve kendilerini ayarlamak için sayısız fırsatı olacaktır ve öğretmen öğrencilerin bu girişimleri hakkında geri bildirimde bulunacaktır. Öğretmen grafik düzenleyici vermezse veya dün çalıştıkları yazı yazma sürecini kullanmaları gerektiği gibi büyük bir ipucu vermezse öğrenci ne yapar? Bu konudaki araştırma sonuçları açıktır: birçok öğrenci açık bir yönlendirme yokken kendine hatırlatma yapmamaktadır. “Onu kullanmamızı söylemediniz ki!” yaygın bir yorumdur.

Buradaki ironi öğrencilerin standart testlerde başarısız oldukları noktanın tam da burası olmasıdır! Standart testte sorunun ders içeriğinin neresinden geldiğine dair öğretmen veya ders kitabı ipucu yoktur. Soruya hangi içeriğin uygun olduğuyla ilgili bir ipucu da genellikle verilmemektedir. Bu yüzden, öğrencilerin kendilerine hatırlatma yapma yeteneklerini sürekli “test edin” (bunu yaparken öğrencilere not vermenize ve/veya notu not defterine yazmanıza gerek yok). Örneğin: Öğrencilere aşina olmadıkları sorular, yazılı hatırlatmalar, problemler, vs. verin – hangi bilginin kullanıldığından ve hangi stratejileri ve araçları kullanmaları gerektiğinden hiç bahsetmeyin. Kendi başlarına ne yaptıklarına bakın, sonra sınıfta değerlendirmenin üstünden dikkatlice geçin – öğrencilerle görüşerek onlardan bilgi alın: Bu çalışmanın ne tür bir çalışma olduğunu düşünmüşler? Çalışmayla ilgili olduğu açık olan X grafik düzenleyiciyi veya Y stratejisini kullanmayı neden düşünmemişler? vs.

Öğrencilerin önceden öğrendiklerini birçok farklı yerlerde kullanabileceklerini fark etmelerini sağlamak için kurguyu değiştirin: Öğrenimin aktarılmasıyla ilgili araştırmalarda öğrencilere zamanla öğrencilerin bilgilerini kullanırken daha esnek bir şekilde düşünmek zorunda olduklarını öğrenmelerini sağlayan kurgunun/formatın/bağlamın/modun/dilin yeterince çeşitli olduğu görevler verilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Öğrenci bir reçetenin veya formülün gelecekteki tüm ihtiyaçlarını çözeceğini çok sık düşünür – ve bunu diler! Başlıca reçetenin/yapının/öğrenme desteğinin sadece – en sonunda yerini akıcı karar vermeye bırakacak olan bir öğrenme desteği- olduğunu açıklayın. Örneğin: Kulelerden atılan topları kullanarak yerçekimi kuvvetini öğrendikten sonra, farklı büyüklükteki bir top ve yerdeki büyük bir tünele düşen bir materyalle ilgili bir problem verin. (Bak. Perkins and Salomon 1989). Her bir problemi çözmenin 2-3 yolunu öğretin. Öğrencilere bir görevde veya problemde aynı bilgiyi kullanmayı gerektiren gittikçe tuhaf “görünen” şeyler sunun (örneğin; Pisagor teorisini içeren rutin olmayan ve belirsiz problemler gibi).

Öğrencilere (gittikçe zorlaşan) belli örneklerden ve durumlardan genellemeler çıkarttırın: Öğrenilenlerin aktarılması başkalarının sadece yenilik ve fark olarak gördüğü yakınlıkları ve bağlantıları bulmaya yarayan “büyük fikirleri” kullanmakla ilgilidir. Öğrencilerden deneyimlerinden ve yakın geçmişteki derslerden yola çıkarak daha yaygın olarak kullanılan ilkeler, kurallar ve fikirler hakkında genellemeler yapmalarını isteyin. Örneğin: Batıya doğru genişlemeyi işledikten sonra, şunu sorun: “Bu batıya doğru hareket insan göçüyle ilgili hangi büyük genellemeleri ileri sürüyor?  Genellemelerinizi bildiğiniz başka kanıtlarla destekleyebilir misiniz? ” Sonra, aynı soruyu 20. yüzyılın başındaki göç hareketlerini işlerken de sorun ve öğrencilerin bu tür bilgi transferinin –yani, bağlantıları görmek ve öğrenilenleri aktarmak için fikirleri kullanmanın- kendilerinden daha da çok isteneceğini anlamalarına yardımcı olun.

Transferin bütün/parça/bütün gelişimi için erken ve sık sık alıştırma yapın. Antrenörlerin 11’e 11 maç alıştırması yapmak için antrenmanlarda karmaşık oyunu 3’e 3 ve 6’ya 6 şeklinde bölerek nasıl kolaylaştırdıklarını düşünün. Sanatta da oyun veya müzik parçası bölümlere ayrılarak çalışılır, sonra bu parçalar bir araya getirilerek bütün oluşturulur. Okuma dersleri ve matematikteki problem çözme çalışmaları da benzer şekilde ilerlemektedir.

Bir araç veya tekniğin birçok araç veya teknikten biri gibi görünmesini sağlayın: Öğrenciler uygulamayı bir fikrin kullanımı olarak görmekten ziyade, öğrendiklerini uygularken çok sıklıkla aşırı kuralcı ve mekanik davranırlar. Örneğin: 5 paragraflık bir yazı, 3 paragraflık bir yazı ve paragrafsız bir sav (yani, güçlü bir reklam) öğretin. Transfer amacının “1 numaralı aracı kullanarak 5 paragraf yazmak” değil, “mantıklı bir şekilde ikna etmek”1 olduğunu izah edin.

Transfer durumlarında birçok “sesli düşünme” örneği verin: transfer hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için kişinin aklından geçmesi gereken ileriye yönelik düşünceleri söyleyin, gösterin ve örnek gösterin. Mesela: Bir matematik öğretmeni bir problemin önceki bilgilere dayanarak stratejik düşünceyle ve etkili bir bakış açısıyla nasıl çözüleceğini “sesli düşünerek” gösterir.

Bakış açısını değiştirin: Belli bir beceriyi veya yaklaşımı öğrettiğiniz her dersten sonra, değişiklik yapın. Önceki varsayımlara karşı çıkın, probleme veya duruma yeni bir bakış açısından bakın, farklı bir görüş okuyun –öğrencilerin amacın sadece “resmi” tek (kolay) cevabı öğrenmek değil, aktif öğrenme ve anlama olduğunu anlamalarına yardımcı olacak herhangi bir şey yapın.

Tüm genel değerlendirmelerin bir parçası olarak öz değerlendirme ve öz ayarlama isteyin. Kendini izleme, kendini değerlendirme ve kendini ayarlamayı öğrenmek, öğrenilenleri aktarmayı öğrenmeyi çok kolaylaştırır. Önce, puanlamanın merkezine cevabı değil öz değerlendirme ve öz ayarlamanın doğruluğunu oturtun. Öğrencilerden öğrendiklerini yeniden anlatmalarını/yeniden ifade etmelerini/yeniden sunmalarını sürekli isteyin: Not alırken veya bir metni yaratıcı bir şekilde yeni bir türe, zamana ve mekâna uyarlarken: öğrenme ve transferle ilgili araştırmalara göre,  öğrenenlerden öğrendiklerini kendi ifadeleriyle yeniden biçimlendirmelerini istemek uzun süreli hafıza ve bilginin esnek kullanılması açısından çok faydalıdır.

http://www.authenticeducation.org/ae_bigideas/article.lasso?artid

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s