Zihin Alışkanlığı Nedir?

Belirsizlik karşısında pes etmeme veya sorular sorma cesareti gibi eğilimler geliştirmeden anlayarak öğrenemezsiniz. Bir zihin alışkanlığını derinlemesine düşünmenin önündeki doğal engelleri aşma öz disiplini olarak düşünün: Açık görüşlü olma, güvensizlikten kaçınma, belirsizlik ve karmaşıklık karşısında sebat etme. Birini ele alalım: sebat. Matematik ve fen bilgisi öğrencilerinin bir problem başlangıçta kafa karıştırıcı olduğunda nadiren 10 saniyeden fazla sebat ettiklerini gösteren pek çok araştırma vardır. Burada sorulacak soru şu: ne yapmanız gerektiğini bilmediğiniz zaman ne yaparsınız? En azından sebat eder ve farklı stratejiler denersiniz (okuryazarlık geliştirmedeki okuma stratejisi gibi). Sebat etmek için takıldığınızda kullanabileceğiniz bir stratejiye ihtiyaç var – sizi kurtaracak ve sebat etmeyi öğrenmenize yardımcı olacak olan şey bu strateji.

Öğrencilerin ilk cevabı çoğu zaman “Ben bunu yapamam” oluyor. “Ben bunu yapamam!”  “Bırakıyorum.”  Bu konu yeni bir endişe konusu değil: filozoflar bu konuyu iki bin yıldır yazmaktadır. Plato, Aristo ve Dewey’in çalışmalarına bakarsanız, üzerinde düşündükleri ve tartıştıkları konunun bu olduğunu görürsünüz. Ancak eğitimin uzun vadede olgunluk alışkanlıkları geliştirmekle ilgili olduğunu fark etmek için felsefe okumaya gerek yok. Örneğin, açık fikirliliği ele alalım: insanlar tuhaf gelen yeni bir fikri önemsememekte ne kadar da aceleci davranıyorlar. “Bir dakika, bunun neresinin gerçek olduğunu merak ediyorum” veya “Bu fikrin beni rahatsız ettiğini biliyorum ama belki de doğru bir tarafı vardır” demek yerine, refleks olarak olumsuz bir yorum yaparız.

Polya’nın 60 yıl önce yazdığı ünlü kitabı Nasıl Çözmeli?’de problem çözme yeteneğinin geliştirilmesinden bahsedilmektedir. Bu girişimin en önemli bölümü insanlara sadece problemler vermeyi ve beceri öğretmeyi boş vermesidir: önemli olan, lisedeki matematik derslerinde – öğrendiklerini YENİ problemlere aktaracak şekilde- daha iyi problem çözücüler olmayı öğrenmelerine nasıl yardımcı olduğunuzdur? Polya belki bir düşüncenin verilere uymayabileceğini kabul etme entelektüel dürüstlüğüne sahip olup düşünceyi reddetmeme veya kendi kendini kandırmama anlamına gelen bilimsel tutum olarak adlandırdığı şeyden bahsetmektedir. Polya’nın ileri sürdüğü önemli fikirlerden bir diğeri de hemen sonuç çıkarmaya atlamayıp karar vermek için biraz beklemek ve “Bir dakika, bu fikir gerçekten destekleniyor mu, gerçekten doğrulanmış mı ve bunu kanıtlayabilir miyim?” demektir. Bunların hepsi birer zihin alışkanlığıdır.

Eğitimcilerin öğrencilerde zihin alışkanlıkları geliştirmek için ne yapması gerek? Zihin alışkanlığı ifadesinin güzelliği yapmamız gereken şeyin genellikle yapamadığımız şeye karşı olduğuna vurgu yapmasıdır. Bir alışkanlığı doğrudan öğretimle veya öğrencilere alışkanlığın önemi hakkında bilgi vererek geliştirmezsiniz, bir alışkanlığı sadece sizden talep ettirerek de geliştirmezsiniz (Tüm ihtiyacımız olan bu olsaydı, kimse aşırı kilolu olmazdı, kimse sigara içmezdi.) Daha iyi alışkanlıklardan bahsetmek “ikinci” doğa haline gelen bir şeyden bahsetmektir. Teşviklere, pekiştirmeye ve modellemeye bağlıdır. Eski alışkanlığın ne zaman devreye girdiğini, yeni bir alışkanlığı ne zaman deneyeceğinizi fark etmeniz gerektiği ve yeni alışkanlığın alıştırmasını yapıp değerini anlamanız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu zaman, tekrarlama, yeni alışkanlığı ödüllendiren durumlar ile akıllı, kavratıcı ve planlı öğretim gerektirir. Ne yazık ki, işlerinin insanların bir şeyler bilmesini ve bunları yapmasını sağlamak kadar kısa vadeli olduğunu zanneden çok fazla öğretmen var.

Kısa vadeli derken ne kastediyorsunuz? Öğretmenler genellikle kısa vadeli hedeflere odaklanırlar. Bunu bil, şunu yap gibi. Ancak anlamak transfer etmekle ilgili bir şeydir: kendi başınıza yeni güçlüklerle baş edebilmekle ilgilidir. Bu da sadece bilgi ve beceri değil, aynı zamanda sağduyu ve iyi alışkanlıklar da gerektirmektedir. Neticede, okulun amacı bilgi ve becerilerin gerçek durumlarda etkili kullanılmasını sağlamaktır. İçerik bilgisi bir araçtır, amaç değil. Kendinize şunu sorun: içeriği yeni, zor ve problemli ortamlarda kullanmak için gereken alışkanlıklara ve tutumlara sahip değilseniz, çok miktarda içerik bilmenin ne anlamı var? Tabii, velilerin ve öğretmenlerin çoğu zaman bu temel alışkanlıkları çocuklarında geliştirmek için gerekli olan alışkanlıklara –sabır, sebat, yeniliğe açıklık- vs.- kendilerinin sahip olmaması ironik bir durumdur.

Peki, Zihin Alışkanlıkları Tasarımla Anlamanın neresinde? Tasarımla Anlama Şablonunun revize edilmiş versiyonunda, zihin alışkanlıkları uzun vadeli veya yerleşik hedefler bölümüne girmektedir. Misyonla ilgili hedeflerde olduğu gibi, zihin alışkanlıkları da uzun vadelidir ve konu sınırlarının ötesindedir, bu yüzden de Hedefler kutusuna girerler. Bu konu öğretim tasarımının temel hususlarındandır. Alışkanlığın öneminin ve bu alışkanlığın olmaması halinde yaşanacak kötü sonuçların anlaşılmasını sağlayacak fırsatlar tasarlamanız gerekmektedir. Anlamak için öğrenmeye Entelektüel Açık Alan Programı (Intellectual Outward Program) dememin nedeni bu.   Bu benzetmenin mantığı şu: dışarıda, doğanın içindesiniz ve ne yapacağınızı söyleyen veya sizi izleyen kimse yok: doğru şeyleri içselleştirdiniz mi? Kendi başınıza ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Öğretmenlerin bu koşulları hazırlaması gerek.

Grant Wiggins

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s