Öğrenme Ve Beyin

 

LEARNING AND THE BRAIN

Problem çözmek ve çevresini anlamak insan beyninin temel ihtiyaçlarındandır. Aslında, öğrenme isteğiyle doğarız ama öğrenme ihtiyacı sadece sınıftaki çocuklarla veya gençlerle sınırlı değildir. Öğrenmek ömür boyu süren bir iştir. Doğamız gereği yaşam boyu öğrenenleriz ama insan beynindeki öğrenme süreciyle ilgili gerçek anlamda ne biliyoruz?

The human brain has a fundamental need to solve problems and understand its surroundings. Essentially, we are born with a desire to learn, but the need for learning is not limited to children or young adults in the classroom. It is a lifelong occupation. Although we are by nature lifelong learners, what do we really know about the process of learning in the human brain?

Öğrenme süreci biraz biraz anlaşılmaya başlandı. Son birkaç on yılda beyin ve öğrenme bilimine dair anlayışımızda önemli gelişmeler olmuştur.  Gelişim psikolojisi, bilişsel psikoloji, öğrenme bilimi ve sinir bilim çalışmaları beynin işleyişiyle ilgili yeni bir anlayış üzerinde bir araya gelmektedir.

Quite a bit, it turns out. In the past few decades there have been significant advances in our understanding of the brain and science of learning. Studies of developmental psychology, cognitive psychology, learning science, and neuroscience have converged on a new understanding of the workings of the brain.

Başlıca bulgular şunlardır:

1) öğrenme beynin fiziksel yapısını değiştirir,

2) öğrenme beyni düzenler ve yeniden düzenler ve

3) beynin farklı bölümleri farklı gelişim aşamalarında öğrenmeye hazır olabilir.

Key findings include:

1) learning changes the physical structure of the brain,

2) learning organizes and reorganizes the brain, and

3) different parts of the brain may be ready to learn at different stages of development.

Gelişim boyunca, “beyindeki bağlantılar” bilgilerin içinden geçtiği sinirlerin bağlantı noktaları olan sinapsların (sinir kavşaklarının) oluşmasıyla meydana gelir. Doğumda, insan beyni ömür boyu sahip olacağı tüm sinirleri içermektedir, ancak geliştireceği çok sayıdaki sinapsın nispeten küçük bir kısmına sahiptir. Doğumdan sonra beyne yeni sinaptik bağlantılar iki şekilde eklenir:

1) fazla üretim ve kayıpla ve

2) sinaps ekleyerek.

During development, the “wiring of the brain” is created through the formation of synapses, which are the junctions between neurons through which information passes. At birth, the human brain contains all the neurons it will ever have, but has a relatively small portion of the large number of synapses that it will eventually develop. New synaptic connections are added to the brain after birth in two ways:

1) by overproduction and loss, and

2) by synapse addition.

Sinapsların fazla üretimi çocukluk ve erken ergenlik boyunca beynin farklı bölümlerinde farklı oranlarda meydana gelir. Deneyimle kullanılmayan sinapslar daha sonraki aşamalarda “budanır.” Başka bir deyişle, beyinlerin başlangıçta geniş bir sinir ağı vardır ancak sadece kullanılan bölümler varlığını sürdürür.

Overproduction of synapses occurs in different parts of the brain at different rates during childhood and early adolescence. Those synapses that are unused through experience are “pruned” during later stages. In other words, brains initially have an extensive neural network, but only those parts that are used are retained.

İkinci sinaps ekleme yöntemi ömür boyu gerçekleşir ve deneyimle “harekete geçer.” Başka bir deyişle, öğrenme deneyimleriyle ilişkili olan sinir sistemindeki aktivite bir şekilde yeni sinapsların oluşmasıyla ve beynin “yeniden bağlantılar kurmasıyla” sonuçlanır. Sinirsel ağların duyusal deneyimler neticesinde artan karmaşıklığı oluşturmacılık kuramının fiziksel açıklamasıdır.

The second method of synapse addition occurs throughout life and is “driven” by experience. In other words, activity in the nervous system associated with learning experiences somehow results in the formation of new synapses and “re-wiring” of the brain. The increasing complexity of neural networks that results from sensory experiences is the physical explanation for the theory of constructivism.

Laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan deneyler deneyimin beynin işleyişinin genel kalitesini arttırdığını göstermiştir. “Deneyim” öğrenmeye eşittir. Ayrıca, araştırmalar beynin bütün yapısının hem öğrenme fırsatlarına maruz kalarak hem de, belki de bu tartışma açısından daha önemli, sosyal bir bağlamda öğrenerek değiştiğini ileri sürmektedir.

Experiments on laboratory animals have demonstrated that experience increases the overall quality of functioning of the brain. “Experience” equates to learning. Additionally, research suggests that the gross structure of the brain is altered both by exposure to opportunities for learning, and perhaps more importantly for this discussion, by learning in a social context.

Beyin dinamik bir organdır. Bireysel ve sosyal bağlamlarda öğrenme aslında yeni düzenleme örüntüleri (fiziksel yapı) ve beynin işleyişinin gelişmesiyle sonuçlanır. Öğrendiklerimizi eylemlerle test ettiğimizi de belirtmekte fayda var. Yani, beynimiz düşüncelerimizi eyleme dönüştürdüğümüz zaman (konuştuğumuzda, yazdığımızda, çizdiğimizde, bir enstrüman çaldığımızda veya spor yaptığımızda vb.) düşünme şeklimizle ilgili geribildirim alır. Sosyal ortamlarda öğrenme daha zengin sinirsel ağlarla sonuçlanmaktadır.

Hafıza ve beyin süreçleriyle ilgili çalışmalar insanların görüntü hafızalarının sözcük hafızasından çok daha üstün olduğunu göstermektedir. Bu bilgi bizim öğretme ve öğrenme şeklimizi ilgilendirmektedir.

Araştırmalar beynin bilgiyi gelir gelmez basit bir şekilde kaydetmediğini de göstermektedir. Bunun yerine, beyin bilgiyi daha etkili hatırlamak ve ileride kullanılmak üzere yeniden düzenlemektedir. Aslında, beyindeki bilginin yapısı “acemileri” “uzmanlardan” ayıran başlıca özelliklerden biridir.

The brain is a dynamic organ. Learning in individual and social contexts actually results in new patterns of organization (the physical structure) and improved functioning of the brain. It’s also worth noting that we test our learning through action. That is, our brain gets feedback about our thinking when we put ideas into action (e.g., speak, write, draw, play an instrument or sport). Learning in social environments results in richer neural networks.

Studies of memory and brain processes indicate that people’s memories of images are far superior compared with people’s memories of words. This has implications for how we teach and learn.

Research also indicates that the brain does not simply record information as it arrives. Instead, the brain reorganizes information for more efficient recall and later use. In fact, the structure of information in the brain is one of the primary features that distinguishes “novices” from “experts.”

Beyin gelişimi ve öğrenmeyle ilgili yeni bilgilerimiz ne yazık ki beraberinde beynimizi sürekli “çalıştırma” ve besleme sorumluluklarını da getirmektedir. Eğitim kurumları ve öğretmenler öğrencilerin beyinlerinde yeniden bağlantılar kurmayı tetikleyecek ve bu konuda yol gösterecek müfredatlar ve öğrenme deneyimleri tasarlamak sorumluluğuyla karşı karşıyadır.

Our new knowledge of brain development and learning comes, unfortunately, with new responsibilities to continually “exercise” and nurture the brain. Educational institutions and instructors are faced with the awesome responsibility of designing curricula and learning experiences that will stimulate and guide re-wiring in student brains.

 “Beynimin yedeğini almayı unuttum, bu yüzden geçen dönem öğrendiğim her şey kayboldu.”

http://www.macalester.edu/academics/geology/wirth/learning.pdf

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s