K-12 Eğitimi Öngörüleri ve Beklenen Değişiklikler

 

Predictions And Changes Ahead In K-12 Education

  1. Yeni Başarı Tanımları

Eğitim liderleri ve uygulayıcıları topluluklara öğrenciler ve işgücü için anlamlı bir lise diplomasının nasıl olduğunu –bilgi, beceriler, sosyal duygusal zekâ ve geleceğin başarı eğilimleri gibi – sordukları için başarıyı öğrenciler için yeniden tanımlamak ön plana çıkmaktadır. Başarıyı yeniden tanımlamak öğrenci çalışması delillerinin önemini yeniden düşünmeyi, resmi ve gayri resmi öğrenmeyi birleştirmeyi, öğrenci çalışmalarının ve portfolyolarının sergilenmesini gerektirmektedir. Eğitimciler ve toplum liderleri “olguya dayalı” müfredat  tasarımında eğitimde ve topluluklarda öğrenciler ve toplum için ilgili ve anlamlı olan çeşitli proje tabanlı öğrenme olanaklarını bir araya getirmek için birlikte çalışmaktadırlar.

Eğitim liderleri yüksek beklentiler belirlemek ve başarı açıklarını kapatmaya yönelik devlet liderliği, bölgesel kontrol ve sistem düzenlemesi için daha esnek bir ESSA’nın (Her Öğrenci Başarabilir Yasası) sonuçlarını araştırdıkları için Amerikan K-12 eğitim sisteminde bir dönüm noktasıdır. Bu, bir öğrenci için üniversiteye, gelecekteki kariyere, küresel bir ekonomide geçimini sağlayacak bir ücrete ve etkili vatandaşlığa hazırlanmanın ne anlama geldiğini öğrenci başarısı kavramsal çerçevelerini yeniden düşünerek ve eşitlik sağlayarak yeniden tanımlamaktır.

  1. New Definitions of Success

Redefining success for students takes center stage as education leaders and practitioners ask communities what a meaningful high school diploma looks like for students and the workforce—including knowledge, skills, social emotional intelligence and important dispositions for future success. This requires rethinking the importance of student work evidence, bridging informal and formal learning, student exhibitions and portfolios. Educators and community leaders work together to bridge the range of meaningful project-based learning opportunities across education and communities within “phenomenon-based” curriculum redesign, which is relevant and meaningful to students and their communities.

 

This is a turning point in U.S. K-12 education as education leaders explore the implications of a more flexible ESSA for state leadership, district local control and system alignment to set high expectations and close achievement gaps. This is redefining what it means for a student to be prepared for college, future careers, a living wage in a global economy and effective citizenship by rethinking conceptual frameworks of student achievement and ensuring equity.

 

  1. Ölçümleri Yeniden Düşünmek

Eğitim sistemleri her öğrencinin ihtiyaçlarını girişte ve karşılaştırmalı değerlendirmede ele almayı ve öğrenci ihtiyaçlarına daha uygun giriş ölçümleri ve çıkış sınavları yapmayı yeniden düşünmeye başlamaktadır. Sistemler akademik kariyerin her aşamasında “henüz yeterli olmayan” öğrenciler etrafında tasarım yapmaları gerektiğini, bir yandan da başarıya ulaşmada daha kuvvetli öğrenci desteği ve eğitimci desteği verilmesi gerektiğini fark etmektedir. Bu durum, eğitim, sosyal hizmetler ve toplumun ihtiyaçlarına daha fazla bağlılık arasındaki sistematik değişiklik ihtiyacını tetiklemektedir. Öğrencilerin iyice öğrendiğine dair delillerin daha kapsamlı kavramsallaştırıldığı öğrenci başarısının yeni tanımları öğrenci çalışmalarının sergilenmesiyle ve başarının mezuniyette neye benzediğinin yeniden tanımlanmasıyla proje tabanlı öğrenmeyi de kapsayacak şekilde genişleyecektir.

 

  1. Rethinking Measurements

Education systems begin to rethink addressing every student’s needs upon entry and benchmarking, as well as taking gateway measurements and exit exams more aligned to student needs. Systems realize they need to design around “not yet proficient” students at every step of an academic career, while offering stronger student supports and educator supports in reaching success. This drives the need for systemic changes that cross between education, social services and greater connectivism to communities’ needs. New definitions of student success, including a broader conceptualization of evidence of student mastery, will expand to include project-based learning with student exhibitions and redefining what success looks like at graduation.

 

  1. Öğrenci Merkezli Ortamlar

Tasarım, yaratıcılık, girişimcilik, performans ve yenilik bir araya gelerek bazı en öğrenci merkezli (student-centered ) ortamları desteklemektedir. Güçlü, kişiye özel öğrenme deneyimlerinin sunulduğu bu ortamlarda öğrendiklerini yaptıkları çalışmalarla gösteren öğrenciler nasıl öğrendiklerine dair görüşlerini ifade etme ve tercihlerde bulunma hakkına sahip olacaktır.

 

  1. Student-Centered Environments

Design, creativity, entrepreneurship, performance and innovation combine to foster some of the most student-centered educational environments. This will empower students with voice and choice in how they learn, showing work on what they have learned and providing powerful, personalized learning experiences.

 

  1. Kişiye Özel Mesleki Gelişim

Öğretmenin kişiye özel mesleki gelişimi bağlamında—değişimi ve kendi mesleki gelişimlerini her gün yönetmeleri— öğretmenler artık iş başında, gerçek zamanlı olarak, her gün ve bağlam içinde öğrenmektedir. Belirli günlerde, yöneticilerin seçtiği seminerlere katılma şeklindeki eski mesleki gelişim modellerinin modası hızla geçmektedir. Yeni nesil öğrenme modellerinde eğitimcilerin rollerinin değişmesi, mesleki gelişim modellerinde de öğretmenlerin kendi mesleki gelişimlerini gerçek zamanlı olarak birlikte tasarladıkları ve son derece kişiye özel yeni nesil öğrenme modellerinde öğrencilerin yaptığına çok benzer bir şekilde gayri resmi ve resmi öğrenimlerinde “mikro yeterlik kazandıkları” bazı temel değişiklikler yapmalarını gerektirmektedir.

 

Kişiye özel mesleki gelişim öğrenme hedeflerini, nasıl öğreneceklerini, ne öğreneceklerini ve ne zaman öğreneceklerini –karma öğrenme, online öğrenme, hizmet tabanlı öğrenme ve değişikliklerin gerçekleşmesini daha uygulamalı olarak sağlayan aktif atölye çalışmalarının bir birleşimi- belirlemek anlamına gelmektedir. Geliştirilen bilgi, beceri ve yeteneklerde mikro yeterlik kazanmanın önümüzdeki on yılda öğretmen eğitimi ve sertifikası üzerinde uzun vadeli etkileri olacaktır.

  1. Personalized Professional Development

Teacher’s personalized PD—managing change and their own PD every day—teachers are now learning on the go, in real-time, every day and situated in context. The old models of professional development for attending seminars selected by administrators on certain days is quickly becoming outdated. The shift for educator roles in next-gen learning models requires some fundamental shifts in professional development models, where teachers are co-designing their own PD in real-time and “micro-credentialing” their informal and formal learning, much in the same way students do in next-gen learning models that are highly personalized.

 

Personalized PD means identifying learning goals, how they will learn, what they will learn and when they will learn—including a combination of blended, online learning, service-based learning and active workshops that are more hands-on in making the changes happen. Micro-credentialing of the knowledge, skills and abilities developed will have long-term implications for teacher licensure and certification in the next decade.

 

 

  1. Değişimi Yönetmek

Eğitim liderleri değişimi delicesine bir hızda (diğer toplum liderleriyle birlikte) yönetmektedir. K-12 eğitim ortamları değişime yavaş karşılık verecek şekilde tasarlanmaktadır ama dünya değiştiği ve sürekli yenilenme gerektiren bir yer haline geldiği için eğitim liderleri de sürekli gelişim için değişimi yönetme görevini üstlenmelidir.

  1. Managing Change

Education leaders are managing change at a frenzied pace (along with the rest of society’s leaders). K-12 education environments are designed for slow reaction to change, but as the world changes and becomes a place that requires constant innovation—so must our leaders take on roles for managing change for continuous improvement.

  1. Veriye Dayanarak Alınan Kararlar + Uluslararası Standartlar

K-12 eğitiminde 1990lardan ve 2000lerden beri yaşanan veri yetersizliği standarda dayalı eğitim odaklı reform görüşmelerinin temelini teşkil etmiştir. Bu eksiklik, deliller basit yıllık verilerin ötesine geçip öğrencilerin bir sonraki öğrenme seviyelerine hazırbulunuşluklarını değerlendirmeye, delile ve öğrenci çalışmasına dayalı çok fazla miktarda veriye, üniversite ve kariyer hazırlığına ve liderliğe ve aktif vatandaşlığa yönelik bir hayata hazırlanmaya dayandığı için, öğrencilerin iyice öğrendiklerine dair yeni kavramların temelini ve planını oluşturmaktadır. Standartlar birinci sınıf, uluslararası karşılaştırmalı öğrenme seviyeleri için hala önemli ama dersler, beceriler ve bilgiler çocuk gelişimini bir bütün olarak destekleyecek şekilde bir araya gelmektedir. Tekrar ediyorum:  uluslararası standartlar eşitliği sağlamak için son derece önemlidir.

  1. Data Informed Decisions + World-Class Standards

Data poverty in K-12 education from the 1990s and 2000s built a foundation for conversations around reform based on standards-based education. This creates a foundation and blueprint for new conceptions of student mastery as evidence moves beyond simple annual data points to assessments of student readiness for next levels of learning, loads of data based on evidence and student work, college and career readiness and navigating life toward leadership and active citizenship. Standards still matter to achieve world-class, internationally-benchmarked levels of learning but academics, skills and knowledge come together in new ways to support whole child development. I repeat: world-class standards are critical for ensuring equity.

  1. Dengeli Yaklaşımlar: Neye Yönelik Olduğunu Sormak

Deliller kaliteyi sağlamak için “dengeli skor kartı” yaklaşımları kullanarak öğrenci çıktılarını ve sürekli gelişimini ölçmenin çoklu yollarını bulmak için veri zengini ortamlar oluşturduğu için kalite ve akreditasyon girdisi modelleri yeniden incelenmektedir. Sistem tasarımları öğrencilerin gerçek zamanda ihtiyaç duydukları şeyi alıp almadıklarını sorgulayacak şekilde değişmektedir. Bu değişim, sistemlerimizi gençlerimizin gelecekte özellikle tasarım, yenilik, robotik ve yeni teknoloji alanlarında doğacak mesleklere hazırlıklı olmalarını sağlayacak şekilde düzenlemeye yardımcı olmaktadır.

  1. Balanced Approaches: Asking To What End

Input models of quality and accreditation are re-examined as evidence builds data-rich environments for exploring multiple measures of student outcomes and continuous improvement of systems using “balanced scorecard” approaches to ensure quality. System designs shift to ask whether students are getting what they need in real time. This shift works to align our systems to ensure our youth are being prepared for the jobs that emerge in the future, especially around design, innovation, robotics and new fields leveraging technology.

 

 

  1. Programlama, Robotik ve Maker (Sen de Yap) Hareketi

Okullar öğrencilerin bilmek zorunda oldukları yeni bir dil olan programlamayla tasarlanmaktadır. Kodlama saati, maker aktiviteleri veya robotik yarışmalarından birine dayalı olsun veya olmasın, öğrencilerin dijital ekonomide başarılı olmak için önemli kodlama ve programlama becerilerine ihtiyacı vardır. Maker hareketinin robotikle birleşmesi şehirlerde yenilik merkezlerini ve K-12 eğitiminde kodlama ve programlama içeren çok gerekli ve ilgili eğitim deneyimlerini desteklemek için önemlidir. Virginia, Richmond’dan Silikon Vadisi’ne kadar kodlama becerisi öngörülemeyen derecede önem kazanmaktadır. Programlama ve yenilikçi tasarımlar dünyayı değiştirebilir ve değiştirecektir.

 

  1. Programming, Robotics and the Maker Movement

Schools are being designed with programming as a new language that students must know. Whether it is built upon an hour of coding, maker challenges, and robotics competitions, students need important programming and coding skills to succeed in a digital economy. The combination of the maker movement with robotics is important to foster innovation hubs in cities, as well as much-needed, relevant educational experiences in K-12 which include coding and programming. From Richmond, Virginia to Silicon Valley—the ability to code is taking on an unprecedented level of importance. Programming and innovative designs can and will change the world.

  1. Nörobilim, Gençliğin Gelişimi Araştırması ve Çocuklar En İyi Nasıl Öğrenir

Öğretim modelleri çok sıklıkla öğrencilerin en iyi nasıl öğrendikleri hakkında bir araştırmayla yola çıkmaya odaklanmaz. Öğrenciler gerçekten öğrenirken neler oluyor? Öğrencilerin en iyi nasıl öğrendiği hakkındaki araştırmalara dayalı yeni modelleri nasıl tasarlarız? Önemli trendlerden biri, yeni öğrenme modellerini planlama ve şekillendirme tasarımında yenilikle ilgili konuşmaları ve yeni öğrenme modellerini gençlik gelişimi teorisi ve nörobilim araştırmalarına dayalı olarak şekillendirmek olacaktır.

  1. Neuroscience, Youth Development Research and How Kids Learn Best

Too often instructional models don’t focus on starting with the research on how students learn best. What goes on when students actually learn? How do we design new models that build upon the research for how students learn best? An important trend will be to shape the conversation on innovation and new learning models based on the research for youth development theory and neuroscience in the design from the inception of planning and shaping new learning models.

  1. Mobil Öğrenme

Cihazlar yaygınlaştıkça, öğrenciler ve yetişkinler için mobil öğrenme sayesinde öğrenme olanakları her zaman ve her yerden erişilebilir olacak ve pek çok öğrenme yolu seçeneği sunulacaktır. Mobil öğrenme tüm dünyada hiç olmadığı kadar hızlı gelişmektedir. Mobil öğrenmenin öğretim tasarımı bir sonraki öğrenim seviyesine geçmeden önce esneklik ve açık hedefler sunabilmek için öğrenmenin daha modüler, bağlamsal ve “bayt büyüklüğünde” olmasını gerektirmektedir. Öğrenenlerin akademik bir ortamda etkili bir biçimde bağlanabilmesi, birlikte çalışabilmesi ve iletişim kurabilmesi için güçlü araçlara ihtiyaç vardır.

  1. Mobile Learning

As devices become more ubiquitous, mobile learning for students and adults will support anywhere, anytime access to learning opportunities and open multiple pathways to learning. Mobile learning is growing faster than ever globally. The instructional design of mobile learning requires that learning become more modular, contextual, and “bite-sized” to provide flexibility and clear outcomes before moving to the next level of learning. Powerful tools are needed to ensure learners can connect, collaborate and communicate effectively in an academic setting on the go.

  1. Bulut Bilişim  

Yazılım uygulama hizmeti modellerinin 30 yıldır kullanılıyor olmasına rağmen, Google gibi araçların geliştirilmesi eğitimcilerin ihtiyaçlarını karşılamakta ve bulut bilişim teknolojinin eğitim kurumlarında ve K-12 ortamlarında kullanım alanını ve modellerini hızla değiştirmekte ve arttırmaktadır.

  1. Cloud Computing  

Although software application service models have been around for more than 30 years, the advent of tools such as Google provides for educators and cloud computing is rapidly changing the field and models for deploying and leveraging technology in academic institutions and K-12 learning environments.

11 Big Trends for 2016: Predictions and Changes Ahead in K-12 Education

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s