Erken Çocukluk Döneminde Fen ve Matematik 

Tüm çocuklar fen bilgisini öğrenebilir ve tüm çocuklara bilimsel okuryazar olma şansı verilmelidir. Bu öğrenimin gerçekleşebilmesi için çocukların erken yaşlardan itibaren temel bilimsel sorgulama deneyimlerine ve araştırmalarına maruz kalmaları gerekmektedir. Eğitimciler okul öncesi ve ilkokul seviyesindeki fen çalışmalarının aktif bir girişim olduğuna eskisinden çok daha fazla katılmaktadır. Bilim bir keşif bulma ve keşifleri düzenleme ve bildirme sistemi olarak anlaşılmaktadır. Bilim gerçeklerin ezberlenmesi olarak görülmekten ziyade, bir düşünme ve dünyayı anlamaya çalışma yolu olarak görülmektedir.

Temel Kavramlar ve Beceriler Nasıl Gelişir

Tüm bilim insanlarının bildiği gibi, bilimi öğrenmenin en iyi yolu bilim yapmaktır. Bilim yapmak soru sorma, araştırma yapma, veri toplama ve cevap arama işini gerçek anlamda yapmanın tek yoludur. Bu strateji küçük çocuklarda en iyi zaman içinde incelenebilecek doğal olguların incelenmesiyle gerçekleştirilebilir. Çocuklara soru sorma ve cevap verme, araştırma yapma ve problem çözme becerilerini uygulamayı öğrenme şansı verilmelidir. İyi bir fen eğitiminin temelinde aktif, uygulamalı ve öğrenci merkezli çalışmalar yatmaktadır.

 

Kavramlar bilginin yapı taşlarıdır; insanların bilgiyi düzenlemesini ve sınıflandırmasını sağlarlar. Çocuklar erken çocukluk dönemi boyunca temel kavramları edinme ve temel süreç becerilerini öğrenmekle aktif olarak meşgul olurlar.

 

Küçük çocuklar matematik ve fen kavramları gibi birçok kavramı ilkokul öncesi dönemde oluşturmaya başlarlar. Ayrıca, yeni edindikleri kavramları uygulamalarını, mevcut kavramları genişletmelerini ve yeni kavramlar geliştirmelerini sağlayan süreçler de geliştirirler. İlkokul dönemine (birinci sınıftan üçüncü sınıfa kadar olan dönem) girdiklerinde fen alanında daha soyut konular ve kavramlar üzerinde çalışırken önceden öğrendikleri temel kavramları uygularlar. Bu kavramları kullanmak matematikteki çarpma, bölme ve standart ölçü birimlerinin kullanımı gibi daha karmaşık kavramları anlamalarına da yardımcı olur.

 

Bilimde kullanılan kavramlar bebeklik kadar erken bir dönemde doğar ve gelişir. Bebekler duyularıyla dünyayı incelerler. Bakarlar, dokunurlar, koklarlar, duyarlar ve tadarlar. Çocuklar meraklı doğarlar ve çevrelerindeki her şeyi bilmek isterler. Çocuklar emeklemeyi, ayakta durmayı ve yürümeyi öğrendikçe, kendi başlarına daha rahat keşfedebilir ve kendileri için düşünmeyi öğrenebilirler. Büyüklük fikirlerini öğrenmeye başlarlar: Etraflarına baktıkça kendi küçüklüklerini anlarlar. Büyük nesnelerin üstüne çıkarlar, altından geçerler ve içine girerler ve bu nesnelerin kendi büyüklüklerine kıyasla büyüklüğünü keşfederler. Nesneleri tutarlar ve bazılarının minik ellerine uyduğunu, bazılarınınsa uymadığını görürler. Bebekler aynı büyüklükteki nesneleri her zaman kaldıramadıklarında ağırlığı öğrenirler. Şekilleri öğrenirler: Bazı şeyler koyulduğu gibi kalır, bazıları yuvarlanır. Zaman sırasını öğrenirler: Uyandıklarında ıslaklık ve açlık hissederler. Ağlarlar. Altları değiştirilir, sonra da karınları doyurulur. Sonra oyun oynarlar, yorulurlar ve uyurlar. Bebekler önce bakıp sonra hareket ederek mekanı keşfederler: Bazı mekanlar büyük, bazı mekanlar küçüktür. Bebekler zamanla mekan duygusu geliştirirler: Karyolaya veya oyun parkına koyulurlar.

 

Yürümeyi öğrenmeye yeni başlayan bebekler nesneleri ayırır. Aynı renk, aynı büyüklük, aynı şekil veya aynı kullanıma sahip nesneleri öbeklerler. Küçük çocuklar farklı büyüklüklerdeki kaplara kum ve su doldururlar. Blokları uzun yapılar halinde bir araya getirirler ve düşüp tekrar küçük parçalara ayrılışlarını izlerler. Bir çocuğun ilk iki yılki serbest keşifleri ve deneyimleri kas koordinasyonunun ve tat, koku, görme ve işitme duyularının –ilerideki öğrenmenin temelini oluşturan beceriler ve duyular- gelişimini destekler.

 

Çocuklar okul öncesi eğitime başladıklarında, keşfetme yeni durumlarla baş etmenin ilk aşaması olmaya devam eder. Ancak, bu dönemde çocuklar bir soruya cevap vermek için veri toplamak ve düzenlemek için temel kavramları uygulamaya da başlarlar. Veri toplama gözlem yapma, sayı sayma, kaydetme ve düzenleme becerilerini gerektirmektedir. Çocuklar çevrelerine aktif katılarak temel kavramları edinirler. Çevrelerini inceledikçe, kendi bilgilerini aktif olarak oluştururlar.

 

Erken Çocukluk Döneminde Fen ve Matematiğin Ortak Yanları 

Matematik ve fen gibi içerik alanları arasında doğal bir temel kavramlar ve süreç becerileri entegrasyonu vardır. Temel matematik kavramları – karşılaştırma, sınıflandırma ve ölçme- fen problemlerine uygulandığında süreç becerileri olarak adlandırılır. Bu matematiksel kavramlar bazı fen problemlerini çözmek için gereklidir. Diğer bilimsel süreç becerileri de –gözlemleme, aktarma, çıkarım yapma, varsayımda bulunma ve değişkenleri kontrol etme- fen ve matematik problemlerini çözmek için eşit derecede önemlidir.

 

Örneğin; temel bir fizik ilkesi olan eğim ilkesini ele alalım. Genişçe bir kontroplağın bir blok üzerine rampa olacak şekilde yaslandığını varsayın. Çocuklara rampadan yuvarlamaları için farklı büyüklük ve ağırlıkta toplar verilir. Bu serbest keşifle oyun fikri oluştuktan sonra, öğretmen “Rampanın tepesinden aynı anda iki tane top yuvarlansaydı ne olurdu?” “Rampanın yüksekliğini değiştirseydiniz ne olurdu? Ya da farklı yükseklikte iki rampa olsaydı ne olurdu? Farklı uzunlukta iki rampa olsaydı ne olurdu?” gibi sorular sorabilir. Çocuklar tahminde bulunabilir, rampaların dikliğini veya uzunluğunu değiştirdiklerinde ne olduğunu inceleyebilir, olanları gözlemleyebilir ve deneylerindeki benzerlikleri ve farklılıkları tanımlayabilirler. Topun büyüklüğüne veya ağırlığına, rampanın yüksekliğine ve uzunluğuna veya diğer değişkenlere bağlı hız ve mesafe farklılıklarını gözlemleyebilirler. Bu örnekte çocuklar bilimsel gözlem yaparken hız, mesafe, yükseklik, uzunluk ve sayı sayma (her rampayı kaç blok destekliyor?) gibi matematiksel kavramları kullanabilirler.

 

Matematik ve fen kavramları ve becerileri çocuklar bloklarla, suyla, kumla ve el becerisi gerektiren materyallerle oynama gibi geleneksel çocuk aktiviteleriyle ve dramatik oyun, yemek pişirme ve açık alan aktiviteleriyle uğraşırken edinilebilir. Küçük çocuklara matematik ve feni günlük aktivitelerinde görme fırsatı vermek çocukların temel bir anlayış kazanmasına ve ileride öğrenmeye daha çok ilgi duymalarına yardımcı olur.

 

Problem Çözme Yoluyla Sorgulamaya Teşvik Etme  

Fen eğitimi araştırmalarında çok ilgi gören alanlardan biri sorgulama yoluyla fen öğretimidir. Fen eğitimi alanındaki araştırma bulguları bu görüşü desteklemektedir. Sorgulama odaklı öğretim öğrencilerin bilimin sorgulayıcı doğasına girmelerini sağlar. Novak’ın (1977) da ileri sürdüğü gibi, sorgulama aktiflik ve beceri gerektiren, ancak odak noktası öğrencilerin merakını tatmin etmek için aktif bilgi arayışı veya anlama olan bir öğrenci davranışıdır. Sorgulamada eğitimcilerin çocuklardan her şeyi kendileri için keşfetmelerini beklememeleri, daha ziyade yeni bilimsel bilgileri hem daha önce öğrendikleri bilgilerle hem de deneysel olgularla ilişkilendirmeleri gerekmektedir. Böylece öğrenciler fiziksel dünyaya dair tutarlı bir resim oluşturabilirler. Öğretmenler bu süreci çeşitli şekillerde kolaylaştırabilirler. Örneğin; çocuklar fasulye bitkisi veya civardaki bir ağaç hakkında daha çok şey öğrenmek istediklerinde öğretmenin öğrencilerin mevcut bilgilerini belirlemek için sorular sorması gerekmektedir. Böylece öğretmenler öğrenme deneyimlerini ve sınıf ortamını öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını en iyi karşılayacak şekilde düzenleyebilirler.

 

Öğrencileri sorgulamaya dahil etmenin bir yolu bir öğretim stratejisinden çok çocuk davranışı olan problem çözmedir. Sorgulamada olduğu gibi, problem çözmenin arkasındaki itici güç de meraktır – bulma isteğidir.  Problemler çocukların kendi deneyimleri ile ilgili olmalı ve kendi deneyimlerini içermelidir. Çocuklar doğdukları andan itibaren öğrenmek isterler ve doğal olarak çözecek problem ararlar. Anaokulu öncesi dönemde problem çözme doğal ve gayri resmi öğrenmeye odaklıdır: su, kum ve diğer maddeleri kaplara doldurma ve boşaltma; karıncaları gözlemleme veya oyuncak arabaları yarıştırma gibi. Anaokulunda ve ilkokulda yetişkinler problem çözmeye yönelik daha yapılandırılmış bir yaklaşım geliştirebilirler.

 

Çoğu fen eğitmeni problem çözmenin ve yansıtıcı düşünmenin çocukların okuldaki fen öğreniminde önemli bir rol oynadığı fikrindedir. Problem çözme fen öğrenmek için güçlü bir motive edici faktör olabilir. Öğrenciler sınıfta işledikleri durumları ve problemleri gerçek olarak algıladıklarında, merakları artar ve cevap bulmak isterler. Öğrenci için önemli olan bir sorunun veya problemin cevabını aramak öğrencinin dikkatini uyanık tutar ve heyecan uyandırır.

 

Fen Eğitiminin Kuramsal Temeli

Küçük çocukların fen anlayışı erken çocukluk döneminde geliştirdikleri temel kavramlardan doğar. Bu gelişmenin nasıl ve ne zaman meydana geldiği konusundaki bilgilerimizin çoğunu Jean Piaget ve Lev Vygotsky’nin ileri sürdüğü kavram gelişimi teorilerine dayalı araştırmalardan ediniyoruz. Bu teoriler kendi keşiflerini yapan ve bilgilerini oluşturan entelektüel araştırmacılar olarak münferit çocuklar üzerine odaklanan oluşturmacı yaklaşımı doğurmuştur. Oluşturmacılığın özellikle öğrencilerin bilimsel gerçekleri ezberlemek yerine sorgulama sürecine girmeye teşvik edildikleri günümüz sınıflarında fen eğitimi üzerinde önemli etkileri vardır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s