Öğrenme Hakkında Düşünmek ve Düşünmeyi Öğrenmek

 

THINKING ABOUT LEARNING, AND LEARNING ABOUT  THINKING

Paulo Blikstein (Stanford Üniversitesi)

Bir tarihçi Jean Piaget’nin gelişim psikolojisiyle ilgili çalışmasını günümüzün eğitim teknolojisi trendlerine bağlayan bir çizgi çizecek olsa, bu çizginin adı “Papert” olurdu. Seymour Papert üç devrimin merkezinde yer almıştır: çocuk gelişimi, yapay zekâ ve eğitim teknolojileri.

If a historian were to draw a line connecting Jean Piaget’s work on developmental psychology to today’s trends in educational technology, the line would simply be labeled “Papert.” Seymour Papert has been at the center of three revolutions: child development, artificial intelligence and computational technologies for education.

Tarihsel öneme sahip olan kariyeri, dünyanın her yerinde hissedilmeye devam eden, insan ve makine bilişiyle ilgili temel araştırmadan dünyanın her yerindeki çocuklara dokunan uygulamalı araştırmaya kadar bir dizi sismik olaya bağlanabilir. Papert’siz bir okul robotik alt kültürü hayal edilebilir mi? Papert’siz işlem okuryazarlığı diye bir alandan bahsedilebilir mi? Veya çoğu teknoloji sayesinde mümkün olan proje tabanlı öğrenmeden bahsedilebilir mi?

His storied career could be likened to a series of seismic events that continue to be felt around the world, from fundamental basic research on human and machine cognition to applied research that has touched children around the world. Can anyone envision a school robotics subculture without Papert? Can we imagine the entire field of computational literacy without him? Or for that matter, most of technology-enabled project-based learning?

Papert, Cenevre Üniversitesi Genetik Bilgi Kuramı Merkezinde Paiget ile dört yıl çalışmıştır. Genç matematikçi, Piaget’nin çocukların –“minyatür yetişkinler” veya boş kap olarak değil, dünyayla etkileşen ve sürekli değişen teoriler oluşturan aktif özneler olarak-  dünyalarını nasıl anlamlandırdıkları konusundaki çalışmasından çok etkilenmiştir. Piaget’nin çocuk gelişimi alanındaki yeni gelişen yapılandırmacı ilkeleri Papert’in daha sonra eğitim bağlamlarında geliştirdiği oluşturmacı yaklaşımın temelini oluşturmuştur. Papert, 1991’de şunları ifade etmiştir:

Papert spent four years working under Piaget at the International Centre of Genetic Epistemology, at the University of Geneva. The young mathematician was profoundly influenced by Piaget’s work on how children make sense of their world – not as “miniature adults” or empty vessels, but as active agents interacting with the world and building ever-evolving theories. Piaget’s constructivist principles in the nascent field of child development were the foundation for Papert’s later development of constructionism in educational contexts. Papert wrote in 1991:

Oluşturmacılık, yapılandırmacılığın “bilgi yapıları kurma” şeklindeki öğrenme çağrışımını paylaşır. Bunun öğrenmenin öğrenenin plajda kumdan bir kale veya bir evren teorisi gibi herhangi bir varlık oluşturmaya bilinçli olarak katıldığı bir bağlamda özellikle mutlu bir şekilde meydana geldiğini eklemektedir.

Constructionism shares constructivism’s connotation of learning as ‘building knowledge structures’. It then adds the idea that this happens especially felicitously in a context where the learner is consciously engaged in constructing a public entity, whether it’s a sand castle on the beach or a theory of the universe.

Papert daha sonraki çalışmalarında Piaget’nin görüşlerinden ayrılmış veya Piaget’nin görüşlerinin kapsamını genişletmiştir ancak Papert’in kariyerinde Piaget’nin etkisi hala açıkça görülmektedir. Cenevre’de kaldığı zaman zarfında, Papert büyük etkileri olacak tesadüfi bir bağlantı daha kurmuştur: 1960 yılında Londra’da bilgi kuramı ile ilgili bir sempozyumda Marvin Minsky ile tanışmıştır; sempozyumda her ikisi de tesadüfen benzer bildiriler sunmuşlardır.  Daha sonra Minsky ile yakinen çalışan Papert, MIT’nin Yapay Zekâ Laboratuvarı’nın kurucu ortağı olmuştur.

In later work Papert would diverge or expand on the Piagetian worldview, but Piaget’s influence would still be overwhelmingly apparent through the rest of his career. During his time in Geneva, Papert had made another serendipitous connection that would have great repercussions: At a 1960 symposium on information theory in London, he met Marvin Minsky where they both coincidentally presented papers on a similar theorem. Later in close partnership with Minsky, Papert became co-founder of MIT’s Artificial Intelligence Lab.

1970 yılında, Papert MIT’de “Çocuklara Düşünmeyi Öğretmek” başlıklı bir sempozyum düzenlemiş ve burada çocuklara bilgisayar öğretme konusundaki görüşlerinden bahsetmiştir. Bu radikal fikir, dijital araçlar sınıflarda sıradan hale gelene kadar yaklaşık yirmi yıl boyunca havada kalacaktır. Ve bugüne kadar dahi yaklaşımlar arasında hala büyük bir uçurum vardır: Makine mi çocukları kullanıyor, çocuklar mı makineyi?

In 1970, Papert convened a symposium at MIT called “Teaching Children Thinking” where he laid out his case for children teaching computers. This radical idea would float around for nearly two decades before digital tools would become commonplace in the classroom. And yet to this day, there is still a great gap between paradigms: Is the machine driving the child or vice versa?

Papert’in çalışmaları, çığır açıcı çalışması “Mindstorms: Children, Computers and Powerful Ideas” (Beyin Fırtınaları: Çocuklar, Bilgisayarlar ve Güçlü Fikirler)’in yayınlanmasıyla dikkat çekmiştir. Papert’in 1981 yılında kurduğu MIT Bilgi Kuramı ve Örenme Grubu, ileri seviye fikirler ve robotik, çok etmenli modelleme, sistem dinamikleri ve dijital üretim gibi teknolojileri takip eden yirmi yıl boyunca milyonlarca öğrenciye sunacak olan bir grup zeki öğrenciyi ve araştırmacıyı bünyesine katmıştır. Lego şirketi de bu fikirlerin birçoğunu Papert onuruna “Mindstorms” adlı ürünlere dönüştürmüştür.

Papert’s work entered mainstream consciousness in 1980, with the publication of the seminal “Mindstorms: Children, Computers and Powerful Ideas.” MIT’s Epistemology and Learning Group, which Papert founded in 1981, attracted a legion of bright students and researchers who over the next two decades, would bring to millions of children advanced ideas and technologies such as robotics, multi-agent modeling, system dynamics, and digital fabrication. The Lego company itself would eventually transform many of these ideas into products under the title “Mindstorms,” in honor of Papert.

Papert’in oluşturmacılığının özü müfredata dayalı öğretim dünyasını tekrarlamaya değil, tersine çevirmeye dayalıdır. Papert’in ileri sürdüğü, eğitim yöneticilerinin tüylerini sonsuza kadar diken diken edecek temel bir kavram varsa, muhtemelen bu kavram “Mindstorms”dan alınan şu ifadedir:

Papert’s constructionism has, at its heart, a desire not to revise, but to invert the world of curriculum-driven instruction. If there is one keystone concept from Papert that will forever set the teeth of educational administrators on edge, it is probably this, from “Mindstorms”:

Birçok çocuk, içinde sadece “anladım” ya da “ yanlış anladım” olan bir öğrenme modeline sahip oldukları için öğrenmede geri kalmaktadır. Fakat bir bilgisayar programladığınızda ilk seferde asla doğu programlayamazsınız. İyi bir programcı olmayı öğrenmek hatalı yazılımları ayıklama ve düzeltme konusunda çok becerikli olmayı öğrenmektir… Programla ilgili olarak sorulması gereken soru programın doğru mu yanlış mı olduğu değil, düzeltilip düzeltilemeyeceğidir. Entelektüel ürünlere karşı bu gibi bir bakış açısı toplumun bilgi ve bilgiyi edinme konusundaki düşüncesine genellenebilseydi, hepimizin “hata yapma” korkusu azalırdı.”

Many children are held back in their learning because they have a model of learning in which you have either ‘got it’ or ‘got it wrong.’ But when you program a computer you almost never get it right the first time. Learning to be a master programmer is learning to become highly skilled at isolating and correcting bugs … The question to ask about the program is not whether it is right or wrong, but if it is fixable. If this way of looking at intellectual products were generalized to how the larger culture thinks about knowledge and its acquisition we might all be less intimidated by our fears of ‘being wrong.’

Papert belki de dijital araçlar ve çocuklarla özellikle ilgilenen ilk etkileşim tasarımcısıydı. Çocukların etkili bir şekilde yetişkinlerden farklı düşündüklerinin ve bilişsel evrimlerinin bilginin zorla verilmesinden ziyade zengin araçlar ve ortamlar tasarlamalarını gerektirdiğinin farkında olması on yıllarca sürecek araştırmaların yönünü belirlemiştir. Gelişim psikolojisi, yapay zekâ ve teknolojinin birleşimi neticesinde güçlü ve verimli sonuçlar elde edilmiş ve yeni bir eğitim teknolojileri türü doğmuştur. Papert, tüm bir araştırmacı ve uygulayıcı neslini kendi vizyonunu dünyaya yaymaya motive eden ilham verici bir etkendi.

Papert was perhaps the first interaction designer especially concerned with digital tools and children. His awareness that children effectively think differently than adults, and that their cognitive evolution requires designing rich toolkits and environments rather than force-feeding knowledge, has set the tone for decades of research. The combination of developmental psychology, AI, and technology proved to be powerful and generative, and created a new genre of educational technologies. Papert was an inspirational force that motivated an entire generation of researchers and practitioners to bring his vision to the world.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s